DOLAR
8,5345
EURO
10,0631
ALTIN
481,34
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Gök Gürültülü
27°C
Mersin
27°C
Gök Gürültülü
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
Cumartesi Az Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
32°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
32°C

ÇEKTİĞİMİZ YETMEZ Mİ

29.03.2021
0
A+
A-

Geçmişte yaşadığımız krizlerde çektiğimiz sıkıntıları unuttuk. Eski yaraları deşmenin kimseye faydası yok. Önemli olan ders alıp almadığımız. Öyle bir halimizin olmadığı ayan beyan ortada…
Ocak ayında tüm çalışanlara verilen zamlar kuş olup uçtu, gitti. Yine çaresizliğimizle başbaşa kaldık.

Dövizin zembereği boşandı, 8 den 6.70‘e kadarh indi dolar. Merkez Bankasına Naci Ağbal, Maliye Bakanlığına Lütfi Elvan gelmişti. Ekonomi düzene girdi, döviz daha da düşmeden heyecana kapılan halk elindeki bir kaç kuruşu bozdurdu. Döviz baronları akıllı. Döviz alımlarına hız verdiler. Aradan uzun bir süre geçmeden dolar yeniden 8 bandını geçti. Döviz baronları kazandı, ülke ekonomisinin zararı katrilyonları buldu. Üç ayda %20 yoksullaştık. Halkımız marketten 25 kuruşluk poşete isyan ediyor, hazine garantili oto yol, Havalimanı, şehir hastaneleri, köprüler ve Tüneller için geçmeden yıllarca ödenecek paraları görmüyor. Son yaşadığımız ekonomik depremde ülkemizin kaybı:
İki GAP, 1800 km. Hızlı tren yolu, tünel ve köprüler yapılırdı. Korkunç geliyor değil mi? Bu hızlı çöküş süreceğe benziyor. Dayanmak zor değil, imkansız.

Biliriz ki her sorunun bir çözüm yolu vardır. Dolarla, Avro ve faizle oynayarak ekonomide istikrar saglanamaz. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen toprak ve iklim yapısına sahibiz. İhtiyaç fazlası üretim yapmak için elimizi tutan mı var? Yaşamın her alanında bilim adamlarımız var. Ayrı kurullar oluşturularak ülke şaha kaldırılamaz mı? Gerçi siyasetin kirli dilinden kendimizi kurtaramadık. Her gün farklı bir kutuplaşma ile güne merhaba demekten bıktık.

Bizden öncesini kötüleyerek nereye ulaşacağız? Kendi gözümüzdeki merteği görelim önce. Yurttaş olarak ben satılan fabrikalar falan diye düşünürken binlerce hektar topraklarımız da yabancılara satılmış. 900’ü aşkın yabancı şirketlere 49 yıllığına maden arama ruhsatı verilmiş. Doğa, ormanlarımız tahrip edilmiş, gördükçe kahroluyorum. Devleti yönetin diye yetkilendirdiğimiz iktidar bunca zülmü perdelerken değiştirilmedik maddesi kalmayan ANAYASA algısı yaratmakla meşguluz. Hani en demokratik Anayasa 1961 Anayasası idi? Yoksa onda da mı kandırıldık?

Başdöndürücü gündemlerle ülke savruluyor. Tam bir bilgi kirliliği içinde toplum. Yüce Meclisimizin Başkanının dillerinden dökülen dudak uçuklatacak cinsten. “Cumhurbaşkanımız isterse İstanbul Sözleşmesi ne ki; Montrö ve Lozan Antlaşması’ndan da çekilebilir,” diyor. Ne büyük bir gaf. Herkes kendi işine bakmalı. Milletin bam teline dokunmayın. Millet ölümle yanyana yürüyor zaten. Aşı derdinde, iş aş derdinde. Kafa yorulacak, çözüm bekleyen sorunlar ortada. TL sürekli değer kaybediyor, insanlarımız günbegün fakirleşiyor. Yaşamlarını sürdürmek için devlete avuç açıyor. Ne kadar yoksul, o kadar oy. 80 milyonun ödediği vergilerle oy avcılığı yapmayı utanmadan içimize sindiriyoruz. Sosyal devlet fakir fukarasına, engellilerine bakacak; bakmak zorunda. Bunu yoksullar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmayı abes görüyorum.

Bir bunlar olsa öp tepene koy. Sayın Cumhurbaşkanımız, TBMM Başkanımız güzel vatanınımızın tapu senedi, Lozan, Montrö ve Hatay’ı 100 yıl sonra uluslararası tartışmaya açacak gibi laflar dolaşıyor. Neden!? Türkiye’nin en gözde Üniversitesi Boğaziçi öğrencilerine yapılan baskı ve şiddet içimi kanattı. Nezaretteki arkadaşlarına destek olmak için bir basın açıklaması yapacaklardı. Yasaların kendilerine tanıdığı demokratik haklarını kullanmaktı niyetleri, yaptırılmadı. Kullanılamayacak haklar niye yazılmış ki?

Geçmişten bu yana yapılan hataların bedelini ağır da olsa ödedik. Kolay olmadı elbet. Geleceğe bakalım. Bıçak kemiğe dayandı.
Yetmez mi?..

CEMİL COŞGUN
20.03.2021

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları
24.04.2021
04.02.2021
19.11.2020
17.10.2020
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.