DOLAR
45,3471
EURO
53,2378
ALTIN
6.840,12
BIST
15.040,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
21°C
Mersin
21°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    İNSANOĞLU YERYÜZÜNE GELENDE – ALİ UYSAL

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Sıkça uzaklaşırdı obasından. Nerelere gider, nerelerde eğlenir, kimlere gönül verir? Obasından bilen olmazdı. Ancak türküleri duyulurdu uzaklardan.
    Bu yüzden doğup büyüdüğü yer bile tartışılırdı; çünkü gezip gördüğü yerlerde bir güzele sevdalanır o yöreyi sıla bilirdi. O nedenle şiirlerinde belirlediği memleketi gerçeği yansıtmıyordu.
    Yine de aşağıdaki dörtlük memleketi hakkında gerçeğe yakın bir kanı taşıyordu:
    Kozan Dağından neslimiz
    Arı Türkmendir aslımız
    Farsak’tır durak yerimiz
    Gurbette yar eğler bizi
    Uzun süren gezilerden sonra obasına gelişi bir bayram havası estirirdi. Yakınları çevresini sarıp isteklerini sıralarlardı. Bu kez yine aynısı oldu. Üstelik sevdiği kız da aralarındaydı bu kez.
    Her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Kimi aşktan özleyişten, kimi yaşamın gerçeklerinden isteklerde bulunmaya başladı. Ortalarına kurulup tüm istekleri içine alan bir türkü çalıp söyledi. O söylerken türküsünü kuşlar ötmedi, yeller esmedi, çiçekler kokmadı, sular akmadı!

    İNSANOĞLU YERYÜZÜNE GELENDE

    İnsanoğlu yeryüzüne gelende,
    Kur’ağaçtan meyve bitmiş gib’olur.
    Kâmil olup on beşine değende,
    Cevahirden yükün tutmuş gib’olur.

    Talana da deli gönül, talana,
    Gide gele orta yeri dolana.
    Bir yiğit, sevdiği yakın olana,
    Her gün düğün, bayram etmiş gib’olur.

    Bir yiğit yaslanıp dizine yatsa,
    Yârinin yağlığın yüzüne örtse,
    Her dem sevdiğinin sesin işitse,
    Gökyüzünde turna uçmuş gib’olur.

    Yüce dağ başında yayılan ceylan,
    Avcılar geliyor, dört yanın dolan.
    Her olur, olmaza sırrını diyen,
    Boz bulanık çaya akmış gib’olur.

    Kolda götürürler şahanı, bazı,
    Her zaman severler gelini, kızı.
    Yiğidin ikrarı, güzelin sözü,
    Taze yağı bala katmış gib’olur.

    Karac’oğlan der ki: Bizi kayıran,
    İki canı birbirinden ayıran,
    Muhannet aşıyla karın doyuran,
    İki elle zehir tatmış gib’olur.

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Yazarın Diğer Yazıları