İçinde yaşadığımız zaman diliminde, her işe yetişmenin güçlülüğün ve başarının bir ölçütü sayılması, ağlamanın acizlik, yardım istemenin ise beceriksizlik olarak görülmesi ve daha nicesi… Sence de tüm bunlar insanı yormuyor mu?
Sosyal medyada başarı kıyaslamalarının göz önüne serildiği, çocuklara da yetişkinlere de performans odaklı yaklaşıldığı, insanların değerinin yaptığı işle, aldığı puanla ve gösterdiği başarıyla ölçüldüğü; yetişkininden çocuğuna herkesin adeta yarış atı gibi koşuşturulduğu, kusursuzluğu, en başarılı ve en mutlu olmayı, kısacası mükemmelliği idealize etmeye çalıştığı bir dönemdeyiz.
Herkes başarılı ve mutlu görünmeye çalışırken biz de kendi yorgunluğumuzu görünmez kılmaya çalışıyoruz. Peki yorgunluğumuzu görünmez kılarken biz de neler değişiyor hiç düşündün mü? Süper anne, ideal baba, başarılı öğrenci, kusursuz bir çalışan olmak için kendini duymadığın oluyor mu? Yoksa kendini fark edebiliyor musun? Bedeninin ve ruhunun verdiği sinyalleri önemsiyor musun? Sürekli güçlü görünmeye çalışmanın, kusursuz olma çabasının omuzlarına görünmez ve ağır bir yük bindirdiğinin ne kadar farkındasın?
Sessiz yorgunluklarımızın temelini omuzlarımıza yüklediğimiz ağır sorumluluklar, sınırlarımızı bilemememiz, hayal kırıklıkları, dile getiremediğimiz duygularımız, kusursuz olma çabalarımız oluşturuyor. Belki o an fark etmiyoruz; ama zamanla hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Yeme sorunları, uyku sorunları, gerginlikler, tahammülsüzler peşi sıra geliyor. Ama bunları çoğu zaman yeterince ciddiye almıyoruz. Yanan bir mum misali sessizce tükeniyoruz.
Ağacı yeniden yeşertmek için nasıl ki dallarına değil, köklerine odaklanmak gerekiyorsa, insanoğlunun da ağaç gibi köklerinin ne kadar susuz kaldığını fark etmesi gerekir. En son ne zaman kendine şefkat gösterdin? Yoksa idealize edilen hayata yetişmek için kendini görmezden mi geldin?
Gerçek güç kendini fark etmektir. Kendi sesini duyabilecek kadar sessiz kalabilmektir. Duygularını fark edebilmektir. Gerçek başarı ve iyileşme kendini duyabilmektir. Yorulduğunda “Yoruldum!” diyebilmektir…