DOLAR
33,0523
EURO
36,0206
ALTIN
2.555,71
BIST
11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
33°C
Mersin
33°C
Açık
Cumartesi Açık
33°C
Pazar Açık
33°C
Pazartesi Az Bulutlu
33°C
Salı Az Bulutlu
32°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

SİLİK KAHRAMANLAR

A+
A-

Diyeceksiniz ki kahramanlar silik olur mu? Haklısınız! İlerleyen satırlarda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Romanlar, hikayeler, filimler, diziler; başkahramanlar üzerinden ilerler, onlarla anılır çoğu zaman. Don Kişot, Kürşat, Dilber, Behlül, Feride gibi.
Lakin akıllarda kalan öyle kahramanlar var ki ne olayın ana çizgisi üzerinde yer alırlar ne de romanın varlık nedeni oldukları söylenebilir. İşte silik kahramanlardır bunlar. Romandan veya diziden çıkarıldığında yapı çökmeyeceği gibi, sekizinci safahattan sayılan hacimleri sınırlı kalan kahramanlardır. Bu silik kahramanların, gölgeler arasından saldıkları ışık; hikâyenin ana temasını berraklaştırır, kahramanların iç dünyasındaki zenginlikleri, sıkıntıları, derinlikleri uzun uzadıya anlatımlardan daha net ortaya çıkarır. Ufacık bir dokunuş bütün bir resmin karanlıkta kalan yanını zihnimizde tamamlamamıza yeter. Belki de böylesi daha iyidir. Bütün özetleri çıkarabiliriz onlarda.

Bu kahramanları, görünürlükleri az olduğu için “silik” ifadesiyle birlikte kullandım. Toplum içinde bu ifadeye yüklenen negatif anlamdan ayrı tutmak adına, ben “sessiz kahramanlar” demeyi tercih ediyorum.

Sanatta olduğu kadar siyasette, cemiyet işlerinde, en önemlisi savaşlarda da sıkça rastlarız bu sessiz kahramanlara. Hayatın akışı içinde görünmezleri görünürlerinden daha fazladır; etkileri bu yüzden kesin ve kalıcıdır.

Gündemimizi işgal eden siyaset dünyasına geldiğimizde; aday tanıtımları, resimler, müzikler, kulisler ve sloganlarla yoğunlaşırız. Bütün gayretler geniş kitlelere, toplumun derinliklerine, rüzgâr esmeyen kuytu köşelere seslerini duyurmak için. Öyle anlar gelir ki; kulaklar tıkalıdır sesiniz duyulmaz, sesler yankı yapar anlaşılmaz, kuytu köşelere ulaşmaz. Yoğun bir koşturmaca içerisinde ses yükselterek her kesime ulaştığınızı sansanız da yanı başınızda duranlara bile meramınızı anlatamayabilirsiniz.

Elbette aday ve çalışma ekibi sürecin çatısını teşkil eder, onlarsız olmaz, çalışmaları çok kıymetlidir. Lakin yetmez. Çevresinde sevgi halesi oluşmadıkça, fedakarca ve samimiyetle çalışanlar olmadıkça, sesini dağlara taşlara duyurmadıkça başarıya ulaşmak kolay değildir.

Yüksek perdeden söyledikleriniz; bir berberin, bir terzinin, bir kunduracının, oyun kuran kahve müdavimlerinin, altın gününde ev hanımlarının, çalışanların, köylünün, çiftçinin dilinde yer bulmadıkça askıda kalmaya mahkumdur.

Bir de unutulanlar var; önceki yıllardaki gayreti unutulanlar… Adı ahde vefa… Onlar ki taşıyıcı kolonlardır. Kolonları kontrol edin, sağlam tutun. Bazı insanların duruşu, hafif bir tebessümü, satır aralarında söylediği bir çift söz, sizin yüksek sesle söylediklerinizden daha etkili olabilir. Bunlar sessiz kahramanlardır. Siz onları duymazsanız, onlar da sizi duymaz.

Siz kazanacak kişi değil, kazandırılacak kişi olmalısınız! Korkmayın, o sessiz çoğunluğun beklentileri, çevrenizde konuşlananlardan çok daha masum ve anlamlıdır. Sesinizi kuytu köşelere, toplumun derinliklerine ulaştıracak insanları ihmal etmeyin.

Dün de, bugün de, yarın da!..

MehmetAkpınar
Mut, 071223

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.