Emperyalizm her yerde kaosu destekler. Huzurlu ve özgürce yaşamak anayasasında yok. Geleceğini soygun ve sömürü üzerine kuran sistem; en çok da can alıyor, kanla besleniyor. Ölüm, her canlı için sonuçta yaşanacak bir gerçeklik. Yaşam terazisinde ölenler ve doğanlar dengede duruyor. Ama Emparyalizm ölmüyor; öldürüyor, yok ediyor. Siyasi önderler daha sevecen, daha ufku geniş, daha toparlayıcı, daha demokrat olmak zorundadır. Bizde öyle değil. Sadece “bendensen iyisin” mantığındayız. Bu durum ülkede bölünmeyi tetikleyen, başkalarına yaşam hakkı tanımayan anlayıştır.
Ortadoğu sadece bugün kan gölüne döndürülmedi. Bu yüzyılın intikamı üzerine kurulmuş projenin hayata geçirilmesidir. Lozan’la alınan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tapusunu iptal ettirme mücadelesidir. Irak kaç parçaya bölündü, Libya yerle bir edildi. Suriye’de ise özde çok parçalı bir Ortadoğu resmi çizmek isteniyor. Planlı haritayı, sinsi planlarının üstünü demokrasi, özgürlüklerle örterek gerçekleştirme çabaları boşuna değil. Dış politika uzmanları durumun vahşetini, kapsama alanlarını, nereye evrildiklerini anlatmaya çaba gösterseler de anlayan, önemseyen yöneticiler anlamamakta ısrarcılar. Baş ucumuzda gelişen savaşların ülkemizi tehdit ettiğini söylüyor ama İsrail’le ticari ilişkiler kesintisiz sürüyor. Yalnız biz mi, dünya susuyor. “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” bu mantalite dünyaya barış getirir mi? Ortadoğuda İsrail’in açtığı yaralar unutulmaz, sarılması ise yüzyılları almaz mı?
Bu kısır döngü ülkemize Suriye’den, Irak’tan, Afganistan ve bir çok yerden ON MİLYON’un üzerinde sığınmacıların gelmesine neden oldu. Kendi açlarımızı, yoksullarımızı doyuramazken, gün gün derinleşen bu sefaletin önü ne zaman; nasıl karşılanacak? Başımıza çorap ören iktidarımız, bu kadar sığınmacıyı ne karşılığında alındılar? Nüfus olarak çok yakın yıllarda milyonlarca nüfusa ulaşacakları kesin. Hatta Türkiye’de doğanlar da başka bir sorun olarak karşımızda. Bu dört başlı problemi başımıza kimin sardığı belli. Onlar ilgili açıklamayı yapmadı ama biz millet olarak sorabildik mi? Esed devrildi, ismi değiştirilerek yerine HTŞ’li Ahmet Şar geldi. Ortadoğu’da sular duruldu mu? Çıbanın başı Emperyalizm. İşbirlikçisi İsrail. Bunlar ekonomik, siyasi teknolojik üstünlüğü elinde tutan bir İsrail yaratmak istiyor. İşte BOP, hedefe ulaşmak üzere…
Komplo teorisi üretmek değil amacım. On milyonun üstündeki içimizde yaşayan insanlar içinde ajanlık yapacak insan olamaz mı? İç barışı yarın tehlikeye sokacak eylemlerin destekçisi bunlar olacaktır. İktidar partisi içinde “CUMHURİYET yüzyılın soykırımıdır” diyenler var. Keşke Yunanlılar galip gelseydi diyenler de çok. Devlet devlet olmaktan çıkarılmış, parti devleti haline getirilmiştir. Demokratik toplum değil din ağırlıklı ümmetçi toplum yaratacak yolda yürümekteyiz.
Bu yolun sonu karanlık…
Eğer çağdaş demokratik bir Türkiye hedefleriniz varsa:
1-Önce mevcut Anayasaya uyulsun.
2-Gezi davası tutukluları serbest bırakılsın.
3-Can Atalay’a Milletvekili hakkı tanınsın.
4-Selahattin Demirtaş 8 yıldır niçin hapiste, serbest bırakılsın.
5-Millet iradesiyle seçilmiş Belediye Başkanları ve Demokratlar serbest bırakılsın.
6-Gelmiş geçmiş tüm hak mağdurlarına hakları iade edilsin.
İçi başka dışı başkalıklar devleti büyütmez, küçültür.
İnsanca, hakça, barış içinde bir ülke özlemiyle.
17.07.2025
Cemil COŞGUN



