DOLAR
9,2628
EURO
10,7602
ALTIN
526,82
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Gök Gürültülü
27°C
Mersin
27°C
Gök Gürültülü
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Az Bulutlu
28°C

YÖRÜKLER

27.12.2019
0
A+
A-

Bu gün sabah mutilcemiz.net’de gezinirken yörüklerle ilgili söyleşilere göz attım, yıllar öncesine gittim. Yörüklerle bizim yakın ilişkimiz olurdu. Zira rahmetli babam Kasap Nuri’nin kasap dükkanı vardı, dükkanda satılacak et için gerekli keçiler yörüklerden temin edilirdi. Yalnız ticari ilişki de değildi, bizim ailenin yörüklerle sosyal ilişkisi de vardı. Özellikle Aydıncık tarafından gelip, zannedersem Seydişehir taraflarına giden konar-göçerler Kozlar güzergahını kullanırlardı. Bizim ev tam yolun kenarındadır, keçi sürüleri, develer, atlar, eşeklerle yoldan geçerlerken, sırtlarında çocuklarla yürüyüş halindeki kadınlar, bazı ihtiyaçlar için bizim eve gelirler çocuklarını emzirirler, yemek yerler, dinlenirler üç beş saat vakit geçirdikten sonra kervana yetişmek üzere giderlerdi. Rahmetli anneciğim onlarla sevgi ile ilgilenirdi

Bilindiği üzere Karageçili ve Sarıgeçili olarak anılan yörüklerden Karageçililer Orta Asya’da Oğuzlar’ın Bozok koluna bağlı Kayı boyundandırlar. 1071’de Malazgirt Zaferi ile Anadolu’ya gelmişlerdir. Batı Anadolu, İç Anadolu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da yerleşikdirler. Devlete sonderece bağlıdırlar, hatta Güneydoğu’daki PKK’ya karşı çarpışan köy korucularının kökeni Karageçili olduğunu tarihçiler belirtir. Sarıgeçililer’in ise hangi boydan olduğu bilinmemekle beraber, Silifke, Aydıncık, Anamur, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yerleşiktirler ve her yıl Aydıncık’dan Mut üzeri Seydişehire giden yörükler Sarıgeçili’dir.

Yörükler düğünlerini bulundukları yere en yakın köyde yaparlar. Cenazelerini ise hiçbir zaman dağda bırakmazlar, yine enyakın köyün mezarlığına koyarlar. Yapılan araştırmada Sarıgeçililer’in çoğu yerleşik düzene geçmiştir. Sadece 200 civarında aile konar-göçer olarak yaşamını sürdürmektedir.

Bir gün bizim dükkanda otururken Babamın tanıdığı genç bir yörük geldi, “Ağa beş yaşlarında bir kız çocuğumuz hastalandı, bir doktor lazım” dedi. Çocuk annesinin kucağındaydı, ateşler içindeydi.

Babamla birlikte Dahiliye Mütehassısı Dr. Adnan beye gittiler. Çocuk nasıl hasta ise, Doktor “bu çocuk bulunduğu şartlarda yola devam edemez, hemen yatıracağız” dedi. O zamanlar eski hastanenin yanında üç odalı yatağı da olan bir binada sağlık ocağı vardı, biz oraya hastane derdik.

Hasta çocuk hastanede serum falan akşama kadar tedavi görür, akşam üzeri çocuğu bir sürü ilaçla bize getirdiler. Dr. Adnan bey de bizim evin karşısında oturuyor ailece görüşüyoruz. “İlaçlar kullanılacak, iğneler yapılacak bir haftada hasta ancak kendine gelir çok iyi bakım yapılacak” diyor doktor.

Fakat aile çaresiz. Mut’ta kalmaya hiç zamanları yok, zira kervan Kozlar yolunda. Her an sürünün başında bulunmak lazım. Derken anneceğizim bir fikir attı “çocuğu bize bırakın siz gidin, hiç merak etmeyin, nere konarsanız o zaman gelir alırsınız” dedi. Bıraktılar gittiler.

Doktor zaten komşumuz olduğu için her gün iğnesini yaptı, ilaçlarını verdik. Bir haftada ayağa kalktı. Elif bizlerle oynamaya başladı, ablalarım ona elbise diktiler, saçlarını falan düzelttiler. Boncuk gibi maviş gözlü bir kız oldu iyice alıştık Elife. Bir ay sonra babası geldi teşekkür ederek götürdüler, güz dönüşü bir daha ziyaret ettiler, ondan sonra ben görmedim. Annemlere gelip geçerken her yıl uğramışlar ben okulda olduğum için görmedim.

Yıllar sonra bir bayram tatilinde Mut’a geldik, evde annemi üç tane küçük çocuğa yemek yedirirken gördük, anne bu çocukları nereden buldun diye takıldık.

Şöyle anlattı; Hani baban hasta bir yörük çocuğu getirmişti ya, eee dedik merakla, işte o Elif kızın çucukları bunlar. Pazara çıkmıştım bunları gördüm, kervan yoldaymış bunlar da ihtiyaç almak üzere pazara gelmişler, analarına rahat vermiyorlardı, ben de aldım eve getirdim, rahat alışverişinizi yapın dedim. Biraz sonra onlar da geldi Elifin o zamanki hastalığını konuştuk. Her yıl uğradıkları için anneme yabancılık çekmemiş çocuklar.

Eskiden mevcut sosyal dayanışmanın, yıllar sürecek sağlam bir yapıya sahip olduğunu günlerce düşündüm…

Necati Uğur Gürgen

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.