Mut İlçemiz

DÜNYA DEĞİŞİRKEN – 2

DÜNYA DEĞİŞİRKEN – 2
Havva UYAR
Havva UYAR( havva.uyar@hotmail.com )
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEYLER VAR
31 Mart 2020 - 20:15

Ben yok, biz varız diyor yaşam. Dünyanın bir yerindeki bir hastalık öğrendik ki sadece onların sorunları değilmiş. Bir hayvanın acısı, bir ormanın çığlığı, bir insanın hüznü seni eninde sonunda buluyor. Acılar, sevinçler, iyilikler, kötülükler hiçbiri yok olup giden basit duygular değil. Biz unutuyor olabiliriz ama hepsi evrenin büyük hafızasında kayıt altında. Hiçbir şey yok olmuyor, yokken de var olmuyor.

Küresel salgın sınırları kapatıyor. Herkesi evlerine, kendi sınırları içinde hapsediyor. Yaşam diyor ki: “Haddini ve sınırlarını bil, sınırsız değilsin.” Sınırlarımızın farkına varmayı öğretiyor. Kimseyi yargılamak haddimize değil. Evrensel kurallar artık olanı olduğu haliyle kabule geçme zamanı geldiğini gösteriyor ve bizi uyarıyor. Yargıyı bırakmayı ve insanları oldukları haliyle kabule geçmeyi zorunlu kılıyor.

En büyük sınav da en zorlandığımız alandan geliyor. İlişkiler…

Aldığım yoga eğitiminde söylemişti Berivan Aslan Sungur: “İnsanı  en çok geliştiren en yakın ilişkileridir. Eşinizle, anne babanızla, çocuklarınızla ilişkilerinizi geliştirmeyi seçin. Öğrenemediğiniz her ders yeni bir ilişkide tekrar karşınıza çıkacaktır.” dolayısıyle; hayat bize “Kendinle ve yakınındakilerle ilişkini geliştir, orta yolu bul. Anlayış geliştirmeyi seç.” diye bas bas bağırıyor. Dış dünya yerine iç dünyamıza dikkatimizi vermeyi, ilişkilerimize daha fazla yatırım yapmamız gerektiğini anlatıyor.

 Başka ne anlatıyor dersiniz?

Corona  temizlik ve hijyene de dikkat etmeyi öğretiyor. Bize bazı geleneksel alışkanlıkları hatırlatıyor. O halde “Temizlenin.” diyor. Basit bir temizlik değil, köşe dip bucak bir temizlikten bahsediyor. Yani temizlik sadece bedenlerimizde değil ruhlarımızda da oluyor. Temizlendiğimiz her bir parçamız bizi farklı bir frekansa taşıyarak arınmamızı sağlıyor. Bunu yapamazsak, değişime direnirsek yok olacağımızı söylüyor. Tutunduğumuz, ısrar ettiğimiz, direndiğimiz şeylerin anlamsızlığını fark etmemiz gerektiğini ifade ediyor. Maddeye bağımlılığın insana tutsaklıktan başka bir şey kazandırmadığını gösteriyor.

Tasavvufta üstat, öğrencisi grip olduğunda “Hastalığını sev” dermiş. Çünkü çözülüyorsun, biriktirdiğin öfkeler, korkular, endişeler bedeninden atılıyor. Dünyamız da çözülüyor; kirinden, pasından, biriktirdiği öfkeden. Avustralya’daki aylarca söndürülemeyen yangınları, devam eden depremleri, sel felaketlerini, yaşadığımız bu küresel salgını düşünün. Ateş, hava, su, toprak ayrı ayrı harekete geçti diyor Astrolojiye ait veriler… İster inanın ister inanmayın.

Bazı geleneksel değerleri yeniden hatırlayıp, eskide kalanın aslında değerinden bir şey kaybetmediğini  farkettiriyor. En tehlikede olanların yaşlılar olduğuna işaret ediyor. Yaşlılar bizim ayaklı yaşayan tarihimiz, geçmişimiz, değerlerimiz. Değerlerine sahip çık, kadim öğretilerin ne anlatmak istediğini iyi oku diyor. Peki biz gerçekten geçmiş tarihimizi doğru okuyabildik mi? Geçmişin öğretilerini doğru anlayabildik mi? Bununla birlikte yeniye de yer açacağımız eskiye tutunup kalmayı bırakacağımız bir süreci yaşıyoruz. Tam bir dengede olma hali. Yani geçmişin bilgeliğini alıp bırakmayı seçme zamanı artık. Zamansızlığın olduğu an’ı ŞİMDİ’nin ne olduğunu anlama zamanı.

Dünya değişiyor… Frekanslar değişiyor… Ve biz değişiyoruz!

Eğer biz insancıklar endişe ve korkuya kapılır, dengeden uzaklaşırsak ki bu korkuyu beslemenin kendi cehennemimizi yaratmaktan başka bir faydası yoktur. Sonunda onun kurbanı oluruz. Korkuyu bertaraf etmenin yolu ise sevgiyi beslemektir. Doğru düşünmek, aklımızı kullanarak sağlıklı çözümler üretebilmek sevgi enerjisinden işlememizi sağlar. Bu DENGE demektir ve bu süreçte dengede olanlar ayakta kalacağa benziyor. Değişime direnmeyi değil değişimin bir parçası olmayı seçmemiz gerekiyor.

Gelecekte cennet bahçesi istiyorsak, şimdi de o cenneti yaratmak zorundayız. Duygu ve düşüncelerimizle, eylemlerimizle, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çaba göstererek, olmuyorsa da olana razı olarak, sorumluluklarımızı unutmadan, disiplinle, tedbirli ama korkmadan, yüreğinin götürdüğü yere giderken aklı ve bilimi meşale yapmak durumundayız. Hayata güvenmeyi öğrenmek zorundayız.

Çin İtalya’ya yolladığı tıbbi maske kolilerinin üzerini Seneca’dan bir şiirle süslemiş: “Bizler aynı denizin dalgaları, aynı ağacın yaprakları, aynı bahçenin çiçekleriyiz.”

Japonya’da Çin’e yolladığı kolileri “Farklı dağlara, nehirlere sahip olsak da aynı Güneş’i, Ay’ı ve gökyüzünü paylaşıyoruz.” diye bir Budist şiiri ile süslemiş.

Biz de diyoruz ki Nazımca: “Yok öyle umutları yitirip karanlıklara savrulmak. Unutma! Aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak.”

Sevginiz, gülümsemeniz, inancınız daim olsun. Sevgiyle ve aşkla…

HAVVA UYAR

24.03.2020

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com