DOLAR
31,1995
EURO
33,8393
ALTIN
2.039,98
BIST
9.062,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
19°C
Mersin
19°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
18°C

Bir Mut Türküsü ve Hikayesi

Bir Mut Türküsü ve Hikayesi
MUT
18.12.2022
A+
A-

Bir Mut Türküsü ve Hikayesi

Yöremizde yaşlıların sık sık çağırdığı bir Kayabaşı Havası vardır. Bu uzun havanın hikayesini yaşlılar şöyle anlatmaktadır.

Bir zamanlar Mut’un Gençali köyünde develeri, koyun ve keçi sürüleri çok olan zengin bir aşiret beyi ve bu beyin uzun saçlı, 12 belikli, fidan boylu, gök öncekli, al yanaklı ve al edikli güzel bir de kızı varmış. Bu bey yazın yaylaya göçer, kışın da sahile dönermiş. Başka bir obadan da yakışıklı karayağız bir delikanlı, bu güzel aşiret kızına aşık olmuş. Oğlanın gönderdiği dünürleri geri çeviren aşiret beyi, kızı oğlana vermeyip umudu kestirmiş. Aslında kız da oğlana vurgunmuş. Gönül ferman dinler mi? Oğlan yanmış, tutuşmuş kıza, sevmiş onu delicesine. Kızın mensup olduğu aşiret, alabahar yaylaya göçmüş, kız gider de oğlan kalır mı seyilde? O da almış sazını, düşmüş sevdiğinin peşine. Kızın geçtiği dağa, taşa, gölgelendiği ağaca, konduğu yurda, çıktığı yokuşa, gezdiği düze ve su içtiği pınara sormuş on iki belikli yavuklusunu.

Bu iki aşık dünyada birbirine kavuştu mu, kavuşmadı mı bilemiyoruz. Ama onların ölümsüz aşkı, Mut’un Gençali köylülerinin dudaklarında hâlâ tazeliğini korumakta, yöremizin bu güzel türküsü, dillerde terennüm edilmektedir.

İşte Türkümüz:

Başına bağlamış bir incecik bürüncek

Aklım hayran oldu ben o yari görüncek

Yokuş başından geri aşağı dönüncek

Günden yana perde yapmış zülfünü.

 

Yine boranlandı dağların başı

Akıttım gözümden kanılen yaşı

Sana derim sana Kargıcakın Kız Taşı

Nazlı yarim geçmedi mi buradan.

 

Düz Ağaç dedikleri bir yaman yazı

İçinde eğleşir bir körpe kuzu

Sana derim sana Dandının düzü

Nazlı yarim geçmedi mi buradan.

 

Ulamanın suyu soğuktur içilmez

Öküz Sulağı coşkundur geçilmez

Bizim yaylada güzel çoktur seçilmez

Nazlı yarim geçmedi mi buradan.

 

Bizim elin yaylası da daşlı gayalı

Gayası da birbirine dayalı

Önü gök öncekli arkası tülün mayalı

On iki belikli bir güzel geçmedi mi buradan.

Şiirde geçen coğrafî isimler Gançali köyü ile yaylası arasında geçmektedir.

Dandı Düzü: Gençali yaylasında bir düzlük.

Düz Ağaç: Adı geçen yaylada bir semt. Kargıcak’tan sonraki mevki.

Kargıcak: Yörede aynı adı taşıyan bir çok yer olmakla beraber mevzu olan Kargıcak, aynı yörede kamışlı, sulak bir yerdir.

Kıztaşı: Kargıcak denilen semtte hakkında efsane anlatılan bir taştır.

Öküz Sulağı: Ulama yaylası ile Dağpazarı köyü arasında bir pınar.

Yokuşbaşı: Aynı yaylaya giderken çıkılan dik bir yokuştan sonra gelen geniş düzlük.

NOT: Bu derleme Süray VURAL tarafından yapılmış ve İçel Kültürü 1, (9), Eylül 1989, s. 18. de yayınlanmıştır. Kendisine bu çalışmasından dolayı şükranlarımı sunarım.

Kaynak: Saffet Öztürk

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.