DOLAR
43,7288
EURO
51,9267
ALTIN
7.075,98
BIST
14.180,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
14°C
Mersin
14°C
Yağmurlu
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
21°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    BEŞ KİŞİYDİK ÜÇ KALDIK

    Beş doğa tutkunuyduk, üç kaldık!
    Beşimiz de Mut Çıtlık doğa yürüyüşlerine hep katılırdık. Ama bu yazımızın Mut Çıtlık Doğa Gezginleriyle hiçbir ilişkisi yoktur.
    Evet, beş doğa tutkunuyduk, üç kaldık!
    Kimler miydik bu beş kişi?
    Gerçekten de tam bir doğa tutkunuyduk hepimiz. Paranın gücünü bilsek de, insanın gerçek mutluluğunun doğada olduğunu bilir ve bire bir bunu yaşardık. Doğada olmak bir ayrıcalıktan çok, derin bir vazgeçilmezlikti bizim için. Doğanın bir parçası olduğumuzun bilincine ermiştik. Ne zaman doğaya gitsek üzerimizdeki ağırlık bir anda dağılıverir, içimizi büyük bir coşku dolduruverir, doğayı doya doya yaşardık hep.
    Doğadan ‘tok’ döndüğümüz bir kez olsun görülmemiştir.
    200 metre dimdik yukarıda bir dağ armudu mu var, asla oflanıp puflanmaz çıkardık. Eşsiz bir kaya benzersiz bir ağaç mı var, bunları görmek için 10 Km. yol mu yürünecek, kesinlikle yürürdük. Yağmur, çamur, soğuk mu var, varsın olsundu, doğa bunlardı zaten, ona göre giyinirdik.
    Doğaya gidince zaman yetmezdi bize. Doğa sevgisi taa yüreklerimizden gelirdi. İnceleme ve gözlem yapardık doya doya. Zaten doğanın içinden geliyorduk hepimiz, doğanın dilini biliyor; çalıyla çırpıyla, börtüyle böcekle, taşla kayayla, doğada ne varsa her şeyle konuşuyorduk. Doğa sevgimize doğa bilincimizi de ekleyerek bugünlere geldik.
    Aslında doğadan kopmamaktı bizim yaptığımız, ama bunu bilinçle, büyük bir coşkuyla ve derin bir sevgiyle yapıyorduk. Sonuçta da mutluluk iliklerimizden akıyordu.
    Beş kişi değil de bir kişiydik sanki. Doğa konusunda birbirimize asla “hayır” ya da “Ben yokum” demezdik. O kadar çok uyumluyduk. Birinci temel paydamız doğaydı. Doğa olunca akan sularımız durur, sütlerimiz taşarsa taşardı.
    Peki kimlerdik bu beş kişi ve neden üçümüz kaldık?
    İlkimiz Sami Demir. Doğa tutkunu kadar doğa bilgesiydi de O. Hep bu dağlarda oldu ama ne yazık ki bu dağlara doymadan, doğa yasası, aramızdan ayrıldı gitti.
    İkincimiz Mustafa Çiftçioğlu. Sonradan katıldı aramıza. Ama O da büyük bir doğa tutkunuydu. Gitmediği dağ bırakmayacaktı. Ne yazık ki O da çok erken ayrıldı aramızdan.
    Kalanlarımızsa:
    Mehmet Çiftçioğlu; gerçek bir doğa tutkunu ve bilgesi…
    Eyüp Uysal; O mu doğaya, doğa mı O’na çelik tellerle bağlı, tartışılır…
    Ben; belki de doğa zilini ilk çalan…
    Son söz ne mi olsun? Çoğalmak için kucağımız açık. Bakarsınız yeniden 4 oluruz, 5 oluruz. Şu anda üçümüzleyiz. Pencerede, yolda sokakta, dağda doğada, hele Sertavul’da…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.