DOLAR
32,5004
EURO
34,6901
ALTIN
2.496,45
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
22°C
Mersin
22°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Açık
25°C
Salı Parçalı Bulutlu
28°C
Çarşamba Çok Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
25°C

Mut’ta Çocuk Oyunları

Mut’ta Çocuk Oyunları
MUT
18.12.2022
A+
A-

İstop

İstopta oyuncular bir daire oluşturur. Oyunu başlatmak için oyunculardan biri ebe olur. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen oyuncu topu havada yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar. Topu havada tutamayan oyuncu, topu yerden eline aldığında “İstop!” diye bağırır. Kaçışan oyuncular “İstop” dendiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu bir puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulan kişiye bir ad takılır.Ve oyuna o adı ile devam eder. Top atılırken gene aynı isim söylenir.Altı kez vurulan kişiye ise bir ceza verilir.Oyuncunun bir eşyası saklanır ve oyuncu o eşyayı ip uçları ile bulur.Oyuncu eşyaya yaklaşınca sıcak uzaklaşınca soguk denir.Ve böylece oyun devam eder. bu oyun oynanırken oyuncular arkasına bakamazlar sadece elleriyle yeri yoklayabilirler…

Mustafa Orhan (Musti)

Yakan (Yakar) Top
Nasıl Oynanır:

Yakantop oyunu sayıları eşit iki grup ile oynanır (en az dört kişi iki kişi bir gruba iki kişi de bir gruba). Sonra ikiye bölünen bir uzunluğu kapsayan iki çizgi çizilir (Aralarında 15-25 m civarında bir mesafe olan iki çizgi)bu çizgiler eşit aralıkta olmak üzere ortadan bir çizgi ile ayrılır. Oyun sahası çizildi… Sıra oynamakta. İlk önce yazı tura atılarak topun hangi gruptan başlayacağı seçilir. Sonra herkes istediği sahaya geçer (tabi herkes kendi grubunun sahasına geçer). Her grubun bir kalecisi olur. Kaleciler orta çizginin ayırdığı iki çizgiden birine geçer ama grubunu vurmamak için grubunun olmadığı tarafa geçer. Bu oyunda en önemlisi kimse can veremez vurulan kaleye geçer topu havadan kapan can tutmuş olmaz yere değdikten sonra top size değerse vurulmuş sayılmazsınız vuruldunuzda herhangi bir kişi yere değmeden o topu kaparsa vurulmuş olmazsınız ve kaleciniz topu size yollarken topu tuttuktan sonra yere düşürmüş veya bir yerinize değip topun yere düşmesi sizin oyundan çıkmanızı sağlamaz çünkü kendi kaleciniz. Mustafa Orhan Musti

Çıngırdak

Beş altı metre uzunluğundaki çam ya da kavak ağacının budakları kesilip düzeltilir. Kalın tarafı kısa, ince tarafı uzun olacak şekilde bu ağacın dengesi bulunarak bir delik açılır. Bu deliğin çapı 7 cm. kadardır. Deliği açmak için “eyi demir” denilen araç kullanılır.

Oyun aracı olarak kullanılan ikinci parça bir metre kadar uzunlukta ve 15 cm. çapındaki yine çam ağacı veya dayanıklı başka bir ağaçtan yapılır. Buna “zöbedek” denir.

Zöbedeğin bir ucu sivriltildikten sonra yere gömülür. Ağacın dibine taşlar sıkıştırılır, su dökülür, sallanmaması için iyice sıkıştırılır. Uzun ağacın delinen kısmı zöbedeğin sivri ola üstüne konulur. Dönerken gıcırdamaması için deliğe don yapı (iç yağı), kömür, kertenkele, yılan ebesi konulur. Çıngırdağın uzun kısmının ucuna bir kişi, kısa ve kaim kısmına da bir kişi biner. Uzun tarafın ucundaki kişi ile kısa kısmın ucundaki kişi birbirine göre zıt yönde binerler. Çıngırdağın hareketini uzun tarafa binili olan kişi sağlar ve ayağını topraktan destek alarak süratlendirir. Bir taraf aşağıda iken bir taraf yukarıya çıkar. Çıngırdağa binenler sekiz on yaş olduğu gibi bazen yetişkinler de binerler. On beş, on sekiz yaşındaki genç kız ve delikanlı erkeklerin binmeleri ve eğlenmeleri daha bir ilgi çekicidir. Oyu arasında bazen kısa tarafa binen kişi ağacın ucuna çökerek uzun tarafı yüksekte bırakır. Oyuncunun her ikisi de erkek ise diğer tarafta olana:

“- Gelin kızın kim?” diye sorar.

Cevap vermezse onu aşağıya bırakmaz. Çıngırdağa binenlerin her ikisi de kız ise diğerine:

“- Nişanlın kim?” diye sorar. Söylemezse aşağıya bırakmaz.

Bazen bir tarafa kız bir tarafa erkek binebilir. Bu defa yüksekte olan kişiye aynı soru sorulur.

Kalabalık bir seyirci grubu olursa, gruptakiler sırayla üç-beş dakika arayla binerler. Oyunun ilgi çekici yanını ise uzun tarafta olan oyuncunun kısa taraftakine vereceği cevaptır. Çünkü kızlar erkeklerin “gelin kızı”nın kim olduğunu merak ederler.

Erkeklerden kızların nişanlısının kim olduğunu bilmek isterler. Verilecek olan cevabı ise merakla beklerler. Orada bulunanlardan ya da bulunmayanlardan bir kişinin adı “gelin kız” ya da “nişanlı” olarak söylenebilir. Ama genellikle kişi beğendiği kişinin ismini ister istemez söyler, böylece duygularını ifade etmiş olur.

Çıngırdak genellikle bahar aylarından sonra ve yaz mevsiminde kurulur.

Sabahın kuşluk vakti ile ikindi vakitlerinde çıngırdağa binilir. Karnında ağrı sancı olanlar, sancı geçsin diye, yediklerim iyice serisin diye çıngırdağa binerler.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi sekiz yaştan sonrası çıngırdakla eğlenir, hoş vakit geçirir. Çocukluğumuzun en güzel oyunlanndan olan çıngırdak maalesef artık unutulmak üzere.

Legende çakıl taşları

Özellikle soğuk kış gecelerinde oynanan çok eğlenceli bir oyundur.

Bu oyunu oynamak için önce bir metal leğen veya buna benzeyen büyükçe bir kap, ayrıca küçük parlak çakıl taşları veya düğme ya da onların yerini tutacak şeyler bulmak gerekiyor.

Leğen uygun olan bir yere konulur. Bütün oyunculara yer gösterilir. Sonra sırası ile her oyuncunun gözü bağlanır. Leğene üç dört metre mesafede çizilmiş hattan oyuncu gözü bağlı olarak gelip leğene yaklaşacak, fakat ona vücudunu veya elini dokundurmayacaktır. Elindeki beş taştan hepsini teker teker leğenin içine atacaktır.

Tabi oyuncunun bu sırada dikkat edeceği bir konu vardır. Taşı attığı zaman madenî bir ses işitirse, leğeni bulduğuna hükmedecek ve diğerlerini de atacaktır. Eğer ses çıkmıyorsa leğeni aramaya devam edecektir.

Sonuç olarak leğene en çok taş atmış olan birinci, ikinci, en az atanda sonuncu olacaktır.

İyi eğlenceler.

Kemik Atma Oyunu

İlkbahar ve yaz aylarının gecelerinde açık ve düz bir alanda oynanır. Oyunda tek araç bir hayvan kemiğidir. Ferdî olarak oynandığı gibi ikişer ikişer eşlenerek de oynanabilir. Oyuncu sayısı üç. beş, on kişi olabilir.

Oyuncular oyuna başlarken önce bir ebe seçerler. Ebe seçme taş göserme ile tespit edilir. Taşın hangi elde olduğunu bilen çıkar. Taşın hangi elde olduğunu bilemeyen kişi ya da eşler ebe olur.

Ebe elindeki kemiği oldukça uzak bir yere fırlatır. Diğer oyuncular hemen kemiği bulmaya çalışırlar. Kemiği ilk bulan kişi ebenin sırtına binerek kemiğin atıldığı yere kadar kendisini taşıttırır ve kendisi ebe olur. Kemik ebe tarafından tekrar fırlatılır oyun yeniden başlar.

Bu oyun 1965’Ü yıllara kadar çok oynanan bir oyundu ama şu anda arıtk unutulmuş durumda.

Aynı oyun çevrenin değişik yörelerinde “demirciler-kömürcüler” adı ile de oynanır ve kemik yerine keçi boynuzu kullanılır.

Ali Öz

Ocak Çevirme Oyunu

Kış günlerinin oyunlarının biri de Ocak Çevirme Oyunudur. Oyuncu sayısı en az iki, ama genellikle dört beş kişi olur. Oyun başlarken bu oyunu daha önceden bilen bir kişi diğer oyunculara şöyle der:

– Şimdi siz dışarıya çıkacaksınız, ben ocağı ters çevireceğim. Eğer siz içeriye girdiğinizde ben ocağı ters çevirmemişsem beni bu maşa ile dövebilirsiniz.

Oyuncular dışarıya çıkarlar. İçeride kalan maşayı yanan ocağın ateşine sokar ve iyice ısıtır. Maşa iyice ısındıktan sonra bir kenara çeker ve dışarıdakilere:

– Tamam, ocağı ters çevirdim, içeri girebilirsiniz, der.

İçeriye girenler bakarlar ki ocak ters çevrilmemiş, yerinde duruyor. Hemen içlerinden biri içeride kalanı cezalandırmak, maşa ile dövmek için kızgın maşayı eline alınca, maşa elini yakar ve acıyla maşayı yere fırlatır. Diğerleri bu durumda gülerek eğlenirler.

Bu oyun bir defa oynandığı zaman oyunun özü anlaşıldığından, aynı oyun ikinci defa tekrarlanmaz.

Emin Uğuz

Düğme Oyunu

Sonbahar ve kış mevsimlerinin güneşli, rüzgarsız geçen günlerinin en güzel çocuk oyunlarının biri düğme oyunundur. Yedi, on dört yaş grubunun daha çok oynadığı ve sevdiği bir oyundur. Oyuncuların kullandıkları tek araç, evlerinden getirdikleri eski gömlek, pantolon, gapıt (pardesü)lardan sökülen düğmelerdir. Her oyuncunun cebindeki düğmenin çok olması, oyuncu için daha fazla oyun oynayabilme yönünden önemlidir.

Oyuna başlarken, düz, temiz bir yerde ve genellikle evlerin güneşe bakan kuytu yerlerinde, ayakkabının ökçesi ile bir çukur kazılır. Ökçeyi toprağa koyup ayağın ucunu biraz yukarıya çevirip aynı yerde ve kendi etrafında dört beş defa dönmeyle çukur açılmış olur. Çukurun yani yalağın içi temizlenir. Oyuncular yalağa dört beş metre uzaklıkta çizilen ve ayak ucu çizgide kalacak şekilde sırayla ellerindeki düğmeyi yalağa girdirmeyi hedefleyerek atarlar. Kimin ilk olarak atışı yapacağı önemli değildir. Çünkü bütün oyuncular atıştıktan sonra düğmesi yalağa en yakın olarak düşen o-yuncu ilk oynama hakkını kazanmıştır.

Oyuncu sayısı en az iki kişidir. Beş alı kişiyle oynanması daha heyecanlı olur.

Yukarıda anlatıldığı şekilde atışma tamamlanınca düğmesi yalağa en yakın olan oyuncu oyunu başlatır. Düğmelerin yalağa uzaklık durumu karışla, adımla, parmakla ölçülerek sıra tespiti yapılır. İki oyuncunun düğmesi aynı uzaklığa düşmüşse atışma iptal edilir, tüm oyuncular yeniden atış yaparlar.

İlk oyuna başlayan oyuncu düğmenin olduğu yerden, düğmeyi yalağın içine katabilmek için üç atış hakkı kullanır. Sağ elin baş parmağının tırnak kısmı ile dördüncü parmak kullanılarak düğme yalağa doğru fırlatılır. Üç fırlatmada düğmeyi yalağa katmak zorundadır. İlk vuruşta ya da ikinci üçüncü vuruşta düğme yalağa girmişse, kendisinin düğmesinden sonra yalağa en yakın olan düğmeyi yalağa katmaya çalışır. İkinci atış hakkını kullanıp düğmeyi yalağa katamamışsa ikinci sıradaki oyuncu, oynayan kişiye sorar:

– İçi mi?

– Dışı mı?

İkinci sıradaki oyuncunun sorusuna:

– İçi, diye cevap vermişse, düğmeyi üçüncü atış hakkında yalağa katmak zorundadır.

– İçi, demiş ve düğme yalağa girmemişse, ikinci oyuncu düğmeyi olduğu yerden yalağa kolayca katabilir ve ikinci düğmeden oyuna devam eder.

– Dışı, diye cevap vermişse, oyuncu üçüncü atış hakkını kullanırken, düğmeyi yalağın aksi istikametinde fırlatacaktır. İkinci oyuncu da düğmenin vardığı yerden oyuna başlayacağı için, yalağa düğmeyi katması oldukça güç olacaktır. Dışı denildiğinde düğmeyi uzağa fırlatma işine çocuklar “fındık kırma” diyorlar.

Oyunun akışı son düğme yalağa girinceye kadar bu şekilde devam ediyor. Son düğmeyi yalağa katan oyuncu üfleyerek düğmeleri yalaktan çıkarmaya çalışır. Ülfe-diğinde kaç tane düğmeyi çıkarabilmişse bu düğmeler onun olur. Yalakta düğme kalmışsa ikinci oyuncu, yine kalmışsa üçüncü ve diğer oyuncular sırayla üfleyerek düğmeleri yalaktan çıkanrlar. Bu düğmeler yalaktan çıkaran oyuncunun olur.

Yalağa en yakın düğmeyi atabilen, parmakla ittirip düğmeyi yalağa katabilen, iyi üfleyip yalaktan çok sayıda düğmeyi çıkartabilen oyuncu başarılı oyuncudur. Oyunun tekrar başlatılması oyunculann isteğine bağlıdır.

Birlim Birlim

Sonbahar mevsiminin son aylarında havalar soğumaya, yağmurlar yağmaya başlayınca, uzun kış geceleri başlar. Oyalanıp vakit geçirmek için televizyon yoktur. 0-nun için herkes ocağa yakılan ateşin başına toplanır. Büyüklere saygı gösterilip ocağın sağına ve soluna minder konulup onlara yer verilir. Kış geceleri, yemekten sonra çocuklar da ocağın başına toplanırlar. İki kardeş, üç kardeş kendi arasında veya akraba, misafir çocukları ile ocak başında veya akraba, misafir çocukları ile ocak başında sayışma ile başlayan bir oyun oynarlar. Yanan ateşe yüzleri dönük olarak yan yana oturulur ve ayakları yan yana dizilir. İçlerinden biri, en iyi sayabilen ve genellikle ortaya oturan oyuncu sayışmayı sesli olarak yapar. Her kelime söylendiğinde sayıcı, eli ile bir uçtan başlayarak ayağı işaret eder. Sıranın sonuna vanldığı zaman geriye doğru ayakları işaret ederek saymayı sürdürür. İlk ayaktan yani başta oturan oyuncunun ayağından başlamak üzere sayışma şu şekilde olur:

– Birlim birlim,

– ikilim ikilim,

– Üçlüm üçlüm,

– Dörtlüm dölme,

– Beşlim belme,

– Altılım alma,

– Yedilim yelme,

– Sekizlim selme,

– Dokuzlum dolma,

– Onlum orak,

– Onbir darak,

– Çelme çerek,

– Çek bir ayak.

Son kelime hangi ayak üzerinde söylenirse, o ayak sıradan geri çekilir. Oyuncunun diğer ayağı uzatılmış olarak kalır. Aynı sayışma baştan başlamak üzere, ya da başlama yeri değiştirilip her hangi bir ayaktan başlanıp yine sırayla saymaya devam edilir. Son kelimede gösterilen ayak kime ait ise, oyuncu o ayağını geri çeker.

Oyuncu sayısına göre ve tüm ayaklar çekilinceye kadar bu sayışma devam eder. Sayışma sonunda en sona kalan ayak cezalandırılır. Sayıcı en sona kalan ayağın topuğundan tutarak yukarı doğru kaldırır:

– Küt keserim var, vurdum taşa,

– Küt keserim var, vurdum taşa,

– Küt keserim var, vurdum taşa,

diyerek ayak üç defa yer, keser gib vurulur. Ayağın acıtılması oyunun cezasıdır.

Tüm ayaklar tekrar uzatılıp oyun yeniden başlatılır. Üç dört defa oyun tekrarlandığı gibi, tek sayışma sonucu da oyun sona erdirilebilir. Bu oyuncuların isteğine bağlıdır.

Rüştü Çetin

Mucuk

Mucuk sonbaharın yağışlı ve soğuk günlerinin başlamasından sonra. ılık, yağmur dinmiş, güneşli, bulutlu ve sakin günlerin bir oyunudur. Kış günlerinde, gündüzleri, çocukların vakit geçirdiği en çok oynanan oyunlardan biridir. Bu oyunu erkek çocukları oynarlar.

Mucuk, ceviz ya da cevizden biraz büyükçe yuvarlak kum taşının adıdır. Oyun a-dını bu taştan almıştır. Oyunun birinci malzemesi mucuk dediğimiz bu taş, ikinci malzemesi ise 10-12 cm. çapında yuvarlak yassı çay taşı ya da tandır dediğimiz say taşından yapılmış kenarı düzeltilmiş bir taştır.

En az iki kişi ile oynamakla birlikte en eğlenceli olanı 5-6 kişiyle oynananıdır. 7-12 yaş grubunun oyunudur diyebiliriz.

Oyunun başlaması ve oynanması:

Mucuk bir evin duvannın dip kısmına 7 m. kadar uzaklığa tümsek bir yere konulur. Mucuğun dikildiği bu yerden herkes elindeki vurma taşlarını duvarın dibine en yakın mesafeye düşürebilecek şekilde atar. Atışma sonunda duvarın dibine en yakın olarak taşı atan kişiden başlamak üzere atış sırası tespit edilir. Taşı duvara en uzak olan kişi atış hakkını en son kullanacaktır. Duvara en yakın taşı düşüren atış hakkını ilk olarak kullanır. Sağ ayağı duvann dibine gelecek şekilde sol ayağını biraz ileriye atar ve taşı ile mucuğu vurmak üzere fırlatır. Taşı mucuğa isabet etmiş ve mucuk yerinden hareket etmişse mucuğun hareket noktasından başlamak üzere mucuğun son durduğu yere kadar:

– Kırlangıç,

– Kındıra biç,

– Kırk üç kırk dört

diye başlar ayakla her ayağı bir sayı olarak sayar. Sayma işlemi bitince ikinci olarak atış hakkını kazanan kişi taşı ile mucuğu vurmaya çalışır. Mucuğu vurabilmişse aynı şekilde ikinci oyuncu saymayı yapar. Birinci oyuncu mucuğu vuramamışsa atış hakkı ikinci oyuncuya, ikinci oyuncu vuramamışsa sırasıyla diğer oyunculara geçer.

İlk olarak taşı atan kişiler mucuğu vurabilmiş ve olduğu yerden uzaklaştırmışsa, atış hakkı geride olanların mucuğu vurabilme şansı da o derece azalmış olur. Atış hakkı bu şekilde oyunculardan birbirine devreder. Sayma işinin bitiş sayısı önceden belirlenir. Ayak ile saymak üzere bu sayı 150, 200 hatta 500’e kadar olabilir. İlk olarak bu belirlenen sayıya ulaşan oyuncu oyunu başarı ile bitirmiş olur. Diğer oyuncular aynı şekilde bitiş sayısına varıncaya kadar oyuna devam ederler.

En sona kalan oyuncu cezalandırılır. Bu cezalandırma şöyledir:

Oyunu ilk bitiren oyuncu mucuğu herhangi bir yerden elindeki taşla çeker. Yani elindeki atış taşı ile mucuğu en uzak noktaya gönderecek şekilde vurur. Oyunda en sona kalan kişinin sırtına (omuzuna) binerek mucuğun vardığı yere kadar kendisini taşıttırır. Daha sonra oyunu bitiren ikinci, üçüncü kişiler sırayla aynı işi yaparlar. Böylece oyun sona ererken oyunu en son bitiren oyuncu da cezalandırılmış olur.

Oyunu tekrar oynamak oyunculann isteğine bağlıdır. Tekrar oyuna başlamak için yeniden atışma yapılır ve oyun başlar. Genellikle oyun üç dört el (defa) tekrarlanır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.