Mut İlçemiz

ANAMUR‘DAN KIBRIS‘A SOĞUK SULAR AKAR

ANAMUR‘DAN KIBRIS‘A SOĞUK SULAR AKAR
Celal Necati ÜÇYILDIZ
Celal Necati ÜÇYILDIZ( celalnecatiucyildiz@hotmail.com )
KİRMEN
10 Ekim 2020 - 23:38

Bir Pazar sabahı uykuyu bölüp yollara düştük. Sabah Akdenizin içinden güneş yüzünü gösterirken, yollara çıkıverdik. Bir zamanlar kayrak çakıllı yollar varmış; şimdilerde duble yollar yapılmış, yapılmaya devam ediyor. Tüneller bir türlü bitmiyor. Ah bir bitse, Anamur yolları çok güzel olacak.

Aracımız Anamur (Mamure) kalesi önünde durdu. Kalede inşaat çalışması var.  Şöyle kapıdan bakıverdik. Kale bütün güzelliği ile duruyor. Kale önünde deniz kaplumbağaları yüzüyordu. Anamur girişinde rehberimiz Mesut Güven bizi karşılıyor. İskele önünde Öğretmen evinde kahvaltımızı yapıp, iskele üzerinde yürüyoruz. İskeleden Anamur daha güzel gözüküyor. Dalgalar kıyıya vururken, güneş dağlara, dağlara selam duruyor.

Anamur deyince Muz akla gelir. Muz seralarını geziyoruz. Muz Anamur un geçim kaynağı. Artık ANAMUR MUZU bir marka. Kokulu, yedikçe ağzında yayılan bir koku, bir tad alıyorsun. Dalından koparılıp hemen yiyemiyorsun. Dalından kopacak, fabrikaya gidecek. Havuzda yıkanacak, sandıklara konup, sarartmak için depolara konacak. İki gün sonra artık yenebilir.

Asya ülkelerinde Muz artık sanayi ürünü, dondurması, kurusu da pazarlanıyor. Ülkemizde sofrada tüketilmeye devam ediyor. Anamur muzu sanayi ürünü olamamış. Belki bir gün olur. Belki Anamur İl olur. Kendi sosyo ekonomik durumunu değerlendirir; fabrikalarını kurar. Artık kırmızı Anamur fıstığı kalmamış. Yerini muz seraları almış. Seraların olmadığı yerde çilek kızarıyor. Anamur çileği de kendini göstermiş. Daha lezzetli.

Anamur tarihi dokusu yanında doğal bakire yerlerimizden. Muz tarımı turizmi unutturmuş. Biz Ören kasabasına , ANEMURİM – RÜZGARLI BURUN gidiyoruz. Bizi bir kent karşılıyor. Denizden dağlara doğru kurulmuş. Aman ovaya dokunmayalım demişler. 2000 yıllık bir tarihin kalıntıları var. Toplu yaşam modeli. Evler, hamamlar, konser salonları. Burnumuzun dibinde bu güzelliği yeni görüyoruz. İki bin yıl önce 5000 kişi yaşamış. Su kanalları, su depoları ve ibadet yerleri. Eğitim yerleri. Tarih ayakta ben varım diyor.

Yöremizde bakıyoruz. Anfi tiyatrolarımız yapılmıyor. Halk sanat ekinliklerini hala ayakta izlemek zorunda kalıyor. Yerel yönetimler şöyle bir bakabilse, yan başındaki tarihten bir esin duyabilse, ne güzel yapıtlar çıkacak.

Güneş tepemizde bize bakınca, buradan ayrılıyoruz. ALAKÖPRÜ ye doğru yola çıkıyoruz. KAŞDİŞLEN köyünde ANAMUR belediyesi Cem evi yapıyor. Orayı görüyoruz. Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Nurgül Er ve eşi Yüksel Er bizi karşılıyor. Orada azıklarımızı yiyip, çaylarımızı içiyoruz. Köylüler çilek , zeytin toplama ile uğraş veriyor.

Üç Yörük köyünü geçiyoruz. Ermenek yollarına vuruyoruz. Tarihi bir köprüden geçiyoruz. ALAKÖPRÜ , azgın sular akmış. Ala köprü yorulmasın demişler. Arkasına bir baraj yapılsın. Yapımı kısa sürede biten ALAKÖPRÜ baraj gölü tamamlanmış. Elektrik, sulama ve Kıbrıs a içme suyu projesi.

Uzmanlar gelmiş, yörede ön çalışma , ikna çalışması yaparlarken;

“Şu karşıda yavru vatan da soydaşlarımızı susuz mu kalsın.” Gözlerden yaşlar akmaya başlamış. Hep birlikte demişler ki,

“ AMAN SUSUZ KALMASINLAR. “

Akine, Ormancık, Sarı Ağaç köyleri rızalık göstermişler. Baraj yapılmaya başlanmış. Dedik ya yapımı çok kısa sürmüş. Dağların tepesine üç katlı villalar yapılmış. Sular dolmaya başlayınca, hemen boşaltmışlar köyleri. Çilek tarlaları olduğu gibi kalmış. Seçim bayrakları suların içinde, köyleri su yutmaya başlayınca, yukarıdaki evlere gelip, aşağılara bakıp, hüzünlü bakmaya başlamışlar. Ama olanlar olmuş.

Kısa bir süre süren barajın açılışı törenler ile yapılmış. Artık sular Anamur dan Akdeniz’ in içini yararak Kıbrıs’a ulaşmış. Bir bayram sevinci. Soydaşlarımız artık sular içinde. Sonra ticaret akla gelmiş. Suyu satacak bir firma lazım. Hemen özelleştirip, satalım. Ama Kıbrıs ta böyle bir gelenek yok. O zaman öğrenin demişler. Suların vanası kapanmış.

ALAKÖPRÜ baraj gölünün üstünde kalan köylerde artık yaşam durmuş. Son kalan ürünlerini toplayanlar. Bir keçi sürüsü. Birkaç köpek. evlerin boşalmış. Ama hala terlikler, pabuçlar kalmış. Elektrik telleri toplanmış. Meyveler kuşlara bırakılmış.

Silifke ‘den POYRAZ DOĞA GEZGİNLERİ DERNEĞİ üyeleri işte geldiler, gördüler. Fotoğrafladılar. İkindi olup, ayrılırken, bir zevk alamadılar. Anamur dan Silifke ye gelince kadar düşündüler. Araçlarda bir sessizlik vardı. Sanırım hala düşünüyorlardır.

Üzücü bir tablo vardı. Yeni yapılan konutlar göl manzaralı olarak yapılmış ama, içine taşınan yok gibi. Bölgenin yaşam düzeyini araştırmadan yapılmış. Onların tavukları, horozları, keçileri, koyunları hiçe sayılmış. Çileği, zeytini ekecek yeri kalmamış. Bunlar sanki maaşlı bir toplum. Geçim derdi olmayan varsıl köyler.

Yani her şey düşünülmemiş ama, yöre de yaşayan insanlar hiç ama, hiç düşünülmemiş. Yani projenin bir ayağı topal kalmış. Delta koruma alanları projeleri de aynı şekilde yapıldığından yöre halkına zulüm olmuş. Dileriz ki projeler; İNSAN odaklı olur. Ya da yeni düzenlemeler ile insanların yaşamları kolay kılınır.

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com