Ali ağam Almanya’ya gidişimi engellemek için elinden geleni yaptı. Kimden yardım istediysem yapmamalarını sağladı. Ben de bu yüzden başvuru işlemlerini gizli yapmaya karar verdim. Mahmut ağamın ise haberi vardı ve beni destekliyordu. Ankara’daki işlerimi takip eden kişi Konya’ya benden bilgi ve para almaya geldiği zaman Ali ağama başka şeyler söylüyorduk. Daha önceki Almanya ile ilgili işlerde hep olumsuz davrandığı için böyle yapmak zorunda kaldık.
Bir gün yazıhanede otururken Ali ağamdan bir teklif geldi. Kendisi bir Hanamak marka traktör almıştı. Satamadı. Ortak olmamızı istedi. Mahmut ağam buna itiraz etti. “Ben olamam” dedi. Ben de zaten Almanya’ya gideceğim diye her şeyi ona göre ayarlıyorum. Dolayısıyla traktör Ali ağama kaldı. Zaten para kazanacak bir traktör olsaydı bize ortaklık teklif etmezdi. Daha önce Deutz marka traktör alınmış ve satılmıştı. O zaman “Siz benim sadece değirmende ortağımsınız” demişti. Halbuki sermayenin hepsi fabrikaya aitti. Başlarken Mahmut ağamın 17 binlirası vardı. Ali ağamın ise hiç parası yoktu. Her şey borçla yapıldı. Buğdaylar da buğday pazarındaki Cafer Yıldız’dan veresiye alınıyordu. Bana yazıhanedeki teklifi şuydu: “Ahmet, sen bu traktörü al. Mut’ta harman sür. Üçte ikisi senin üçte biri benim olsun”. Neyse ki benim Almanya davetiyem ve pasaportlarım gelmişti, cebimdeydi. Ben: “Kusura bakma traktörünü bana versen de ben yokum. Çünkü Almanya’ya gidiyorum” dedim. O kadar şaşırdı ki ilk anda ne olduğunu anlayamadı. “İnanmıyorum” demeye başladı. Ben de her şey hazır pasaportum cebimde dedim. Görmek istedi güvenemedim. Zarar vermeyeceğine yemin etti. İnandım ve gösterdim. Gitmemem için çok vaatte bulundu. Ama hiçbiri beni ikna edemedi.