Mut’a taşındığımızda
Değirmen henüz tamamlanmamıştı
Konya’dan içinin aletleri bekleniyordu
Bir süre sonra onlar gelince;
O zaman da nöbetçi (müşteri) gerekiyordu
O sıralar ilan, reklam şirketi yok Mut’ta tabi
Henüz 27 yaşında annem üstlenir o işi
Deveci yolundan başladı önce
Yola çıkıp bekledi ve gelip geçenlere:
” Yeni değirmen kurduk. Bir de bizi deneyin” dedi
Babam çok iyi bir ustaydı
Ama insanlara çok yakın değildi
Annemse sanki bu iş için doğmuştu
Süper bir işletmeci idi
Gelen nöbetçileri çok hoş tutup,
Her eksikliklerini giderirdi
Hanımları evimizde misafir eder,
Çuvallarıyla özellikle ilgilenirdi
Dertlerini dinler, çare olmaya çalışırdı
Özellikle bulgur üğütmeye gelen kadınlar;
İşin başına mutlaka annem gelsin isterlerdi
Zira bulgurun tavlanması gerekirdi
Biz bazen yorulurduk
Benim tüm gün işim gücüm yemek hazırlamaktı
Arka arkaya 2- 3 kez pilav pişirdiğim olmuştur
Bir grup yerken başka köylerden yeni traktörler gelir
Onlara tekrar hazırlardık
Bu benim işim olmuştu artık
İnsanlık bunu gerektiriyordu
İnsanlar evlerinden uzaktı
Mut’ta ise o zamanlar lokanta vs yoktu
Helaldir tüm emeğimiz herkese
İyi ki gençken bir hizmetimiz olmuştu
Yakındaki buzhaneden buz kalıpları getirilir
Bütün gün o sıcakta dağıtılırdı
Hazırlayıp göndermeye yetişemezdik
Değirmen çok kalabalık olunca
Gelenler bazen 8-10 gün sıra beklerdi
İşte o zaman hanımlar evde ağırlanırdı
Küçücük ev bize de onlara da yeterdi
Bir gece bir uyandım yanımda şalvarlı bir teyze
Gülnar’ın bir köyünden gece gelince;
Girip benim yanıma sokuluvermiş
Hava sıcak, kapı hep açık
Korkmazdık hiç aksine olağan karşılardık
Nöbetçiler böyle ağırlanınca
Bir daha elleri hep hediyeli geldiler
Sepet sepet meyveler, sebzeler
Çuval çuval kavun ve karpuzlar…
Nereye koyacağımızı, nasıl tüketeceğimizi şaşardık
Bazen bir kısmı bozulurdu o sıcakta
Emeğe kıyamaz üzülürdük
Annem kim ne yetiştirir sohbetlerden bilince
İhtiyaç olanı arayıp buldururdu
Hangi köyde doğal bal var
Hangi köyde ağız var söylerim getirtirdi
Gelen kişilerin nereli olduklarını çuval deseninden bilirdi
Kim kimin akrabası, hısımı uzak köylerde bile aşinaydı
Kız arayana kız bulur, iş arayana fikir verirdi
Annem gerçekten Halkla İlişkiler Uzmanı gibiydi
Mahalledeki lakabı da “Müdür” idi
Annem olmasa babam bu kalabalığa dayanamazdı
O hem babamı hem müesseseyi hem de bizleri ayakta tuttu
Bir dünya insana faydalı oldu
Vasfiye teyzemin rüya alemi çok açıktır
Bir gün Allah cc’tan talep eder:
“Ablamın halini bana göster Allah’ım” der
Ve rüyasında bir hizar görür
Hizarın ışığı bir mezarı aydınlatmaktadır
Hizar rüyada neyin sembolüdür diye kitaba baktığımızda;
“Değirmencinin sembolüdür”diye yazıyordu
Değirmendeki hizmeti annemin kabrine ışık oluyordu
Ölümüne yakın yanındaydım
Kadınların biri geliyor biri gidiyordu
Uzak köylerden bile gelenler vardı
Helâllik istiyorlardı
Canım anam iyi ki öyle yapmıştı
Bize de yaptırmıştı
Ben de hâlâ ikramı çok severim
Bir gelen olduğunda hemen
“Acaba ne hazırlasam” derim
Prof. Dr. Meryem UYSAL