DİLİMİ SERT BULABİLİRSİNİZ AMA DİLİME SÖZ KONDURAMAZSINIZ
Sabah yürüyüşündeyim, Halk Eğitimin önünden geçiyorum, bir kadın geliyor karşımdan, sanki benim yaşlarımda, o da yürüyüş yapıyor:
“Hayırlı sabahlar!”
“Günaydın!”
Bir gün sonra, rastlantı bu ya, yine aynı yer aynı kadın:
“Hayırlı sabahlar!”
Ama dünkünden daha cansız sesi.
“Günaydın!”
Ne diyebilirim şimdi ben bu kadına! Hatta bu yaşta yürüyüş yapmasına teşekkür etmediğim için haksızım bile kendisi karşısında.
Ya nice nice okul bitirenler, nice nice diplomalı geçinenler, Atatürk’e ve Atatürkçülüğe sarıla sarıla dillerinden “hayırlı sabahları, hayırlı günleri, hayırlı işleri, hayırlı yürüyüşleri, hayırlı akşamları, …” hiç düşürmeyenler!..
Boşuna mı yaptı Mustafa Kemal o dil devrimini, boşuna mı kurdu o Türk Dil Kurumunu? Şimdi kapatılmış olsa da, “Atatürk” diye diye bir insan bu kadar mı anadilinden uzaklaşır arkadaş? Şaşırıyorum. “Fetullah’a karşıyım” diye diye Fetullah diline bu kadar mı alışır bir insan arkadaş!?..
Büyük sorumluluk taşısalar da öğretmenlere dilim yarım yarım. Çünkü eğitim sistemi sıkıntılı; çarpık, dinci…
Biliyorum, bu çarpık düzenin ve dinci eğitim sisteminin içinde yaşıyoruz. Ne yazık ki böyle. Ama bir düşünün arkadaşım, bir aynaya bakının, bir kendinizi sorgulayın, toplumun her kesimine örnek olması gerekenleriz her birimiz. Uzaklaşmayın bu kadar anadilinizden, Mustafa Kemal’i iyi tanıyın. “Atatürk’ü seviyorum” yetmez, yetmez!..
Dilimi sert bulabilirsiniz, ama anadilime söz konduramazsınız!..
Evet, “hayırlı” sözcüğü eskiden de vardı, kullanılırdı da, buna bir diyeceğim yok, ama Fetullah’la birlikte çok yaygınlaştı ve dayatıldı bu topluma.
Fetullah’a karşı olduğunu bal gibi biliyorum. Ama onun dilini kullanarak ona karşı olunmaz ki, onun dilini kullanarak Atatürkçü olunmaz ki…
Günaydın, iyi günler, iyi çalışmalar, iyi yürüyüşler, iyi yolculuklar, sağlıklı söyleşiler, güzel seyirler, güzel gezmeler…
Ne güzel…
Sevgiyle, sağlıkla, anadil bilinciyle, saybanla…

