“Esen köyündenim, yedi yaşlarında çocuğum daha…
Babam eşekle Karaman’a incir satmaya gitti…
Gelirken tuz getirdi, sabun getirdi, halvalı ekmek getirdi…
Eşeğin üzerinde bir yük daha var, tenekeden bir şey, ilgim onda…
“Bunun adı soba oğlum.”
İlk kez o zaman gördüm sobayı.”
+++
“Dereliyim, adım Mustafa, yıl 1965…
Bir gün bir sepetçi geldi köyümüze, sepet yapıp satar. Birkaç gün kaldı. Başka köylerde de kalmış…
Tanıştım adamla; Nevşehirliymiş, adını bile öğrendim…
Kamu çalışanıyım, olacak ya yıllar sonra atamam Nevşehir’e yapıldı…
Adını unutmamıştım sepetçinin. Sordum soruşturdum. Buldum da. Yanına vardım. Ohoo, adamın üç dört tane oto alım satım yeri, bir tane petrol işletmesi var!.. Olmuş oğlu olmuş!..
+++
“Bizim Mustafa yanına bir Mustafa daha alarak Gülnar’ın bir köyüne kadına bakmaya giderler. Dul olan, evlenecek olan, kadın arayan bizim Mustafa. Kadın haber göndermiş buna, “gelsin görüşelim” diye.
Neyse varırlar kadının evine. Kadın sorar:
“Hanginiz evlenecek benimle?”
Bizim Mustafa’yı gösterir öbür Mustafa.
Kadın şöyle bir süzer bunu:
“Ulen paspal herif, senin gibisi çok burda, seni alacağıma burdan birisini alırım!”
Döner gelir bizimkiler…”
+++
Köyde bir adam tarlasının bitişiğinde biraz çalı çırpı yakar. Sağı solu biraz duman kaplar. Derken dumanlar ormancıya ulaşır ki çıkagelir ormancı; “Çam kesti, ormanı yaktı” diye tutanak tutar.
Bir ara ormancı adama der ki; “Atıma bir ala terki heybesi dokuyuverin, tutanaktan vazgeçeyim.”
Adam asla kabul etmez bunu. Arkasından da mahkemeye verilir tabi. Mahkeme de Silifke’de. Ormancının sesini duyan 4 kişiyi de tanık yazdırır adam.
Mahkeme günü gelir dayanır. İki tanık birlikte giderler. Giderken de, “Yahu şimdi biz ormancı “böyle böyle söyledi” desek, yarın nacağımıza bile el koyar bu, en iyisi “duymadık” diyelim biz” diye anlaşırlar.
Anlaştıkları gibi “duymadık” derler mahkemede.Diğer ikisi ise gerçeği söyler. Bu durumu anlayan yargıç öyle bir karar verir ki, ormancıya rüşvet isteme cezası, bu iki kişiye de iki günlük hapis cezası.
İki gün sonra köye geri gelir bunlar. Şakacı olan der ki, “Bülbülün iyisini koyarlar altın kafese!..”
Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…