DOLAR
45,5712
EURO
52,9284
ALTIN
6.587,31
BIST
14.029,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
24°C
Mersin
24°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
25°C
Çarşamba Yağmurlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
24°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 42

    Not: buradaki anlatılanlar kurgu değildir.

    “Köydeki evimizin önünde kocaman bir incir ağacı vardı. İncir toplarken dal cartadak kırılıverdi, düştüm. Çocuğum daha. Ayağım kırıldı mı, çatladı mı, bağırıyorum. Babam sırtına hopetti beni, kırık çıkığa bakan bir kadın var, doğru onun yanına götürdü.
    Bağırmayayım diye elime bir şeftali verdiler. Bir şeftali bu kadar mı güzel olur arkadaş, tadı damağımda kaldı! İşte o yıldan beri şeftali hastası olup çıktım ben. Şimdi evimizde şeftali hiç eksik olmaz.”
    +++
    Yayladayız, benim eşim torun bakmaya gitti, onun eşi kente oğlunun yanına. Özgürüz, her gün görüşürüz…
    Dün Ankara’dan iki günlüğüne can ciğer iki arkadaşı geldi. Beni de çağırdı eve. Çam sakızı çoban armağanı birer kitap götürdüm konuklarına.
    Neyse, akşam yemeğini yedik içtik, sofrayı da döşemiş arkadaşım, (ama gördüm ki can arkadaşları elleri boş boş gelmişler) arkasından çay, meyve, söyleşi…
    Başladık üç kişi, ev sahibiyle nerede, ne zaman ve nasıl tanıştığımızı, onun en belirgin özelliklerini anlatmaya. Sıra bana gelince dediklerimin birisi de şu oldu:
    “Çocuk sevmeye, çocukları sevindirmeye bayılır. Çocuk sevindirmek için cebinde, çantasında, aracında ille de bir şeyler bulundurur; getirir, götürür. Kendisi çocuk!..”
    +++
    Hamam köyünde damlama sistemini ilk kuran odur. Köylüler görsün de heveslensin diye, yol boyundaki bahçeye kurar hem de.
    Adana’dan getirir…
    Ağaçların dibine şıp şıp damlayıp durmaktadır su…
    Daha önce hep salma sulama, yalaklar suyla dolar taşar ya, babası bakar bakar buna, “Ulan oğlum usunu mu yitirdin sen!” der. Aynı şekilde yoldan geçen köylüler de…
    Şimdiyse damlama sistemi olmayan yok!
    +++
    “Ermenek yolu üzeri, Kadıköy’ün oralar…
    Bakkal var karşıda, komşumun birisi ekmek almaya gidiyor, yanında da, “Bundan iyi bir köpek olur” diye sahiplendiği sevimli bir köpek eniği…
    Ben de çapa motoruyla ahırın tersini götürüyorum aşağıya, hatta birincisini yıktım geldim, ikincisini götürüyorum…
    Adam ekmeği aldı, geriye dönüyor. Enikse biraz gecikti, daha yolda, geçmeye çalışıyor. Bir anda çattt bir ses! Enik oracıkta can verdi. Çarpan bir pikap, değil durma, yavaşlamadı bile sürücü, plakası düşmüş pikabın, yolun ortasında…
    Ne yapayım, bacağının birinden asılarak kenara çektim ölmüş eniği, plakayı da alıp gelip, tabela gibi başına diktim.
    Beş on dakika sonra üçüncü seferi yapıyorum. Adam nerede ve nasıl fark ettiyse dönmüş gelmiş, tam plakayı alıyor, bağırdım:
    “N’oldu arkadaş?”
    Çıt çıkmadı adamdan, bindi arabaya, bastı gaza!…”

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.