DOLAR
46,8213
EURO
53,5209
ALTIN
6.242,70
BIST
14.424,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
31°C
Mersin
31°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
31°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
30°C
Salı Hafif Yağmurlu
31°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
30°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 81

    “Şimdi arkadaş, kimisi kimi konularda adını söylemez. Laf olsun padişahım!.. Ben öyle değilim bak, adım Ahmet Ali, öyle gizli saklı bir şeyim yok. Diyeceğim o ki, konuşurken bir cinliğim usuma geldi. Dedem cin çağırırdı, biraz cinlik damarım var, belki de ondan. Bakın, birebir yaşadığım bir şey… Güleceksiniz belki. Biraz da Nasrettin Hoca işi.
    Zaman zaman kabızlık olur bende. Olunca da üç dört gün sürer.
    Yine kabızlık belirtilerim başladı ya cinlerim ayaklandı bir anda. Hemen tartıldım. 82 kilo geldim. Bu kez yediklerimi tartmaya başladım. Kahvaltılarım, öğle ve akşam yemeklerim, yediğim meyveler… İçtiklerim değil, onları boşaltıyorum çünkü. Yediklerim; boğazımdan geçip midemi, bağırsaklarımı dolduranlar. Tam 3 gün, tamtamına 6 kilo 250 gram.
    Kabızlığım bitiyor gibi. Bir daha tartıldım. 88 kilo, 250 gram olmam gerekmez mi? Bir gram boşaltmadım çünkü. Şaşılacak bir şey, 82 kilo 550 gram geldim.
    İşin içinden siz çıkın arkadaş! Benim adım Ahmet Ali. Göksu boylarındanım…”
    +++
    “O yıllarda telefon nerdee..
    Babam duymuş benim kaza yaptığımı. Dellenmiş, bir adımı bin metre, uçmuş…
    Annem göğsünü yırtmış, çığlığı komşu köylerden duyulmuş…”
    +++
    “1942 kıtlık yılı, açlık var. 5 yaşında çocuğum daha. Ebem bir goca almış, karnımı doyuracak, ayağıma ayakkabı alacak diye. Adı da Yakar Hoca. Oğlu var Güllez Hoca, Süleyman Hoca, Topak Hoca. Beş tane hoca var köyde. Bir eğitmen vardı, öğleye kadar o okutur, öğleden sonra hocalar okuturdu çocukları. Bir gün evine vardım ebemin, kahve tavasında pamuk çekirdeği kavuruverdi bana, onu yedim.
    5 yaşında çocuğum daha…”
    +++
    “Parkta tanıştım onunla. Silifke yöresindenmiş, ama 50 yıldır Kıbrıs’ta yaşıyormuş, artık Kıbrıslıymış.
    Boynuinceliler varmış eskiden Silifke’de. Hayvancılık yaparmış bunlar; kışları deniz kıyısında, yazları yaylalarda. Yersiz yurtsuzlarmış. Devlet bunları önce Amik ovasına yerleştirmek istemiş. Sonra Kıbrıs olayları çıkmış. Rumların terk ettiği yerlere bunları yerleştirmiş.
    İşte bu arada, bunun bir kardeşi memurmuş, “Abi sen de kaydol, sen de git bunlarla, babadan kalma bir evlek bir yerin var, ne yapacaksın burada” demiş. “Beğenmezsem gelirim” diyerek gitmiş bu da. Magosa’da Rumlardan kalma ev ve bahçe vermişler bunlara. Tabi giderken gemiyle gitmişler, belli ev eşyalarını da götürmüşler. Verilen evlerin içinde de Rumların götüremediği eşyalar varmış zaten. Buna 15 dönüm kadar da portakal bahçesi vermişler. Ama sonra kurumuş bahçe, sular tuzlanmış.
    Derken sıkıntılı süreçler geçirmiş, giderek çoluk çocuk sahibi olmuş, kalmışlar orada, şimdi de bir iki günlüğüne gezmeye gelmiş buralara…”

    Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.