Çalışma hayatının son günlerini yaşarken, dost sohbetlerinde “emekli” ve ” tekaüt” sözcükleri sıkça kullanılır oldu. Kimileri iki sözcüğün anlamının aynı kimileri de farklı olduğunu söyler. Tekaüt sözcüğüne genellikle bir düşkünlük ifadesi ve yanına hafif bir tebessüm eklenir.
TDK’ya göre Tekaüt kelimesi kullanıldığı yere göre üç farklı anlama gelir.
İlk Anlamı: Emekli
İkinci Anlamı: Aynı işte uzun zamandan beri çalışmakta olan, emektar, usta, üstat.
Üçüncü Anlamı: (Mecazen) İşe yaramaz, atıl.
Tekaüt, Arapça kökenli olup günümüzde sadece halk dilinde -hatta takavit olarak- kullanılan nostaljik bir sözcüktür. Doğru kullanımı “emekli”dir.
19. Yüzyılın sonlarına doğru sosyal güvenlik sisteminin gelişmeye başladığı yıllarda tekaütlük olarak ifade edildiği, 1946 tarih ve 1683 sayılı kanun ile 1950 yılında T.C. Emekli Sandığı’nın yürürlüğe girdiği görülür.
Tabii esas anlatmak istediğim emekliliğin tarihçesi değil, uzunca bir çalışma hayatının ardından, bir anda farklı bir hayat tarzına geçiş yapmanın insan üzerindeki sosyal, psikolojik , ekonomik etkileri; yeni hayat tarzına uyum sürecinde yaşananlar, neler yapılabilir, nasıl vakit geçirilir vs. Konuları…
Japonya’ da çalışanların emekli olmadan önce farklı programlarla emekliliğe hazırlandığı anlatılır. Ülkemizde maalesef böyle bir çalışma yok. Herkes kendi kişisel yetenekleri, imkanları, alışkanlıkları ve hobileriyle mutlu ve huzurlu bir emeklilik hayatı sürdürmenin yollarını arar; kimi bulur, kimi bulamaz.
Çalışma hayatımın son yılları, düzgün işlemeyen, liyakati gözetmeyen bürokrasi çarkı ve salgın nedenleriyle önceki yılların aksine pasif geçtiğinden, bir nevi emekliliğe geçiş süreci oldu benim için. Sosyal hayatın kısıtlı olduğu bu dönemde “Ne yapılır, nasıl vakit geçirilir?” sorularının cevabını aradım çoğu insan gibi. Doğrusunu isterseniz, sanıldığı kadar sıkılmadım. Daha fazla kitap okuma imkânı buldum. Deneme, şiir ve öykü yazmaya yöneldim. Sosyal medyayı daha fazla kullandım. Bir şiir kitabım yayınlandı. Bir öykü kitabım basım için son şeklini almak üzere.
Dostlarımdan emeklilik hayatı ile ilgili bol bol tavsiyeler alıyorum. Neler mi?
* Boş durma, çabuk çökersin; kendine bir iş bul. Biliyorsun geçim zor.
*Bahçe yap, güzel vakit geçirirsin.
* Kahve kültürün var mı?
* Siyaset yap, zaten uzak değilsin.
*Bol bol gez, seyahat et. Nasıl olacaksa!
* Yazıyorsun ya, yazmaya devam et.
Ne yaparım?
Sakin, sade, huzurlu bir emeklilik hayatı sürmek isterim. Yorucu, yoğun bir iş yapmayı düşünmüyorum. Yazları yaylada, kışları ilçe merkezinde geçirir; Allah sağlık verirse, hobinin az fazlası bahçe işleri yaparım.
Siyaset mi? Ülke meselelerini elbette takip eder, dünya görüşüme uygun yaşamaya çalışırım. Aktif siyaset mi? Aday olmam diye diye adaylıklarım oldu. Ben de varım desem fırsat vermezler! Siyaset düşünmüyor, sakin yaşamak istiyorum. Yeteri kadar tecrübe ettim: Ne zaman, kiminle karşı karşıya, kiminle yan yana geleceğin belli olmaz. Vefa sizlere ömür. Samimiyet hak getire!
Okumak, yazmak?.. Elbette! İlham geldiği, gözüm gördüğü, elim kalem tuttuğu sürece…
Dost insanlarla huzur içinde yaşamak ve hoş bir seda bırakmak isterim.
Allah nasip ederse 05 Ocak 2023′ de Cumhuriyetin 100. yılına girerken emekli oluyorum. EYT’ den değil, EYB’den (Emeklilikte Yaşa Bakılanlar!)… Saygılarımla…
@kpınar



