DOLAR
45,3648
EURO
53,4078
ALTIN
6.886,48
BIST
15.050,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
22°C
Mersin
22°C
Açık
Cuma Çok Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

Meryem UYSAL

BİLLURİ

GÜLŞEN ABLA

Gülşen abla benden on yaş büyük, akıllı, bilgili, kültürlü ve çok iyi birisi idi. Aynı hafta içinde; önce biz 6. kat ön cepheyi, onlarsa 4. kat arka cepheyi almışlardı. Gülşen abla bir bankadan henüz emekli olmuş, emekli ikramiyesi ile de bu daireyi almıştı. 

       Başlangıçta komşularımla çok alâkalı değildim. Hamilelik, doğum derken kimseyle tanışamamıştım. Yaklaşık üç yıl sonra annem vasıtasıyla hepsiyle görüşmeye başladım.

       Rahmetli annem çok sıcakkanlı ve çevresiyle ilgili birisiydi. Bir gün bana “Kızım 4. katta annesiyle oturan çok iyi bir bayan var. Hadi onlara gidelim” dedi. Ertesi gün bir başkasına, ardından bir başkasına derken; bir de baktım çoğu komşumla tanışmışım. Hepsi de çok iyiydiler. Çok da fazla görmedikleri halde, şimdi sorsak komşularım da annemden sitayişle bahsederler. 

        Düşünüyorum da hayat tekrardan ibaret. Aynı şeyi, evlenip Bergama’ya taşınan ve eşi işteyken yalnızlık çeken kızım için ben yaptım. Demek ki gençken bunlar düşünülemiyor. Ne gördüysek onu yapıyoruz. Yalnızlık Allah’a mahsus. Kullar ise iletişime ihtiyaç duyuyor. 

        Yavaş yavaş başlayan apartman trafiği içinde zamanla Gülşen abla ve 3. kattaki Asuman abla öne geçti. Daha sonraları alt komşum Fatma ve üst komşum Firdevs abla konvoya katıldılar. 

        Kendimi sevgi çemberi içinde hissediyordum. Hem seviyor hem seviliyordum. Apartman gümrah bir ağaç, evim onun dalındaki bir kuş yuvasıydı sanki.

        Bir gün yeğenim gece 12’de geldiğinde; meşgul olan asansörü beklemek zorunda kalır. Asansör 3’ten 7’ye, 6’dan 4’e gelip gidince, hayret etmişti. “Gündüz neyse ama gece ne oluyor teyze?” demişti. Apartmanda yalnız bayan çok olunca, herkes birbirine sıkılmadan girip çıkabiliyordu. Bazen beyi olanlar da bu gruba katılırlardı. 

      Gülşen abla karakteri gereği komşularca çok sayılırdı. Sözüne itibar edilirdi. Herkese hemen güvenmez, insanları tartardı. Bir ara bu nedenle onu yönetici bile seçtik. 

       Ailesine çok bağlıydı. Bu bağlılık bir ömür bitmeyen bir fedakarlığa dönüşmüştür. Biri ikizi olmak üzere 3 erkek kardeşi vardı. Gülşen abla liseyi bitirdiğinde Eğitim Fakültesini kazanır ancak babaları yeni öldüğü için, evin geçimini üstlenmiş, bankaya işe girmiş, üniversite eğitiminden vazgeçmiştir. Kardeşlerini evlendirmiş, annesini bir ömür kraliçeler gibi yaşatmış, akrabalarını da desteklemiştir. 

       Annesi böyle bir evlâdı yitirmek istemediğinden; onun evlenmesine izin vermemiştir. Tanıştıktan bir süre sonra bekâr olan amcam için Gülşen ablayla konuştuğumda; “Ben anneme gönlümce bakmak istiyorum. Evlenemem” demişti. Teyzeye baktım evlilik konusunun konuşulmasından bile rahatsızdı. 

       Teyze de çok tatlı bir insandı. Misafiri çok severdi. Her şeyin en iyisini yemek, en iyisini giymek isterdi. Gülşen ablanın zamanının yarısı hastanelerde yarısı da teyzenin isteklerini yerine getirmek için çarşı pazarda geçerdi. Özel kumaş, özel bardak, özel şarküteri…vs.

       Merak ediyordum: Teyze bu saltanatı hakedecek ne yapmış olmalıydı?

        Komşuları ve yedirmeyi içirmeyi çok severdi. Sonra öğrendim ki; gençliğinde her bayram tencere tencere yemek yapar, hapishaneye götürürmüş. Yollarda çalışan işçilere de mutlaka yemek, çay verirmiş. Buradan kazanmış olmalı. Hele hapishane kimin aklına gelir?

        Teyze, dışarıya karşı otoriter biri olan Gülşen ablayı öyle bir disiplin altında tutuyordu ki; ısrarla çağırsam bile “Annemi yalnız bırakamam” der ve gelmezdi. Başka konuda beni kırmazdı. Ancak annesi konusunda taviz vermezdi. 

        Maddi ve manevî, anneye adanmış bir ömür…

         “Biz insana, anne babasına en güzel bir biçimde davranmasını emrettik (Ankebut Suresi 8)”.

         Veysel Karani Hazretlerinin sadakat ve teslimiyeti geliyor aklımıza… Şefaatlerine nail olur inşallah.

        Gülşen abla “Abla” sıfatını öylesine taşırdı ki; beni sık sık “Benim gibi olma. Bir tarafa birkaç kuruş koy. Sonra zor durumda kalırsın.” diye uyarırdı. 

        Türkçesi çok düzgündü. Sözlerini ustalıkla seçer, her istediğini karşıdakini kırmadan söylerdi. Tatlı dilliydi. Hediyeleşmeye özen gösterirdi. 

        Küçükken Elif okuldan geldiğinde 1-2 saatliğine Gülşen ablaya girerdi. Onu sever, doyurur, ödevlerini yaptırırdı. Elif, Gülşen ablanın akrabalarına bile alışmıştı. Onları görünce koşar sarılırdı. “Iğnak” ailesi Konya’nın yerlisiydi. Görgüleri bunun açık bir işaretiydi. Yaşayanlarla hâlâ görüşüyoruz. Abilerinin ikisi de vefat ettiler. İkiz kardeşi zaten uzun yıllar önce ölmüştü. Allah (cc) hepsine rahmet etsin.

       Gülşen ablayı ayakta tutan; anne sevgisi ve görev aşkı imiş. Gece gündüz teyzeye bakar, yemez, içmez, uyumazdı.

Teyzenin ölümünden sonra kendini bıraktı. Kanser teşhisi kondu. 1-2 yıl bile olmadan teyzenin peşinden beka alemine göç etti. 

        Çok güzel sodalı kek yapardı. Ölümünden sonra birkaç kez Elif’in rüyasına girip, sodalı kek istemiş.

        Sevgimiz karşılıklı idi. Aramızda tam bir kardeşlik bağı oluşmuştu.Tam üç yıl boyunca; Gökyurt Sitesi’nin yanından geçerken kalpten gelen bir gözyaşı seline kapılıyordum. Bugün bile hâlâ içim sızlar. 

      Öldüğünde bize hatıra olsun diye eşyalarından verdiler. Onların da önemi var muhakkak ama ben Gülşen ablamı taa gönlümün derinliklerinde taşıyorum. 

Ne şanslı insanlardık ki; bize böyle bir komşuluk nasip oldu. Kalpler bir, evler bir, üzüntüler ve sevinçler bir. 

        O annesinin rızasını aldı, hastalık çekti inşallah şehit oldu. Ben de onu çok sevdim Allah’ım. Şükrettim. Kıymetini bilmeye çalıştım. Ondan razı oldum. Sen de hepimizden razı ol yüce Mevlâm. Bu komşuluk hakkı için bizleri affet. 

Gülşen ablaya ölümünden sonra yazdığım şiir; hislerimin dizelere dökülmüş halidir:

Gülşen Abla 

Kalbim ağlamaya başlıyor 

Her sabah evinin önünden geçerken 

Gözyaşlarım seller gibi 

Durmuyor uzun müddet 

Öyle içten  , samimi 

Sevmişim ben seni 

Ablam gibi…

 

Girmişsin kalbime 

Yerleşmişsin baş köşesine 

Tam da layık olduğun gibi…

 

Ama yoksun şimdi…

 

Danışmanımdın, dert ortağım, desteğim

İkinci annesiydin Elif’in 

Biz iki ev bir olunca 

Sonlanmıştı bütün dertlerim 

 

Hâlâ işime yarıyor öğrettiklerin 

Hâlâ arıyor beni kardeşlerin 

Ve hâlâ özlüyorum ben seni Gülşen abla 

Yoktur eşin benzerin 

 

Sadece benim değil 

Herkesin Gülşen ablası idin 

Yetişirdin yoksula, dertliye 

İnsanlık bunu gerektirir diye 

 

Annendi en büyük hizmetin 

Papatyam, çiçeğim der 

Başka şey demezdin 

Tek işin onu memnun etmekti 

Bu yolda nefsini yok ettin 

O razıdır eminim 

Biz de razıyız senden 

Sayısız sebebin var inşallah 

Cennete gitmek için 

 

Sağolasın Gülşen abla 

Karşıma çıktığın için 

Ahrette ne olur bilmiyorum 

“Kişi sevdiğiyle beraber” diyor Peygamber (sav)

Ümitliyim onun için.

BİLLURİ

Meryem UYSAL

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.