Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
11°C
Mersin
11°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C
Cuma Az Bulutlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
12°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    DERT VE İLACI

    A+
    A-

    Yıllar geçti; ne dert değişti, ne de ilacı… Şekli değişti de, öz değişmedi.

    Birinci Dünya savaşı yıllarında, salgın hastalıklarla uğraşan ülkemiz; 1918′ de İstanbul işgal altında iken, hem yoksullukla, hem de salgınla mücadele etmek zorunda kaldı.

    Cumhuriyet devrinde, 15 yıl Sağlık Bakanlığı yapmış olan Refik Saydam dönemi; koruyucu sağlık, halk sağlığı ve toplum sağlığı kavramlarının ülkemize getirildiği ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin alt yapısının hazırlandığı başarılı yıllardır.
    Sonraki yıllarda da çeşitli salgınlar yaşayan ülkemiz; COVİD 19 illeti ile bu konuda maalesef zirve yapmıştır.

    Geriye dönüp baktığımızda, tüm salgınlarda, devrin imkan ve şartlarına göre, benzer tedbirlerin alındığını görürüz.

    Yani dert de aynı, ilacı da….  Salgın, tedbir, aşı… Teknoloji, iletişim ve ulaşımdaki baş döndüren gelişmelere bağlı olarak, virüsün yayılma hızı ile tedbirlerin etkisinin at başı gittiği görülmektedir.

    Şimdi aşı zamanı… İnşallah tez sıra gelir ve iyi sonuçlar alınır.
    *****

    Sadece salgın mı? Dert bir değil, elvan elvan…  Sosyal ve siyasi kutuplaşma, terör, ekonomi, enflasyon, yoksulluk, yolsuzluk vb. hep manşet oldu ve olmaya devam edeceğe benziyor.
    *****
    Hatırlar mısınız? Geçmiş yıllarda, gece boyunca, sokaklar ve evimizin duvarı kıpkırmızı slagonlarla dolardı. Acele ile çarpık harflerle yazılmış, tehdit ve kan kokan, tüyler ürperten slagonlar…
    Ve sokaklar tedirgin, ürkek, gergin ve asık suratlı insanlara sahne olurdu.

    Boyadan, fırçadan kurtulanlar, şimdilerde klavye kahramanı oldular; sosyal medyada terör estiriyor, hedefte kim varsa linç ediyorlar. Eski örgüt elemanlarının yerini; sahte hesap açan troller, sınır tanımaz fanatikler ve psikopatlar aldı. Kes, kopyala, yapıştır; hazır caps’lar, fotoshop’lar… Paylaş gitsin! Serseri kurşun gibi, kimi vurursa! Diğer tarafta; kabuğuna çekilen, yazmaktan çekinen, gergin, kızgın, hatta küskün insan topluluğu…

    Dert de aynı, ilacı da… Şekil faklı. Dert; terör. Araç; birinde fırça, silahı da var, diğerinde klavye… İlaç mı?  Eğitim!
    *****
    Dünden bugüne zam, enflasyon hep gündem oldu.  TEFE, TÜFE ne zaman icat oldu, hatırlamıyorum. Ama yüksek enflasyon tartışması, resmi ve sokaktaki enflasyon polemiği, emeklileri ve çalışanları enflasyona ezdirmeyeceğiz söylemleri hep devam etti.

    Dert de aynı, ilacı da… Çözüm ne?  Var mı?  Şimdi sıra acı reçetede…
    *****
    Bir başka konu; son yıllarda maskeli, silahlı, eller havaya diyerek banka soygunu yapıldığını gördünüz mü? Artık kolayı var; bilgisayarın başına oturuyorsun, bir takım teknik manevralarla banka hesaplarını boşaltıyorsun. Kolay dedimse, teknolojiye ayak uyduramazsa, hırsızın işi zor artık! Hayat da öyle değil mi?

    Dert de aynı, ilacı da… Desem de, teknoloji karışınca benim de kafam karıştı. Dert tamam da, ilacı ne? Tedbir ise; birinde polisiye, diğerinde teknolojik veya ikisi birden…
    *****
    Gönül işlerine gelince; o ayrı bir alem!  Neydi o uzaktan göz süzmeler, çeşme başını beklemeler, kitap içinde mektup vermeler, şansın varsa bir tenhada buluşmalar!.. Artık kolayı var; yattığın yerden mesaj gönder, yetmezse alo deyiver veya görüntülü konuşuver. Gerisi kolay!

    Ah teknoloji! Biz mi erken geldik, sen mi geç kaldın!?

    Ha! Bu dert mi, dertse ilacı var mı?  Ben bilmem!

    *****
    Sonuç olarak; derdin de, ilacın da merkezinde insan var. Yeter ki; insan, insan olsun, mayası bozulmasın. Teknolojiyi kendine ram edecek, ilacı bulacak olan yine insandır.

    Fiili duamız eksik olmasın, dertlerimiz derman bulsun.

    @kpınar 150121

    ETİKETLER:
    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.