
“Geralim (Ham Çökelek), İrfani, Yayla Yoları, Çay Zeybeği, Karakuş Zeybeği, Portakal Zeybeği, Tek Zeybek, Zeytin Dalları (Zeybek), Gasavet, Gelin Okşaması, Kullar Olam, Tımbıllı, Keklik, Ak Boya Kara Boya, Aslan Karam, Fındık, Sarım, Leblebici, Mandilli, Cezayir” öncelikle akla gelen oyun havaları arasındadır.
Geralim (Ham Çökelek)
Yörede yiğitliği ile ün salan Ger Ali evlenmeye karar verir, ancak evlendiği kızın gerdek gecesi bakire olmadığı anlaşılır. Ger Ali, şöhretine uymayan bu durum karşısında köyünü terk eder ve;
“Aman aman yoğurt gibi ela gözlüm
Ayran gibi şirin sözlüm yar yar
Gel sarılıp yatalım
Çökelek derisine benzer yüzlüm
Sen sizin evde
ben bizim evde
Oda yan yan a geralim hey hey
Geli geliver ah sekerek
Boğazına dursun ham çökelek
Oynayıver çift sekerek
Ümüğüne dursun ham çökelek
Amman amman
uzaktan baktım canımın canı
Yanına vardımda Sertavul Hanı yar yar
Alınmış peteği de kalmış kovanı
Yandım dul avradın elinden hey
Geli geliver ah sekerek
Boğazına dursun ham çökelek
Oynayıver çift sekerek
Ümüğüne dursun ham çökelek”
sözlerinin yer aldığı türküyü dillendirir.
Ger Ali türküsü, zaman içerisinde halk tarafından başka sözlerde eklenerek oyun müziği olarak günümüze kadar gelmiştir.
İrfani
” Varın söyleyin Irfaniye yarin övmesin
Yar yar aman aman
Çözemedim akgöğsünün düğmesini
Guzum a guzum
Uz bas kunduramda a canım
Yer incinmesin guzum a guzum
Tara zülfünüde a canım
Tel incinmesin yar yandım of”
Yayla Yolları
Karacaoğlan’a ait olan bu türkü çok eskilerde sadece türkü olarak çalınıp söylenmekte iken, sonraları bazı ritimler eklenerek oyun havası haline getirilmiştir. Türkünün güftesinde yayla göçü sırasında develerin yumuşak yürüyüşü, deve katarının önünde elinde kirmen ile sallanıp yürüyen yörük kızının sallanışı dile getirilmektedir.
“Aşıp aşıp gider yaylanın yolu
Sahile dayanmaz yaylanın gülü
Gayet güzel olsa yiğidin yari
O da gelir binbir iki naz ile
Yayla yollarında göç gater gater
Eşinden ayrılmış bir palaz öter
ötme palaz ötme seni tutarlar
Tutarlarda dar kafese katarlar
Yayla yolarında vardır evimiz
Düştü birbirimize sevgimiz
Kız seninle böylemiydi gavlimiz
Gavil derler gene gel kömür gözlüm”
Çay Zeybeği
“Çaya vardım çay geçilmez
Çaya vardım aman çay geçilmez
Nazlı yardan vaz geçilmez
Nazlı yardan aman vaz geçilmez
Eşim aman aman
Can yoldaşım aman
Gece gelme gündüz gel
Gonuşalım aman
Çaya vardım çay bulanık
Çaya vardım aman çay bulanık
Eve vardım yar uyanık
Eve vardım aman yar uyanık
Eşim aman aman
Can yoldaşım aman
Gece gelme gündüz gel
Gonuşalım aman”
Karakuş Zeybeği
“Yüksek olur garada kuşun oyunu efem oyunu vay vay
Aştı getti aman göremedim boyunu efem boyunu vay vay
Benim atım tarlalarda eşinir efem eşinir vay vay
Ayağıma değende taşlar aşınır efem aşınır vay vay”
Portakal Zeybeği
“Portakalım tekerlendi
Yedik sıra şekerlendi
Efem güzelim vay vay
Portakalım taş üstüne
Kalem oynar kaş üstüne
Efem güzelim vay vay”
Tek Zeybek
“Anam çıkabilsem yavrum çıkabilsem
Ben o yarin köşküne vay
Anam sen doldurda yavrum sen doldurda
Ben içeyim aşkına
Anam haba da bir yavrum çuha da
bir Geyene geyene vay geyene vay
Anam güzel de bir yavrum çirkin de bir
Sevene sevene vay sevene vay”
Zeytin Dalları (Zeybek)
Türküde adı geçen Ali, yiğit ve yakışıklı olmasından dolayı yörede sevilen birisidir. Bir olaydan dolayı dağa çıkmak zorunda kalır. Ancak bir gün jandarmalar tarafından sıkıştırılır ve uyuduğu zeytin ağacının üzerinde vurulur. Cesedi yere düşer, tütün tabakası ve bazı eşyaları ağacın üzerinde kalır. Köylüler geldiği zaman Ali’yi al kanlar içinde yerde, tütün tabakasını da ağacın üzerinde bulurlar. Bu manzara karşısında, Zeytin Dalları Zeybeği, bir köylü tarafından orada irticalen söylenmiştir.
“Zeytin dallarında tabakam kaldı
Dört yanıma baktım aman karakollar sardı
Alim kırk kişiden bir haber aldı
Uyan Alim uyan uyan uyanamaz oldum
Kama yarasına efem dayanamaz oldum.”
Gasavet
“Yatamadım gasavetten a canım meraktan vay
Aşk ateşi a canım çıkmaz oldu yürekten
Bitti m(i) ola bizim elin a canım söğüdü vay
Biz giderken a canım yapracığı göğüdü vay vay
Gelin Okşaması
“Çattılar ocak taşını
Vurdular düğün aşını
Çağırın gelsin anasını
Yaksın kızın kınasını
Evlerinin önü kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Elim kına başım duvak
Uyansana allı gelin
Evlerinin önü iğde
İğdenin dalları yerde
Alt tavanlı yüksek evde
Uyan allı gelin uyan”
Kullar Olam
“Kullar olam anam seni doğuran anaya
Süt vermişler senin gibi sunaya
Aman amanda dayanamam
Çokça da içtim kafalarım duman”
Tımbıllı
“Şu derenin uzunu aman aman
Haydi kıramadım buzunu
Aldım Mut’lu kızını aman aman
Aman çekemedim nazını
Haydi de güzel tımbıllı, tımbıllı
Kaşı gözü çektirmeli tımbıllı
Şu dere baştan başa
Atlarım taştan taşa
Çıkar güzel şalvarı amanın aman
Haydi yırtarım baştan başa
Haydi güzel tımbıllı tımbıllı
Kaşı gözü çektirmeli tımbıllı”
Keklik
Türküde hiciv sanatı görülmektedir, ipsiz, sapsız olarak tabir edilen bir kişinin beylere yaptığı taşlama söz konusudur.
Oyunda, keklik kuşunun hareketlerinin yansıdığı ve kekliğin taklit edilmeye çalışıldığı görülür.
“Yar yar yaaaar yar
Nerden gelirsin Mut (*) Kalesinden
Ne gezersin açlık belasından
Nerde yattın beyin konağında kupkuru yerde
Hey hey kekliğim hey
Kekliği düz ovada avlayalım
Kanadını çam dalına bağlayalım
Şıkıdak şıkıdak şıkıdak oynayalım
Yar yar yaaaar yar
Buyurun arkadaşlar davetim var benim
Herkes kesesinden yesin içsin saltanatım var benim
Aslıyok yaylasında bin beşyüz koyunum var
Hey hey kekliğim hey
(*) Bölgede söylendiği ilçeye göre “Silifke Kalesi, Anamur Kalesi” ifadeleri kullanılmaktadır.
Kara Boya
“Ay doğar Mut Kalesinden
Kalenin neresinden
Ben yarimi bilirim
Kayısı devşirişinden
Ak boya kara boya
Sevmedim doya doya
Atladım girdim bağa
Zeytin dalı kırmaya
On iki yüzük taktım
Al kınalı on parmağa
Ak boya kara boya
Sevmedim doya doya”
Aleylenmiş Zeybeği
“Aleylemiş aleylemiş
Bir kötüye kul eylenmiş
Yar yar aman
Başına bağlamış astar
Göster cemalini göster
Yar yar aman”
şeklinde devam eden bu zeybek türküsü, sevdiği kızın çirkin ve kötü huylu birine verilmesi üzerine, delikanlının ağzından söylenmiştir.
Dünden Bugüne Her Yönüyle Mut – Nurşen Tekin