Eğer bir anne iseniz veya bir anneniz varsa burada yazdıklarımı gayet iyi anlayacaksınız: Evet, düşündüğümde babalar da ne demek istediğimi anlayabilirler ama ancak anneler burada yazılanları gerçekten hissedebilirler. 21 senelik evlilikten sonra “aşk ışıltısını” canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum....
BAKMAK VE GÖRMEK Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezinirken yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa: – Buraların yabancısıyım… Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu...
Bir adam, haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında, yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini alır ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşünür. Tam bunları aklından geçirirken, oğlu koşarak gelir ve sinemaya ne zaman gideceklerini sorar. Baba oğluna söz vermiştir ancak...
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerden birinin küçük bir köyünde, Bilge Hoca denilen bir filozof yaşarmış. Filozofun bilgeliği bütün ülkede bilinir, dara düşen herkes danışmak için ona gelirmiş. Günün birinde filozofun kapısı çalınmış. Filozof kapıyı açtığı zaman karşısında bir...
Çok eski zamanlarda, bir Hükümdar varmış, zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş. Hükümdar her gittiği yere, hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış. Hükümdarın yaşamda en çok güvendiği, tek akıl hocası bir Bilge kişiymiş. Günlerden bir gün bu Bilge...
Kayseri’de polis kayıtlarına geçmiş bir olay… Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkar ve anten kablosunu keser. Evin reisi tam televizyona dalmışken yayın kesilince, televizyonunu biraz kurcalar, görüntü gelmeyince de; “Bozuldu herhalde” diyerek uyumaya geçer. Ertesi gün adam işe gittikten sonra...
Dünya nimetlerine önem vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben bir serserinin...
Güney Afrika’nın eski başkanlarından Nelson Mandela’nın bir anısı: Başkan olduktan sonra askerlerimle bir yürüyüşe çıktık. Yürüyüşten sonra bir restoranta öğlen yemeği yemeye gittik. Restorantın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik. Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam...
18 Kasım 1827 tarihinde Almanya’nın Magdeburg isimli şehrinde Karl Detroit tam ismiyle Ludwig Karl Friedrich Detroit adında bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni ve annesi ev hanımıdır, her şey normal gibi gözükse de aslında anne ve baba çok fazla kavga...
Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiştir. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmişti. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa: “Sen kaç ayda bu hale...
Daha ilkokuldayım. Evde telefon çaldı. Koştum, açtım. Babamın okul arkadaşı Kerim amca. O da babam gibi öğretmen çocukluğumuz öğretmenleri işte… İki söz arasında hemen bir kaç soru, her fırsatta öğretmenliği yapıyor ve yaşıyor. Telefonda hemen sınav başladı… -Zafer, İstiklal Marşımızı...
Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi....
Yaşlı bir baba… Kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş… Bir gün canı yaprak döner çekmiş. Babasının isteğini fark eden oğlu, almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş… Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş… Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu...
Bu, küçük Japon kız Sadako’nun hüzünlü hikayesidir: Küçük Japon kız Sadako, 6 Ağustos 1945′ te Hiroşima’ya atom bombası atıldığında 2 yaşındaydı. 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmıştı. Ama durumu ümitsizdi. Hastanedeki tüm doktorlar, küçük...
Televizyon yoktu… Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Dışarıda kar… Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa… Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu…...
Zeytin ağacı ile incir ağaçları aynı dönemde meyve verir. Bu dönem zeytin sineğinin üremeye başladığı zamanlardır. Zeytin sineğinin, zeytin ağaçları ve zeytin meyvesine zarar vereceği dönemlerde, iyice olgunlaşan incir ağaçlarının meyveleri bal dökmeye başlar. İncirin balı, zeytin sineğine cazip gelir...
KADİM DOST Ankara’da havanın kapalı olduğu sıkıntılı bir kasım akşamı, Avrupa üzerinde savaş rüzgârları esmekte, genç Cumhuriyet kalkınma, büyüme ve gelişme çabaları içinde hedefe doğru ilerlemektedir. Mustafa Kemal hem mahalle hem de okuldan arkadaşı Nuri Conker ile Çankaya’da konuşmaktadır. Nuri...
Nazilli Tren İstasyonu’nda, treni karşılamak için bekleyen insanların arasındayız. Ankara’dan gelen trenin son vagonundan inen İsmet İnönü, peronda kendisini karşılayan insanların elini sıkarken, bir çocuk ilişir gözüne. Beş – altı yaşlarında olan çocuk, elinde testi bardakla su satmaktadır. Çocuktan su...
Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken, birden ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm… Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. Üç dolar çıktı.. Bir de buruşmuş, sararmış, eskimiş mektup… Belli ki yıllardır, o cüzdanın içinde duruyordu....
Eğitimini tamamlamak üzere olan ressam heyecanla ustasının yanına gider. Büyük usta çırağına der ki, “Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koy. Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı...
Bir zamanlar Çin’de yoksul bir adam o denli aç ve bitkin düşmüştü ki kendini tutamayıp bir armut çaldı. Adamı yakaladılar ve imparatorun karşısına cezalandırılmak üzere çıkardılar. Hırsız, imparatora şöyle dedi: “Değerli efendim, çok açtım dayanamadım çaldım. Beni affetmeniz için yalvarıyorum....
Uzun yıllar önce Çin’de, Li-Li adlı bir kız evlenir ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Sık sık kavga edip tartışırlar. Bu durum Çin geleneklerine...
Bir baba ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlar. Birden oğlu takılıp yere düşüyor. Canı yandığından “Ahhh!’’ diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden “Ahhh!’’ diye bir ses duyuyor ve çocuk şaşırıyor. Merak ediyor ve “Sen kimsin?” diye bağırıyor. Aldığı cevap: “Sen kimsin?’’...
Bir zamanlar İran’da bilginler ve şairler, “Suskunlar Meclisi” adıyla bir topluluk oluşturmuşlardı. Üye sayısı 40 kişiydi ve bunu artırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek fakat çok az konuşmaktı. O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Câmî, bu meclisin üyeleri arasında...
Bahçede çocuklarla oynayan babama dedim ki bir gün, “çocukların en iyi oyun arkadaşı sensin babacığım.” Gülümsedi babam. Mutlu olduğunda “dostum” derdi bana, üzüldüğünde ya da kızdığında ise “serseri!” “Ben çocuklara sevmeyi öğretiyorum dostum” dedi, “yanaklarımı okşadıklarında, bir kediye, bir köpeğe,...
Arabamız su kaynatmasa durmayacaktık, o sıcak yaz günü Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde. Yola çıkmadan önce arabaya bakım yaptırmış, hararet sorunu olduğunu söylememe rağmen arıza bulamamışlardı. Dağda su kaynattıktan sonra motorun soğumasını bekleyip ancak Savaştepe’ye kadar gidebilmiştik. Birlikte yolculuk ettiğim eşim ve...
Yaşlı kadın yatağından kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açmasıyla odaya ezan sesiyle birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu. Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkı’na bakarak...