DOLAR
8,8648
EURO
10,3792
ALTIN
494,52
BIST
1.384
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
30°C
Mersin
30°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
29°C
Perşembe Gök Gürültülü
29°C
Cuma Az Bulutlu
30°C
Cumartesi Az Bulutlu
31°C

KÖY ENSTİTÜLERİNDEN KALAN MİRAS

Bizler Köy Enstitülerini görmedik, okumadık. Ama şanslı idik. Öğretmelerimiz Köy Enstitülü idi. İlkokul öğretmenim rahmetli Kadir Uçan, halen yaşayan Kerim Çelik ve lisede müzik öğretmenimiz Özcan Seyhan Köy Enstitülü idi. Daha sonra birlikte olduğumuz Mustafa Toprak, Mahmut Ünal, Mehmet Köse öğretmenlerin söyleşileri ile büyüdük.

Onlar bize o ruhu yaşattılar. Elimize kazma kürek verdiler, toprak kazdık. Bel verdiler ağaç dibi belledik. Soğan, marul, nane ektik. Köyümüzde okul yoktu, komşu köylerde okuduk. Sabah azığımızı alıp, yola çıkıyorduk. Öğleyin okul bahçesinde azığımıza okul bahçesinden yeşil soğan, nane koparıp, çeşni yapıyorduk.

Yıl 1962 Balandız Köyü ilkokulunda 4. sınıf öğrencisiyim, Kırtıl köyünden 5 km. yürüyerek okula geliyorduk. Öğretmenimiz Kerim Çelik Köy Enstitüsü kurslarından öğretmendi. Köyün camisini okula çevirmişti. Kışın okul, yazın cami olarak kullanılıyordu. Sonra uğraş verdi, okul ve öğretmen lojmanı yaptırdı.

Bahçesi yoktu. Ama bir şey yaptı, kendi bahçesini bize tarım alanı yaptı. 2 km. tırmanarak çıktığımız inlerden yanmış keçi gübresini çuvallara doldurarak, omuzlarımızda getirdik. Bahçeyi belleyip, kazdık. Taşlarını ayıkladık. Soğan ektik. Nisan, mayıs geldiğinde yeşil soğanlar çıkmaya başladı. Kendi ürettiğimiz yeşil soğanların yaprağını kopardık, yanımızda getirdiğimiz azıkların yanına çeşni yaptık. süt tozundan yaptığımız yoğurdu yanına koyduk, çevrede Yörük çocukları yoğurt haklarını bize verdiler. Bir kısmı da peynir, çökelek getirdiler. Yani zengin bir öğle yemeğimiz vardı.

Aradan 59 yıl geçmiş, hala o bazlamanın arasına sardığımız yeşil soğan yaprağı tadı damağımda duruyor.

Bugün HALK TV’de GÖRKEMLİ HATILARALAR / SERHAN ASKER programında 17 NİSAN Köy Enstitülerinin 81’ci yılını kutlamasını yaşadık. Osmaniye / Düziçi (Bahçe ) deki tarihi okul bahçesinden seslendiler. O dönemin öğrencileri Abidin Atlay, Ali Uysal ve Mehmet Mülayim Öğretmen yaşadıklarını anlattılar. Dikilen ağaçlar boy boy olmuştu. Gökyüzüne değiyordu. Laboratuarlar, arıcılık, marangozhane, atölyeler, üretim alanları. İmece çalışma ruhu. Bir hafta ders, bir hafta atölyelerde çalışma. Okullarını kendileri yapmışlar. gittikleri yerde okul yapmışlar, eşleri kadınları eğitmiş. Bir tarih yazmışlar.

Bir kez daha o okulları tanıdık. 1950’li yıllarda kapatılmasına rağmen, o ruh hala devam ediyor. Ama o ruhu yok etmek isteyenler, Cumhuriyetin kazanımlarını birer birer yok edenler, eğitimi yaz boz tahtasına döndürdüler.

Düziçi Belediye Başkanı Alper Öner ve CHP Osmaniye Milletvekili Baha Ünlü konuk olarak katıldılar. Düziçi Köy Enstitüsü ile ilgili yaptıklarını ve önemini anlattılar.

Laik öğretim yerine, ümmet öğretimine geçişe zorluyorlar. Tam 17 Nisan günü Kuzey Kıbrıs’ta bir şeyler oldu. Anayasa Mahkemesi laik eğitim sistemine darbe vurmak isteyen uygulamalara dur dedi…

1950 yıllardan bu yana ülkemizde dayatılan ümmet eğitim sistemini Kıbrıs’ta da yapmak istiyorlar. Oranın da eğitim sistemini yok etmek istiyorlar. Ama ülke dinamikleri buna izin vermiyor.

Çin Köy Enstitüleri modelini alarak, varlığını dünyaya gösterirken, yani üretim,
üretim bolca üretim, hakça tüketim derken, biz satalım, satalım, üretmeden tüketelim dedik…Tarlamızı sattık, bahçemizi sattık. Üretmeyi unutturdular…

Köy Enstitüleri tekrar kurulmalı mı onu bilmem ama, özünde yer alan imece ruhu, üretim ruhunu tekrar ortaya koyacak bir model yaratabiliriz. Ülkemizin kurtuluşu da sanırım böyle olacak. Laik, üreten, sorgulayan bir eğitim modeli. Fen, Kimya, Psikoloji, Pedagoji, Felsefe… akıl, mantık ve ileri toplum, çağdaş toplum..

Tonguç Babalar, Hasan Ali Yüceller, onların aydınlatıcısı Mahmut Makal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Yusuf Ziya Bahadınlı, Mehmet Başaran, Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Ali Yüce, Adnan Binyazar, Sami Gürel, Osman Bolulu, Hasan Kıyafet onları saygı ile anıyoruz. O yolda yürümeye devam eden Osman Şahin, Mustafa Gazalcı, Ali Uysal‘a sağlıklı uzun ömürler diliyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.