Bağdat’ı almaya çalışmak, Bağdat’ın kendisinden daha mı güzeldi ne? (1V. Murat)
İnsanı mutlu eden yürüdüğü yoldur, vardığı hedef değil.
Bu iki güzel söz hayatın gerçeklerini yansıtmıyor mu sizce? Her insanın hedefleri vardır elbet! Bu bir hayat yolculuğudur; bu yolculukta hedefe kilitlenirken hayat ıskalanmaz, her yönüyle devam eder. Çalışmanın yanında yemek- içmek, eğlenmek, sohbet- muhabbet de vardır. Yeni alışkanlıklar, yetenekler, dostluklar kazanılır; farklı bir haz duyarsın yaşamaktan.
İnsanlar günlük yaşar; mutlu olmanın yolu da budur ama zihninin geri planında hep hedefleri vardır. Olmalıdır da… Bu hayat yolculuğunun sıkıntıları da olacaktır ama bu sıkıntıların girdabında boğulmadan yürüyebilmek esas olmalıdır. Bu süreçte, hedefin kazandırdığı motivasyon, heyecan en önemli moral gücüdür.
Öğrencilik yıllarınızı, iş hayatınızı; evliliğinizi, çocuklarınızı düşünün. Ne çok şeyler elde etmişsiniz, neler kazanmışsınız? Geriye dönüp baktığınızda bir yandan mücadele ederken diğer yandan ne kadar mutlu günler yaşadığınızı görürsünüz. Elbette her dönemin, her çağın, her yaşın güzellikleri vardır; amaçları hedefleri, yarınları vardır. Her biri ayrı bir yolculuk, ayrı meşakkat, ayrı bir mutluluktur. Mutluluk sadece ulaşılan bir hedef değil, bir süreçtir. İnişli çıkışlıdır; bazen bir anlıktır, arkasından hüzün de gelir, sıkıntı da. Böyle kabul etmek gerek hayatı!
84 yaşına gelmiş bir insanın ağaç diktiğine şahit olursunuz. Şaşırmayın! Dışarıdan baktığınızda ununu elemiş, eleğini asmış dersiniz ama öyle değil. O elek nefes aldıkça hiç asılmaz; eler durur. Derler ki, mezara mı götüreceksin? Hayır. Ama öldükten sonra da yaşamanın mutluluğudur o. Alınacak hayır dualardır. Geride kalanlara bıraktığı bir gurur vesilesi, bir isimdir. Yani beşikten mezaradır hayat ve sonrasına…
Esasen kazandığın hiçbir şey senin değildir. Ama kazandığın mutluluklar senin! Ahirete taşıyacağın ameller, hayır dualar senin.
MehmetAkpınar
Mut, 300524