Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
26°C
Mersin
26°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
25°C
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Açık
26°C

MUT KENTİ İÇME SUYU

MUT KENTİ İÇME SUYU
MUT
16.04.2024
A+
A-

Mut kentine su veren iki pınar bulunmaktadır. Bunu en iyi anlatan ise şu dizelerdir.
“İki pınar, beş çınar
Bunlar olmazsa Mut yanar ”
Bu pınarlar Kale ve Köşker pınarlarıdır. Kale pınarı, kalenin altından bir galeri veya tünelle geldiği Mut halkı tarafından belirtilmektedir. Köşker Pınarı ise bunun karşısında ana yolun doğusunda idi, bugün yerine bir bina yapılmıştır. Eskiden burada birde çamaşırhane bulunmakta idi. Bu iki pınar Cumhuriyet dönemine kadar Mut kentinin su ihtiyacını karşılamıştır.
Bu arada Mut tarihi adlı kitabın yazarı öğretmen Neşri Atlay ‘ın (1900-1984) eserinde bu konu ile bilgiler vardır. Mut’un Şıh Köyüıne (bugün Meydan mahallesi) su getiren Fatma Hanım’dan söz ediliyor. Yaşadığı dönem bilinmeyen Fatma Hanım kardeşi Mahmut Bey aracılığı ile Asput Köyüındeki Büyük Pınarıdan pişmiş toprak künkler hazırlatarak suyu getirtti ve mahalledeki 4 çeşmeye verildi. Su üç ay aktı, herkes memnun idi, ancak künkler iyi pişirilmemişti, gürül gürül akan sular azaldı, ve zamanla kesildi, bu arada Fatma hanım öldü ve su işi için yapılanlar boşa gitti. Bugün Fatma Hanımın yaptırdığı üç çeşme yerinde durmaktadır.

MUT KENTİ SULAMALARI

Mut kentinde Toros Dağları arasında çok engebeli bir arazide olmasına karşı, düz sulanacak ovalarda bulunmaktadır. Buralarda çok eskiden beri halk sulamaları vardır. Su kaynakları pınarlardır.

KIRKPINAR SULAMASI

Su kaynağı Yonsuz Deresi üzerinde bulunan Kıkpınar’dır. Su bir tünelden geçmektedir. Hacı Nuhlu, ve Yıldız (Masara) arazilerini sulamaktadır. Sulanan arazi yaklaşık 500 ha dır. Suyun fazlası Mut Çayı ile Göksu’ya ulaşmaktadır.

PİRİNÇ SUYU SULAMASI

Su kaynağı Göksu’ya dökülen Pirinç suyudur. Mut’un kuzeyinde Yapıntı Köyü civarında 10000 ha arazide sulama yapılmaktadır.

SINAPIÇ’TA ANTİK DELİSANDES KENTİ

Bu iki sulama ile yakından ilgili, Mut’un kuzeyinde sulama yapılan Yıldız Köyüınün batısında Sınapıç’ta eski Delisandes olarak bilinen bir kent kalıntısı bulunmaktadır. Önce yeri Ermenek-
Mut yolu üzerinde Kayaönü (Ezvendi) köyünde olduğu benimsenen bu antik kentte oyma su kanallarının bulunduğu belirtilmektedir.
Delisandes kentinde 1. yüzyılda Silifke’de yaşamış Konyalı azize Aya Thecla’nın buraya uçarak geldiğine inanılmıştır. Henüz ciddi incelemeler bulunmamaktadır.

BEYPINARI VE YENİ PINAR SULAMALARI

Su kaynağı Beypınar’ı ve 1950ıli yıllarda ortaya çıkan Yenipınar’dır. Mut’un güneyindeki Palantepe, Elbeyli ve Selamlı (Mutören- antik Claudiopolis kenti) arazilerini sulamaktadır.
Burada da antik su kanal izleri bulunduğu bildirilmektedir.
Bugün bu tesisler “Mut Sulama Birliği” tarafından işletilmektedir. Eskiden muhtarlar tarafından divanlar (su dağıtıcıları) tarafından işletilmiştir.

MUT KURTSUYU SULAMASI

Mut’a bağlı Mut-Silifke yolu üzerinde Kurtsuyu Deresi ve köyü bulunmaktadır. Kurtsuyu Göksu’ya dökülmektedir. Kurtsuyu’nun sol ve sağ sahilinde açılan arklarla eskiden beri sulama yapılmaktadır. Bu sulamadan Dere, Çakallı, Narlı, Göcekler, Hisar, Tuğrul ve Kışla köyü arazileri yararlanmaktadır. Sulanan arazi 15000 dekar civarındadır.
Sol sahildeki arklar: Göcekler, Hisar, Kışla arkları, Sağ sahildeki arklar: Değirmen, Göcek, Aktaş arklarıdır. Arkların fazla suları da Kurtderesi’ne dökülmektedir.

Dağpazarı Mut’un kuzey doğusunda olup, Mut Kırobası yolunun 10 km sinden ayrılan bir yolla ulaşılmaktadır. Dağpazarı’nın eski adı Kestel olup Bizans dönemindeki ismi Koropisos
olarak bilinmektedir. Bizans döneminde Karaman’dan gelen eski bir başka yolun üzerinde bulunuyordu

Dağpazarı’nda 5. ve 6. yüzyıllardan kalma kilise kalıntıları bulunmaktadır. 1875 yılında İngiliz gezgin Davis ve 1890 yılında Headlam ve W. Ramsay tarafından incelenmiş ve yapıların
planları çıkarılmıştır. 1957-1958 yıllarında İngiliz arkeolog M. Gough tarafından kazı yapılmış ve 4 yapı ortaya çıkarılmıştır.

1. Bazilika kalıntısı, yanında vaftiz binası var
2. Kilise yapısı, sadece temelleri görülebilmekte
3. Sur dışında bazilika, 1958 kazılarında ortaya çıkarılmıştır.
4. Bizans dönemine ait bir ev

DAĞPAZARI SU YOLLARI

Dağpazarı’nın su ihtiyacı, güney batısından gelen su yolu ile sağlanmıştır. Uzaklık 4 km civarındadır. Bugün yer yer kemer kalıntıları ve izleri takip edilebilmektedir. (Neşri Atlay-Mut Tarihi) Köy içinde üç yerde sarnıç bulunmaktadır. Birisi kilisenin önünde hemen batısındadır. Dört gözlü olup üzeri tonoz kaplıdır. İkincisi kilisenin güneyindedir. Bir üçüncüsü içi temizlenerek
üstü kapanmış ve köylülerce peynir deposu olarak kullanılmaktadır. Kilise ve diğer yapılar Bizans döneminde yapılmıştır.

ALAHAN MANASTIRI

Karaman-Mut yolunun doğusunda sarp dağlar arasında bir manastır bulunmaktadır. Tamamen dini amaçlı kullanılmış olan bu yapı Alahan olarak bilinmektedir. Son araştırmalarda eski ismi Apadnas olarak benimsenmiştir.

Burada yatan bir azizin mezar kitabesinden 462 yılında öldüğü saptanmıştır. Yapı gurubunun5. ve 6. yüzyıllarda yapıldığı kabul edilmektedir. Yapı olarak batıda bir bazilika, doğuda isebüyük bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. İki yapı 115 m uzunluğunda kolonlu bir teraslabağlanmıştır. Kuzey tarafı dağa yaslanmaktadır. Doğudaki kilise bugün oldukça iyi durumdadır. Bu yapının inşaat sanatında önemli bir yeri vardır. Orta bölümde kolonlarla desteklenmiş dört kemerin üzerinde yükselen bir kule bulunmakta ve bunun üzeri kubbe ile kapatılmıştır. Çok düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Bizans dönemi Anadolu yapı sanatının eşsiz örneklerinden biridir. Buradaki kubbe İstanbul Ayasofya’da olgunluğa ulaşan kubbe tekniğinin ön örnekleridir. Eşsiz oluşu buradangelmektedir.

Ne zaman terk edildiği bilinmeyen Alahan Manastırı çeşitli gezginler tarafından ziyaret edilmiş ve eserlerinde durumu hakkında bilgiler verilmiştir. İlk gezgin Evliya çelebi’dir. 1671 yılında gördüğü Alahan için “Mamur ve büyük bir şehir” diye Seyahatname adlı eserinde belirtir.

Alahan’ı ilk gören Avrupalı Fransız Leon de Laborde’dir. 1826 tarihinde gördüğü Alahan’ın elle yapılmış resimlerini “Eglise Alahan-1847” adlı eserinde yayınladı.
1893 yılında Headlam geniş bir araştırma yapmış ve incelemelerini “Ecclesiastic Sites inIsauria- 1893” adlı eserinde yayınlamıştır.

Bir başka araştırma yapan M. Gough incelemelerini “Early Churches in Cilicia- 1955”
Son kapsamlı araştırma 1955 yılında İtalyan P. Verzone tarafından yapılmış, araştırmaları İtalyanca ve Türkçe olarak yayınlanmıştır. “Alahan Manastırı- Mükerrem Usman ”

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.