DOLAR
43,2642
EURO
50,8626
ALTIN
6.764,00
BIST
12.851,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Hafif Yağmurlu
10°C
Mersin
10°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Parçalı Bulutlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
11°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    VAR GİT ÖLÜM BİR ZAMANDA GENE GEL

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal
    Yaşı oldukça ilerlemişti. Yaşam boyu yakınına uğramayan duygular kapısını çalar olmuştu. Bu karanlık düşler kara çadırda uykusunu bölmüş, parçalamıştı. O nedenle şafakta uyandı. Yatağında bir sağa, bir sola bir süre dönüp durdu. Uykusunun kaçış nedeni gündüzün dolaşırken bir ölü evine rastlamış olmasıydı. Genç bir babaydı yaşamını yitiren. Çocukları yetim kalmıştı. Acılar içinde çığrışıyorlardı. Hele kadınların makamla ağlamaları iç dünyasını alt üst etmişti. Kadınların ağıtlarına, deyişlerdeki başarılarına hayran kalmıştı.
    Bir yandan da ölüm olayını sorgulamaya başlamıştı. Böylesi karanlık duygular gönül dünyasında ilk kez dolaşıyordu. Ölüm değildi onu korkutan: Bir daha saz çalamamak, türküler söyleyememek, kuşların uçuşunu, çiçeklerin kokuşunu, derelerin akışını gözlemleyememek katlanılamaz bir acıydı!
    Çaresi yok, uyku terk etmişti onu. Yatağın içinde çalkalanıp durmanın da bir anlamı yoktu. Gün ışımadan fırladı yatağından. Hedefsiz yürümeye başladı. Ana yola yaklaşmıştı ki yanık bir türkü geldi kulaklarına:
    Yayla yollarında vardır evimiz
    Yine düştü bir güzele sevimiz
    Yar seninle böyle miydi kavlimiz
    Kavil yerlerine gel ala gözlüm
    Bir taşın üstüne oturdu. Bir süre dondu kaldı. Türküden çok etkilenmişti. Ne kadar da doğaldı. Kendi kendine bitip büyüyen ağaç gibi. Kendi kendine doğup akan dereler gibi. Ölüm tüm güzellerden, güzelliklerden ayıracaktı onu. Bu duyguları anlatan bir türkü söylememek olamazdı. Eli kendiliğinden sazına gitti. Bir çiçeği sever gibi okşadı, kokladı. Sonra alaca karanlıkta salıverdi sazını dağlara, çağıllı koyaklara:
    ……………………….
    Ölüm ardıma düşüp de yorulma
    Var git ölüm bir zaman da gene gel
    Akıbet alırsın komazsın beni
    Var git ölüm bir zamanda gene gel
    …………………………..
    Şöyle bir vakitler yiyip içerken
    Yiyip içip yaylalarda gezerken
    Gene mi geldin senden kaçarken
    Var git ölüm bir zaman da gene gel
    ………………………………
    Çıkıp boz kurtlayın ulaşamadım
    Yalan dünya sana çıkışamadım
    Eşimle dostumla buluşamadım
    Var git ölüm bir zaman da gene gel
    …………………………..
    Karaca Oğlan der ki derdim pek beter
    Bahçede bülbüller şakıyıp öter
    Anayı babayı hep aldın yeter
    Var git ölüm bir zamanda gene gel

    Öyküleriyle Karacaoğlan / VAR GİT ÖLÜM BİR ZAMANDA GENE GEL – Ali UYSAL

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.