
Bir öykü okumuştum. Dost, arkadaş, ahbap kavramları arasında ne çok fark varmış meğer! Öykü şöyle; çocuk uzun süredir babasını izlemektedir:
“Baba, sen çevrendekilere ahbap, arkadaş ve dost diyorsun. Bunların arasındaki fark nedir? Nasıl bir ölçü kullanıyorsun?”
Baba önce şaşırır, sonra düşünür; hemen bahçede otlamakta olan koyunu keser. Bir parçasını torbaya koyar ve oğlunun eline verir.
“Şimdi şu torbayı al ve sırayla ahbap dediğim Ahmet beye, arkadaş dediğim
Hasan beye ve dost dediğim Osman beye gideceksin. Ve şöyle diyeceksin:
“Babamın elinden bir kaza çıktı ve cinayet işledi. Öldürdüğü adamı parçalara ayırdı.
Parçaları yakınlarındakilere dağıtarak saklamalarını istedi. Bu parçayı da siz saklayacaksınız.
Çocuk altından kanlar sızan torbayı alır ve önce babasının ahbabı Ahmet beyin kapısını çalar.
Adam kapıyı açar. Çocuğun söylediklerini duyunca rengi kağıt gibi olur.
“Ben senin babanı tanımıyorum, defol buradan” der ve kapıyı çocuğun suratına kapatır.
Çocuk babasının arkadaşı Hasan beyin kapısını çalar. Hasan bey, çocuğun sözlerini bitirmesini beklemez.
“Sen de kimsin. Ne babanı tanıyorum, ne de seni” der ve kapıyı çarparak kapatır.
Çocuk birkaç sokak ötedeki babasının dost dediği Osman Beyin kapısını çalar. Osman bey bir çocuğa bakar, bir de elindekine.
“Hayrola ne oldu” diye sorar.
Çocuk diğerlerine söylediklerini yineler.
Osman bey bir sağa bakar, bir de sola bakar.
Çocuğa bir tokat atar.
“Ne saçmalıyorsun sen? Baban öyle bir şey yapmaz. Ver bakayım şu elindekini,” dedikten sonra torbayı çocuğun elinden alır.
“Şimdi doğru eve git, babana da selam söyle” dedikten sonra kapıyı kapatır.
Çocuk eve döner.
Kapıda babası beklemektedir.
Adam merakla sorar:
“Ne oldu oğlum?”
Çocuk gülerek cevap verir:
“Ahbap, arkadaş ve dost arasındaki farkı çok iyi anladım”, der.
Arkadaş, ahbap ve dost kavramlarının sözcük anlamı çok güzel; kültürümüzdeki yeri çok önemli!.. Ama, çoğu konuda olduğu gibi bu güzel hasletlerimizin de içi boşaldı; her biri şartlara bağlı, süreli ilişkiler haline geldi.
Arkadaş, birlikte yol yürüdüğün, tanıdığın, sevdiğin kişidir. Ahbap ise, kendisiyle yakın ilişki içinde olunan, sevilen, sayılan kişidir. Ya dost kimdir?
Dost, haksızsan usulünce yüzüne söyleyebilen; haklıysan yanında durabilendir. İkircikli tavır içinde olmak, vaziyeti idare etmek dostluğu zedeler.
Dost gerektiğinde “hayır” demesini bilendir.
Samimiyet, vefa ve ahde vefa kavramları, ancak dostluk içinde hayat bulur. Bu hasletlerimlzin şartlara bağlı olarak erimesi, buharlaşması veya aşınması ne kadar acı!
Kaybetmeyi göze alamayacak kadar az dostumuz olduğunu unutmayalım.
“Dost” deyince, Aşık Veysel’i anmamak olmaz.
“Dost dost diye nice nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım, boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır”
@kpınar 170521