DOLAR
43,7288
EURO
51,9267
ALTIN
7.075,98
BIST
14.180,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
18°C
Mersin
18°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Hafif Yağmurlu
17°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
16°C

KİMİ ZAMAN HEPSİ BİRDEN

KİMİ ZAMAN HEPSİ BİRDEN
A+
A-

Kimi zaman deli dolu, kimi zaman harıl harıl, kimi zaman hoyrat hoyrat, kimi zaman da bir bakarsınız hepsi birden… Ama bu öyle ara sıra çıkıverip adını yavuz edenlerden değil, adını dört dörtlük kanıtlayanlar cinsinden bir şey.
Alın işte görsel ve işitsel bir doğa konseri size…
Gözleriniz yetişemiyor dalların çalkalanışına; bir o yana bir bu yana, bir sağa bir sola, bir ileriye bir geriye… Dans ediyor dallar hatta tüm ağaçlar, köklerinden söküleceklermiş gibi. Ama büyüleyici ve de coşturucu bir güzellikle. Dünyanın doyumsuz dansöz ve balerinleri hepsi. Yeşilin savrula savrula hırçın dalgalanışı. Hele kavaklar, hele cevizler, hele kirazlar… Üç dört atlı ordunun tozu dumana katarak karşılaşmaları gibi. Bir de, hepsi yüz metrelik maratoncu sanki…
Ya yapraklar?.. Onların çarpışarak kavuşmaları, sevişip öpüşmeleri, bu coşkuyla çıkardıkları hırçın, eşsiz ses…
Ve işte bir saniye kesilir gibi yapıp üç dakika kükreyen poyraz konseri… Ceviz, kavak, kiraz, elma, kayısı, armut, fındık… Her ağaç, her dal, her yaprak birer koro üyesi, birer saz. Her öpüşme, her duruş, her dönüş farklı bir ses tonu, tümüyle ses cümbüşü…
Ayyy! Ağaçların arası yaprak kelebeği, dipleri yemyeşil boncuk!
Ya bulutların kanat takışı, arkasından bulut seli, pamuklarını poyraza kaptırmış binlerce pamuk yığını… Bir dağılıyor bir toplanıyorlar, bir bembeyaz, bir gri, bir mor… Dağların arkası bulut kazanı ya da bulut denizi. Hele başınızı bir kaldırın, tepenizdeymiş, üstünüze üstünüze çökecekmiş gibi, evin dibinden kaldırmışsanız başınızı da, ev üstünüze yıkılacakmış yıkılacakmış gibi. Başınız dönme dolap, sarhoşsunuz!..
Hele yolda sokaktaysanız toz toprak, uçan şapkanız, uçuşan saçlarınız, savrulan eteğiniz…

Gelelim şimdi bu yaylanın özelliğine. Dört beş tane koyağın birleştiği bir yer. Ortada da bir tepe. Koyakların yamaçları 250-300 metrelik dağ duvarları. Bu yüzden poyraz burada bir o yandan eser bir bu yandan, bir o boğazdan bir bu boğazdan, kimi zamansa hepsinden, hepsinden olunca da zaten bir o yandan bir bu yandan…
Gökyüzüne bakıyorsunuz bulutlar kuzeyden güneye doğru. Bu yüzden de işte, poyrazlı birçok yerin ağaçları, özellikle de çalıları güneye yatık olurlar. Ama bu yaylada böyle bir şey göremezsiniz.
Şimdi ise asıl söylemek istediğim şu: Buranın poyraz konseri asla solistler geçidi değil, tümüyle koro. Bunu gözleriniz ve kulaklarınızla yaşamanız gerekir ille de.
Bir de bir başka gözle daha bakmak istiyorum bu azgınlığa, bu çıldırmışlığa. Bu ağaçlara, bu çalıya çırpıya, bu avarlara bu kadar işkence yapılmaz ki arkadaş! Kimi ağaçlar göçük, kimi dallar kırık, yaprakların elleri yüzleri yırtık yırtık, kimisi bir vuruşta yerle bir olmuş, şeytan çarpmış gibi her yer, her şey…
Yine de bir bildiği vardır doğanın…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.