DOLAR
32,5775
EURO
34,7903
ALTIN
2.501,90
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
22°C
Mersin
22°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
22°C
Pazar Açık
22°C
Pazartesi Açık
24°C
Salı Parçalı Bulutlu
26°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

YAŞADIĞIMIZ COĞRAFYANIN BEDELİ

A+
A-

Yandan çarklı ada vapurunda kemanlar, darbukalar çalıyor; yolcular çalanlara eşlik ede ede şarkılar söyleyip yolculuk etmenin keyfini yaşıyordu. Denizde rüzgâr giderek fırtınaya dönüşüyor, vapur bir sağa bir sola yalpalıyordu. Yolcular başlangıçta eğlencenin sarhoşluğu içinde fark etmese de sulu sepkenin tepeden tırnağa ıslatmasıyla herkesi korku sardı. “Eyvah batıyoruz!” nidasıyla yataktan fırladım. Korkunç bir rüya görmüştüm. Şaşkınlık içinde odanın sağa sola sallandığını, avizenin çıldır çıldır sesini, aralık kalan kapının çarpışını, duşakabin camlarının gıcırtısını fark ettim. Bir dakikayı aşan sarsıntı durana kadar karyolanın ben bir yanına, eşim diğer yanına başımızı iki elimizin içine alıp “ÇÖK, KAPAN, TUTUN.” hareketini yaparak olduğumuz yerde kaldık.
Sarsıntının durduğundan emin olup kapıya çıktığımızda merdivenlerden, koridorlardan sesler geliyor, kapılar açılıp kapanıyor, apartman sakinleri telaş içinde aşağıya iniyorlardı. Araçlarımızla binalardan uzak bir alanda peş peşe dizildik. Henüz şafak sökmemişti, hava soğuktu; aracımızın klimasını çalıştırarak ısındık. Radyo haberleri, merkez üssü Kahraman Maraş, Pazarcık, 7,7 şiddetinde bir deprem olduğunu, on ilimizi etkilediğini, ülkenin birçok yerinden hissedildiğini söylüyordu.
Çok geçmeden on ilden feryatlar yükseldi; binaların göçtüğü, enkaz altında çok sayıda insanımızın kaldığı, yaralıların ve ölülerin olduğu; kurtarma çalışmalarının hızla başladığı haberleri geliyordu. Gün geçtikçe göçükler, enkazlar, yaralı ve ölü sayıları artıyor; cumhuriyet tarihinin en büyük deprem felaketinin yaşandığı söyleniyordu. Kaderin cilvesi, daha bir iki yıl önce, insanlar salgın nedeniyle evlerinden çıkamazken, şimdi evlerine giremez olmuşlardı.
Kelimenin tam anlamıyla bir felaket yaşanıyordu. Ülkede milli yas ilan edildi. Devlet tüm imkanlarını seferber etti. Sivil toplum kuruluşlarından, iş çevrelerinden, vatandaştan, dış ülkelerden yardımlar yağdı. Bölgesel bir felaket olduğu için yetişmek, enkaz altında kalanları kurtarmak zaman alıyordu. Çıkarılan her ceset yasa boğarken, sağ kurtulanlar çalışan ekipleri ve televizyonu başında izleyenleri sevindiriyordu.
Gaziantep’in İslâhiye ilçesinde, 89 saat sonra canlı olarak kurtulan 23 yaşındaki Yiğit Akar’ın yüzünde şaşkınlık, acı, hüzün ve sevinç ifadeleri birbirine karışırken, zar zor temin ettiği kefen ile cenazesini motosiklete atıp memleketine götüren insanımız yürekleri burkuyordu.
On ilimizde deprem felaketi yaşanırken, ülke genelinde son on yılda yaşanan olaylar da -baştan alt alta sıralansaydı- “Bu kadarı da olamaz!” denilecek cinstendi:
• 28 Mayıs- 20 Ağustos 2013 Gezi Parkı Olayları.
• 17/25 Aralık 2013 Operasyonu.
• 10 Ekim 2015 Ankara Garı Saldırısı.
• 15 Temmuz 2016 FETÖ Darbe Girişimi.
• 24 Ocak 2020 Elazığ Depremi.
• 14 Şubat 2021’de Kuzey Irak/Gara Dağında 13 yiğidimizin şehit edilmesi.
• 2020-2022 Salgın Süreci.
• 06 Şubat 2023 yaşamakta olduğumuz Kahraman Maraş depremi.
• Hiç eksik olmayan terör olayları, operasyonlar ve peş peşe gelen şehit cenazeleri.

Jeostratejik ve tektonik bir coğrafyada yaşamanın bedeliydi bunlar. Neler yaşamadık ki! Tarihte nice salgınlar, depremler gördük, hem de savaşlarla birlikte… Hepsinin üstesinden geldik, bunun da geliriz… Yeter ki birlik beraberliğimizi koruyalım. Türk milleti yardımseverdir, merhametlidir, her şeyden önce vatanseverdir.
Depremi konu alan bir karikatürde, “Tank Göndermeye bile gerek kalmadı.” diyen Fransa ters yüz olacaktır. Onlara “Ne Mutlu Türküm Diyene!” cevabı yeter.
@kpınar 100223

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.