DOLAR
44,7213
EURO
52,7808
ALTIN
6.960,37
BIST
14.202,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Çok Bulutlu
20°C
Mersin
20°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
24°C
Perşembe Az Bulutlu
26°C
Cuma Yağmurlu
25°C
Cumartesi Yağmurlu
20°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    KARACAOĞLAN’IN VERDİĞİ DERS

    Günümüzden beş yüz yıl önce Bulgar (Bolkar) dağı üstünde Yörük obaları yaşardı. Her obanın bir beyi olurdu. Oba beyleri güçlü kişilerdi. Çevrelerinde sayılır sevilirlerdi.

    Çevrede birçok sorun oba beyleri tarafından çözülürdü. Ad koyma, düğün gibi törenlerde hep en başta en önde olurlardı. Varlıklı kişilerdi.

    O yılların yaşam biçimini de gözden geçirelim istiyorum: Dağlar üstünde yaşaya halkın tümü de Türkmen göçerleriydi. Geçim kaynakları hayvancılıktı. Otlu koyaklarda dolaştırır dururlardı keçilerini.

    Bu günkü anlamda okulları yoktu. Kemalettin Kamu’nun dediği gibi Yılların geçtiğini onlara kuzular haber verirdi. Ama kendilerine özgü, özgün bir halk kültürleri vardı. Masallar, türküler, bilmeceler, ağıtlar gibi kültür denizinin içinde yaşayıp giderlerdi. Bu yaşantıdan koskoca bir edebiyat biçimi doğmuştur: Halk edebiyatı. Bu edebiyatı hiç de hafife almamak gerek.

    “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Bu halkın hayat damarlarında kopukluk yoktu. Hiç eskimeyen yaman bir sanata sahiptiler: Halk ozanları, halk türküleri. Halkın tek eğlencesiydi onları dinlemek. Ozanlar saz çalıp türkü söylemeye başladılar mı halk kendinden geçer, büyülenmiş gibi dinlerlerdi ozanları; Oba beyleri her zaman kollar ve korurdu.

    Bir gün oba beylerinden biri bir şölen düzenledi. Çevrede ne kadar eli sazlı, dili sözlü ozan var ise haber salındı. Tümü de sazlarını aldıkları gibi katıldılar toplantıya.

    Görkemli bir toplantı oldu. Halk da yoğun ilgi gösterdi toplantıya. İğne atsan yere düşmezdi. Seyrine doyulmayan bir toplantı gerçekleşti. Türküler, atışmalar, gönülleri okşayan saz sesleri…Çiçekler bile kaldırmıştı başlarını dinlemek için.

    Herkesin tanıdığı usta, ünlü bir ozan da vardı toplantıda. Sıra ona geldiğinde kendini beğenmişçesine bir anlatım sergiledi. Diğer ozanlara hava atıyordu. ”Beni iyi dinleyin, benden bir şeyler öğrenin, benden yararlanın” der gibiydi.

    Ozanlar arasında biri daha vardı ki onu kimse tanımıyordu. Kara yağız, genç, elinde saz sessizce oturuyordu yerinde. Elinde saz olduğuna göre o da ozandı. İzleyenlerden biri dayanamadı laf attı: ”Ozan seni de dinleyelim. Haydi seni de bir tanıyalım. Şu anda bizlere söylemek istediğin neler var?”

    Delikanlı yavaşça doğruldu. Sazını alıp ortaya kuruldu. Sözlerinin yönünü az önce çalım satan ozana doğrulttu. Çaldı, söyledi:

    Dinle sana bir nasihat edeyim

    Hatırdan, gönülden geçici olma

    Yiğidin başına bir iş gelince

    Anı yad ellere açıcı olma

    Mecliste ârif ol kelâmı dinle

    El iki söylerse, sen birin söyle

    Elinden geldikçe sen eylik eyle

    Hatıra dokunup yıkıcı olma

    Dokunur hatıra kendisin bilmez

    Asilzadelerden hiç kemlik gelmez

    Sen eyilik et de o zayi olmaz

    Darılıp da başa kakıcı olma

    El âriftir, yoklar senin bendini

    Dağıdırlar duzağını, fendini

    Alçaklarda otur, gözet kendini

    Katı yükseklerden uçucu olma

    Muradım nasihat bunda söylemek

    Size lâyık olan onu dinlemek

    Sev seni seveni, zay etme emek

    Sevenin sözünden geçici olma

    Karacaoğlan söyler sözün, başarır

    Aşkın deryasını boydan aşırır

    Seni bir mecliste hacil düşürür

    Kötülerle konup göçücü olma

    Kimsenin tanımadığı bu genç delikanlı Türk Halkının gönlündeki tahta oturacak ve bir daha oradan inmeyecek olan Karacaoğlan’dı. İzleyenler dondu kaldı. Öylesine yanık bir ezgi, gönüllerin derinliklerine işleyen bir ses.

    Ozanlara öğütler yağdıran ünlü ozan sazını bırakıp delikanlının yanına gelip alnından öptü: ”Bundan geri benim ustamsın. Senin sazının üstüne saz, sesinin üstüne ses tanımam gayri” diyerek övgüler yağdırdı.

    O günden sonra Türkmen elinde herkesin tanıdığı, sevdiği, beklediği bir Karaca Oğlan olacak.

    Ali UYSAL

    ETİKETLER:
    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.