ÖTELEMEYİ BIRAKALIM

CHP Cumhuriyetimizin kurucu partisidir. O yüzdendir ki ülkemiz adına bu güne kadar çözülmemiş pek çok sorunun çözümü yine kendisine düşmektedir. Herkesin bildiği, yalnız çözüm için masaya yatırmağa cesaret edemediği gittikçe kangırene dönmüş sorunlar. Kürt, Alevi, Roman ve Gayri Müslüm. Bu kuşaklar birbirinden kız almış kız vermişiz. İyicene kaynaşmışız. Ancak ayrıntılara takılıp kalıyoruz. Müslümanların ibadet yeri Cami, Alevilerinki Cemevi, Gayri müslümlerinki Kilise. İsteyen istediği yerde ibadetini yapsın. Devlet ibadet özgürlüğünü sağlamakla mükellef. Birine akıt, diğerlerine bakıt…
Bu sorunu değişik siyasi partilere ait insanlarla görüştüğümüzde başka başka senaryolar yazanları gördüm. Ancak ekseriyetin buluştuğu nokta aynı. Köylerimizde okulların kapandığı dönemleri yaşıyoruz. Pandemi nedeniyle milyonlarca çocuğumuz (geleceğimiz) egitim-öğretimden yoksun kaldılar. Uzman eğitimciler bu nesile -kayıp nesil- demektedir. Bu eğitim açığını kapatmak kolay mı? Hâlâ 9 aydır 60 bin derslik eksiğimizi tamamlamış değiliz. Üç milyon ailenin tableti, 1.5 milyon çocuğun televizyonu, interneti yok. Bu kayıp neslin vebali nasıl ödenecek? Kim, kimler ödeyecek? Bu eğitim-öğretim açığının kapanması mümkün mü?
Umut tüm başarıların başlangıcıdır. Ekonomi çökmüş, üretim yapan merkezler (fabrikalar) satılmış, memleket betonlaşırılmış, gittikçe yoksullaşan bir toplum olmuşuz, eğitimde, sağlıkta istenilen noktaya ulaşamamışız. Yan gelip yatamayız. Her karanlığın ardından gelecek aydınlıktır umut…
Bizlerin geçmişinde teslimiyete yer yoktur. Yeniden doğuşu gerçekleştiren milletin torunlarıyız. İngiltere’den daha zengin değiliz. Onlarda kamuya ait araba sayısı 13.000, bizde 140.000. İki yıllık köprü garanti geçiş ücretiyle birica köprü yapıyoruz. Şehir Hastanelerinin her şeyini devlet karşılıyor yapımcı firma avantadan milyarlarca dolar alıyor. Daha neler var neler. Biz zengin bir ülkeyiz. Aşamayacağımız hiç bir engel olamaz. Yeter ki “İTİBAR” tasarrufunu sağlayalım. Eğitim, sağlık, ulaşım dahil her derdimize deva oluruz.
Ülkede yangınlarda, depremlerde, açlıklarda, intiharlarda ölenlere bakın; kimler ölüyor? Yoksul ve dar gelirliler. Gerçekten biz, yoksullar, dar gelirliler, işçiler, ameleler, sömürülenler ölmek için mi geldik dünyaya? İnsanca barış içinde yaşamak bizim de hakkımız olamaz mı?
Değirmentaşı değiliz. Sürekli aynı zamanda zöbedeğin yörüngesine kilitlenmiş dönüşe mecbur değiliz. Değişime, dönüşüme ihtiyaç var. Bizleri hakkıyla yönetemeyen yönetenleri değiştirmelisin. Kurtuluşun anahtarı sende. Yeter ki kullanmasını bil…
Cemil COŞGUN






