Aylin o günü oldukça boş geçirmişti. Bari öğleden sonra ütü yapayım diye niyetlendi. Masayı ve ütülenecek eşyaları hazırladıktan sonra televizyonda bir müzik kanalı açmak için kumandayı eline aldı.
Müzik her zaman özellikle de iş yaparken ona çok iyi geliyordu.
Aradığı kanala ulaşmak için kumandaya art arda basarken kulağına birdenbire bir cümle çalındı:
“Rıdvan AYDIN bıçaklandı.” Nidayı net olarak duymuştu. Hangi kanalda olduğunu bulmak için yavaş yavaş geri döndü. KON TV’de verilen bir haberdi. Rıdvan Aydın’ın kiracısı tarafından bıçaklandığı, yaranın derin olması nedeniyle Numune hastanesinin hastayı kabul etmediği o nedenle Meram Tıp Fakültesine götürüldüğü bildiriliyordu.
Aylin’in başı döndü birden. Telaşından bir ileri bir geri evin içinde dolaşmaya başladı. Öyle ki küçük kızı bile olağanüstü bir şeyler olduğunu fark etti.
Rıdvan AYDIN Aylin’in hasbelkader sözlenip bir ay içinde ayrıldığı kişi idi. Çocuğun bu işte hiç suçu yoktu. Evliliğe hazır hissetmeyen Aylin yüzüğü hiç uygun olmayan bir zamanda eline vermişti.
Sonuçta Aylin başka birisiyle evlenmiş ve çok acı çekmişti. Allahü Teala Aylin’in yaptığı hatayı anlaması için onu Torosların zirvesinde karda kışta zor bir durumda bu çocukla karşılaştırmıştı. Yaptığı nasıl bir haksızlıksa Allah(cc) bu sefer de o çocuğun başına gelen bu korkunç olayı Aylin’e duyurmuştu.
Aylin bir an hastaneye gitmeyi ve onunla helalleşmeyi düşündü. Ama bu yakınları tarafından yanlış anlaşılabilirdi. Çaresiz beklemeye karar verdi.
Bir el geceleyin onu uykudan kaldırdı. Robotumsu hareketlerle abdest aldı. İki rekât namaz kıldı ve dua için ellerini kaldırdı. Bu hareketleri birinin arkasından ne geleceğini bilmeden yapıyor daha doğrusu yaptırılıyordu.
Ellerini açtı ve sadece “Allah’ım çocuklarına bağışla “dedi.
Allah gerçekten onu çocuklarına bağışladı.
Aylin üzerinde hakkı vardı. Bir suçu olmadan verdiği sözden dönmüştü. Bu çok gönül kırıcı bir şeydi.
O zamanlar yüksek tahsil gören kızlar bu tip konulara hakları varmış gibi davranıyorlardı. Evlilikten korkuyorlardı ama asıl korkulması gerekenin Allah ve kul hakkı olduğunu unutuyorlardı.
Bu kul hakkı ne büyük bir şeydi ki sonra Aylin’in yüzü hiç gülmemiş ve hep bu tip sır kapısı gibi olaylarla ona hep hatırlatılmıştır.
Konunun ne denli hassas olduğu hepimizce, özellikle gençlerce bilinmeli, hele hele gönle dayalı muamelelerde kul hakkına daha da çok dikkat edilmelidir.
BİLLURİ
Meryem UYSAL