DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
20°C
Mersin
20°C
Yağmurlu
Pazar Yağmurlu
19°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
20°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    BÜYÜK YAŞAMLARDAN KÜÇÜK KESİTLER /19

    Bir haftadır parktaki sabah yürüyüşlerimde bir kadınla karşılaşıyorum. Benden birkaç yaş büyük gibi. Ben yürüyorum o hep oturuyor. Neden oturduğunu bilmiyorum.

    Nedense bugün, tam önünden geçerken beni durdurdu. Durunca daha bir dikkatli baktım yüzüne. Gözleri bomboştu ve korkunçtu! Sözleri de öyleydi:

    “Gardaş bee, insanın canına tak ettiyse bu dünya, canına kıymaktan başka yolu kalmamışsa, bunun en kolay yolu nedir, bunu bana deyver ha!?”

    Donakaldım bir anda ve şunu söyleyebildim yarı bilinçsizce:

    “Üç gün süre verir misin bana? Yanıtını üç gün içinde sana söyleyeceğim!”

    Ağır bir şok yaşıyordum, yolda hiç tanımadığım birisiyle karşılaştım. Aynı soruyu bu kez ben ona sordum. “Delirdin mi arkadaş sen” diyerek, arkasına bile bakmadan çekip gitti.

    Eve nasıl geldiğimi bilmiyorum. Aklımı mı oynattım, bunu da bilmiyorum.

    Duramadım. Usumda henüz hiçbir yanıt yok, öylesine çıkıp gittim parka doğru.

    +++

    Birisi alnı sakar bir oğlak, birisi bir yıllık bağırtkan bir bebek.

    İkisinin de anası öldü.

    Oğlağa katran dalıyla yeni bir ana bulundu. Arkasından da keçi oldu, günü geldi kurban oldu.

    Bebeğeyse bulunamadı ne yeni bir ana, ne de devlet ana. Arkasından da dilenci oldu, dolandırıcı oldu, günü geldi yaşama kurban oldu.

    +++

    Cevizli şeker bandırmasını (halk arasında sadrazam da deniliyordu) çok seviyordu. Pekmezlisini de sevebilirdi belki ama o hem çok pahalıydı, hem de şekerli olan kadar etkili değildi, iliklerine kadar yayılan özel bir keyif vermiyordu.

    Ama iki sorunu vardı. Birincisi sağlıktı, aşırı kiloluydu, hatta çok ilerlememişse de şeker hastasıydı. İkincisi ev halkıydı, onların şekerden, şekerli yiyeceklerden uzak durması, “bandırma hastalığına” yakalanmamasıydı.

    Hastalığı ağır basıyordu…

    Dayanamadı bir gün. Bir kilo bandırma alıp, atlayıp arabasına dağa gitti. Orada doya doya yiyecek, yürüye yürüye de yediğini eritecekti.

    Dağda tanıdık bir çobanla karşılaştı. Bandırmaya ortak etti onu. Böylece de büyük bir sıkıntıdan, belki de ölümden kurtuldu Tosun Ali.

    +++

    Bu yıl çok zor geçti onun için. Coranadan annesi öldü bir, işten atıldı iki, iki kez soyuldu üç!..

    ETİKETLER:
    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.