“Köydeyim, Mut’a geleceğim, babam dedi ki:
“3.500 lira param var, bir inek alıver Mut’tan bana. Belki birisiyle boyunduruk ortaklığı yaparız.”
10.500 liraya bir düve buldum. Bakımlı, boylu poslu, kızılca… 1.000 lirada ben ekledim. Kalanı veresiye.
Bir kamyon gördüm, içinde birkaç koyun var, Kıravga’ya gidiyormuş…
“Bir düvem var, Kıravga’ya kadar beni de götürür müsünüz?”
“Götürürüz.”
Köprübaşı’ndan sonra yaya, düvenin ipi var, çeke çeke…
Anamın da babamın da hoşuna gitti düve. Ben yeniden Mut’a döndüm. Bir ara bir haber geldi, düve kısır çıkmış, anamı da çiğnemiş. Sür, yeniden köye. Babam dedi ki:
“Ulen oğlum düve değil de düşman almışsın bize.”
Anam ipini çözüp yerini değiştirirken, anamı çiğnemiş bu, anam ağrılar içinde. Arkasından bir baktım düveye, buzalacı, beş on günü var.
Ver elini yeniden Mut. Çünkü işim Mut’ta.
İnek bir sütlü çıkmış bir sütlü, sütü de bir iyiymiş bir iyi; yoğurdu taş gibiymiş.
Peynir, çökelek, yağ, yoğurt…
Babam bir gün anama takılmış:
“Yahu garı, doya doya bir yoğurt yedirmedin bana!”
Anam 10 kiloluk yoğurt tenceresini sürmüş önüne:
“Buyur doya doya ye!”
Birkaç kaşık yemiş babam:
“Damızlık koyacak mıyım garı?!”
“Daaahhh!”
Bu düveden kaç düve, kaç tosun sattılar. Yıllar sonra da, yanılmıyorsam 120 bin liraya kendisini sattılar.”
+++
“Bugün 13 Haziran, Cuma pazarından 30 da yumurta aldım, yaylaya göçeceğiz…
Yaylada ilk kahvaltımızı yapacağız, iki yumurta haşladık. Benim yumurta bozuk çıktı. İkinci gün iki yumurta daha. Eşim gülümsedi:
“Bugün de benim yumurta bozuk.”
“İnsanlardan daha eşitlikçi öyleyse bu yumurtalar!” ”
+++
Babamı hiç tanımadım sayılır. Annemin anlattıkları kadar tanıyorum onu.
Evlendikten sonra gitmiş askere. Üç çocuğu varmış giderken. Ben de en küçükleriymişim.
Askerden gelince kendi tarlalarımız kadar başka tarlaları da eker babam.
Ekin biçme zamanı bir iki komşuyla başlarlar ekinleri biçmeye. Bir anda rahatsızlanır babam. Anneme der ki:
“Ben az kelleştim, şu pelidin gölgesinde biraz soluklanayım.”
Pelitte de bir bağ ağılı, üzümlere ben düşmüş.
Gecikince annem bakmaya gider. Pelidin dibine bir yalak kazmış babam, içi lapa lapa kan dolu. Hemen eve götürürler bunu. Akşam da ölür.”
Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…



