DOLAR
32,9851
EURO
36,0263
ALTIN
2.578,45
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
32°C
Mersin
32°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
33°C
Perşembe Az Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
32°C

GÖÇ KUŞLARI / MUSA KAPLAN

Mut Sertavul’da tanış olduğumuz Araştırmacı, Belgesel Yapımcısı Musa Kaplan ve eşi Ayşe Kaplan, 29 Ağustos günü Gökbelen’e ziyaretime geldiler. Belgesel çalışmasına Gökbelen’i de dahil ettiler.
Ziyareti sırasında Göç Kuşları romanını da imzaladı. Önce eşim Nuran Üçyıldız okudu, sonra ben okudum.
Ülkemizde başta Osmanlı dönemi ve günümüzde hala ötekileştirilen bir toplumun yaşam mücadelesinden kesitler yer alıyor.
Karaman, Ereğli yöresinde bir dönem ötekileştirilen Ermeniler, bir asır sonra ülkede ırkçı, ümmetçi yönetim anlayışının sonucu ötekileştirilen Kürtler.
Okuduğum yapıt, işte bir yüzyılın içinde yaşanan bir dram öyküsü. Bir yanda ülkesini terk etmek zorunda kalan Gazaros, emanet ettiği varlıkların yerinde yerler estiğini görüyor. Ama Toroslarda yaşayan Kravga Beyleri, onun emaneti 1000 koyunu gözü gibi saklıyor. Günü gelince onu sahibine veriyor. İşte dostluk.
Mardin, Diyarbakır, Ceyhan arasında sürekli göç halinde olan bir aile, yoksulluk diz boyu; ama ötekileştirme, işte bu zorlu yaşamda roman kahramanları Meral, Babası, anası, kardeşleri… Ceza evinde işkenceler, öldükten sonra aklanma.
Bir şey var. Her şeye rağmen yaşama sıkı sıkı sarılma. Yıllar boyu onlara zulüm eden babaya, ölüm döşeğinde gelen sevgi seli.
Ereğli’de halılarını teslim ettiği müftünün inkar edişi, ama kendisine emanet edilen koyunları, bir Tanrı misafiri gibi bakmak, günü gelince sahibine teslim etmek. İşte güzel işler. Ötekileştirmenin verdiği işkence, bir bakıyorsunuz sevince dönüyor. Sevgi bağları kuruluyor. İstanbul, Mut arasında Toroslarda bir sevgi seli, dostluk rüzgarı esiyor.
1923’te Silifke’den, Aydıncık’tan giden Rumların emanetlerini iç eden çıkarcı komşular, sözde dostlar ise burada geçen Gazaros’un öyküleri ile örtüşüyor. Taşucu’nda varsıl Rum ailesi, Selanik’te limanda hamalık yapmak zorunda kalıyor. Yaşamları zindan oluyor.
Bir ülke düşünün tarihçileri bile 4-5 yıllık geçmişi yok sayıyor. Türkler Anadolu’ya 1071 geldi diyor. Ve Anadolu’da yaşayan tüm insanları yok sayıyor. Etiler, Hititler, Sümerler, Frikyalılar, Ege’de, Akdeniz’de Rumlar, Doğuda Ermeniler, Süryaniler, Ezidiler, Kürtler ve Aleviler yok sayılıyor. Anladık ki bu tarihçilerin kafasında yalnız Müslüman olan Türkler var.
Bu ümmetçi, ırkçı yaklaşım. Yönetim anlayışına yön veriyor. Ülkede kin, nefret ile sevgi bir kenara itiliyor. Komşu komşuya düşman ediliyor. Oysa Anadolu’da bereket var, insanca yaşam kültürü var. Ana yapıya uygun, sevgi, barış gelse o zaman Göç Kuşları yerini insanca yaşam içinde olan toplum olurlar.
O zaman bereketli topraklar, Çukurova, Toroslar daha anlamlı olur. Üreten, bolca üretip, hakça tüketen toplum olur. Karacaoğlan, Dadaloğlu, Yunus Emre, Pir Sultan dile gelir, dostluk ezgileri, kavaldan dökülür, sazlar daha anlamlı çalar, hep birlikte dostluk ezgileri dillenir.

(*) GÖÇ KUŞLARI- MUSA KAPLAN / Yarım Yaşanmış Hayatlar – Roman / Ozan Yayıncılık – İstanbul.

MUSA KAPLAN:
1950 yılında Mersin’in Mut ilçesi Güme Köyü’nde dünyaya gelir. İlkokulu Güme Köyü’nde bitirir. Ortaokulu Mut’ta bitirdikten sonra Konya Endüstri Meslek Lisesi dökümü bölümüne devam ederken 1968 yılında İstanbul’la gelerek son sınıfı Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi’nde tamamlar. Üniversiteyi İDMM Akademisi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olarak tamamlar. Üniversite yılları gençlik hareketlerinin yoğun olduğu yıllara rastlar, kendisini olayların göbeğinde bulur. Bu olayları ileride bir kitaba dönüştürmeyi düşünür ve o dönemin en kapsamlı araştırmasını yaprak “Devrim Yolcuları” kitabını yazar. Daha sonra 3 Yoldaş, Adras Dağı, Toroslardan Nurhak’a, Göksu Bulanık Akıyor, Yasak Defter, Göç Kuşları ve Ulaş Yoldaş gibi kitapları da raflarda yerini alır. Devrim Yolcuları, Son Yörükler, Balat’ta Kaybolmak, Hıfzı Topuz’la Yüzyıla Yolculuk, Moris Gabbay’la Bir Asra Yolculuk, Acıları Bal Eyledik, Sevim Belli ve Yunus Emre gibi uzun metrajlı belgesel filmlerin yönetmenliğini üstlenir. Bunun yanında birçok kısa metrajlı belgesel filmlerin çekimlerini de gerçekleştirir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.