DOLAR
32,7822
EURO
35,0972
ALTIN
2.455,41
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
30°C
Mersin
30°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
30°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
31°C

Meryem UYSAL

BİLLURİ

BİR ZAMANLAR PROF. DR. EROL GÜNGÖR AMFİSİ

A+
A-

1984 yılında göreve başladığım Selçuk Üniversitesi’nde zannedilenin aksine sosyal faaliyetler bir hayli yoğundu. Katılan kişi sayısı az olsa bile Meram Yeni Yol’daki Eğitim Fakültesi’nde Prof. Dr. Erol Güngör Amfisi’nde sık sık ilgi çekici toplantılar olurdu.
Örneğin kendisi de Selçuk Üniversitesi’nde görevli olan büyük sanatçı Cinuçen Tanrıkorur yanlış hatırlamıyorsam her hafta cuma akşamları ud resitali verirdi.
Ben bu resitalleri ulaşım problemine rağmen hiç kaçırmamaya çalışırdım. Sonuna kadar nefes almadan dinler, geç saatte eve nasıl döneceğimi düşünmezdim bile.
Allah rahmet eylesin. Sadece müziğiyle değil, nezaketi ve seyirciye özeni ile de bizi büyülerdi.
Onu ve konuşmalarını dinlerken biz de bambaşka bir dünyaya gider, salondan çıkarken kendimize gelmeye çalışırdık.
Kendisi Şukufe Nihal’in bir şiirini bestelemiştir (Neme Yetmez). Hikayesini dinlerken ağladığımı hatırlıyorum. Öylesine yüreğimize dokunmuştu. Çok sevmeme rağmen o şarkıyı sık dinleyemem. Daha çok sözlerini Feyzi Halıcı’nın yazdığı “Günaydın” adlı şarkıyı dinlemeyi tercih ediyorum.

Aynı salonda bazen açık oturumlar da olurdu. Zamanın ve konunun özelliğine göre önemli kişiler çağrılırdı. O gün baş konuk yazar Mustafa Necati Sepetçioğlu idi. Kendisi konuşmasını yaptıktan sonra diğer konuşmacıları dinlerken salondaki seyircileri incelemeye başladı. Ben de ön sırada fakat çıkış kapısına yakın bir koltukta oturuyordum. Bütün konuşmaları dikkatle dinledim. Toplantı bitiminde üç kız öğrenci ile bahçede bekliyorduk.
Ben o günlerde çok üzgündüm. Lise ve üniversitede şartlar dolayısıyla hemen hiç kitap okuyamamıştım. Konya’ya geldiğimde etrafımda siyasi konularda oldukça faal olan ve her şeye bu gözle bakan hatta etrafa da eleştirel bakan bir iki kişi arasında buldum kendimi. Zemin de onları besliyordu. Benim ürkek tavırlarıma karşın onlar sertçe üzerime geliyorlardı. Bütün gün siyasetten, tanımadığım yazarlardan konuşarak beni cendereye sokuyorlardı. Oda arkadaşı olduğumuz için kaçma şansım da yoktu.

Sepetçioğlu bahçede yanımıza geldi. Kızlar beni tanıştırdılar. Bana bakıp, ”Hocanım bir ziraatçı olarak edebiyatla çok ilgilisiniz. Sizi tebrik ederim.” dedi. Sanki yüreğimdeki üzüntüyü sezmişti. Herkesin içinde tam da ona merhem olacak bir şey söylemişti.
Gerçekten kültür sanatla ilgili her şeye dolayısıyla edebiyata da meraklı idim.
Ama ortamım bunlarla uğraşıp mutlu olmak yerine, bana aşağılara çekilip, yıllarımı karamsarlıkla harcama seçeneğini sundu.
Ortama fazla takılmamalı doğru. Kabul ediyorum bu da benim kusurum.
Allah insanı uyamayacağı niyeti muallak kişilerle karşılaştırmasın. Amin.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. İsmail detseli dedi ki:

    Kalemine sağlık hocam bu anılar bizleri 40.50 sene gerilere götürüyor. Anıları yazmaya devam edin lütfen