Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
13°C
Mersin
13°C
Yağmurlu
Pazartesi Yağmurlu
12°C
Salı Hafif Yağmurlu
12°C
Çarşamba Az Bulutlu
10°C
Perşembe Açık
13°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    SANAT KOKAN ÇUKUROVA VE KARACAOĞLAN

    A+
    A-

    Yolum ne zaman Çukurova’ya düşse burnuma sanat kokusu gelir. Akdeniz kıyılarından Torosların doruklarına kadar türkü kokar, destan kokar, şiir kokar kısacası sanat kokar bu yöre. Tarih boyunca insanlar bu bölgede de hep sanatla iç içe yaşamıştır. Doğurgan bir toprağı vardır Çukurova’nın. Ovasında, dağında dolaşırken toprak doğurdu doğuracak gibi gelir insana. Nelerdir doğacak olan? Sanatın tüm çeşidi: Öyküler, masallar, romanlar..

    Toplumsal açıdan da ilginç bir yerleşim bölgesidir burası. Dertle et yan yana kazanlarda kaynar bu topraklarda.. Et varsılların, ağaların, beylerin kazanlarında kaynar; dert ise yoksulların, ırgatların. Bu karşıtlık Çukurovalı romancılar, öykücüler, ozanlar için bitmez tükenmez bir hazinedir. Bu çelişkili durum Çukurova’nın sanatının her dalına yansımıştır. Böylece bu gizemli bölge Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi dev romancıları; Dadaloğlu, Karacaoğlan gibi dev ozanları doğurmuştur. Kuşkusuz ki Çukurovalı sanatçıların her biri anlatılmaya, incelenmeye, övülmeye değer; ama ben bu yazımda Karacaoğlan üzerinde duracağım: Çoğu zaman Bolkar Dağları üstünde geçer Karacaoğlan’ın günleri. Külek Boğazı’nın batı yakasından başlar bu dağlar. Toros Dağları’nın en görkemlisidir. Delice sevdiği Zeynep’in obası o dağlar üstündedir ölümsüz ozanın.

    Gezmek, dolaşmak, yeni yerler görüp izlemek Karacaoğlan’ın yaşam biçimidir. Bu özelliğinin dürtüsüyle beş yüz yıl önce Çukurova’ya doğru uzanıverir. Mart ve nisandan bir gün. Güzelin tüm çeşidi fışkırıyor topraktan. İlle de dağlardan. Pozantı ile Çukurova arasında ak taşların üstüne oturmuş, bir gözü ovada diğeri dağlardadır.

    O günden bugüne bir elimizde balta, bir elimizde teknolojinin bulguları saldırmışız bu büyülü yöreye. Çirkinleştirmeyi başaramamışız. Bir de o yıllarda düşleyelim Çukurova’yı. O güzelliklere Karacaoğlan’ın kayıtsız kalması düşünülemez. İçindeki duyguları da anlatım yolu yanık bir ses ve ona eşlik eden saz!

    Çukurova bayramlığın giyerken
    Çıplaklığın üzerinden soyarken
    Şubat ayı kış yelini kovarken
    Cennet demek sana yakışır dağlar

    Ağacınız yapraklarla donanır
    Taşlarınız bir birliğe inanır
    Hep çiçekler bağrınızda gönenir
    Pınarınız çağlar akışır dağlar

    Rüzgâr eser dallarınız atışır
    Kuşlarınız birbiriyle ötüşür
    Ören yerler bu bayramda pek üşür
    Sümbül niçin yaslı bakışır dağlar

    Karacaoğlan size bakar sevinir
    Sevinirken kalbi yanar göyünür
    Kımıldanır hep dertleri devinir
    Yas ile sevinci yıkışır dağlar

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.