DOLAR
45,3632
EURO
53,4614
ALTIN
6.881,97
BIST
15.066,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
25°C
Mersin
25°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
23°C

MARDİN MİDYAT ARASINDA

Mardin’de ilk durağımız Vilayet Konağı karşısında Simit Sarayı. Gezginler geliyor. Sıcak simit, böreklerini alıp çay ile kahvaltılarını yapıyorlar. Fiyatlar da uygun. Yol yorgunluğunu, yarı uykuları silip alıyor.
Araçlara binip sabahın erken saatlerinde Midyat‘a doğru yola çıkıyoruz. Yolların kenarlarına çam fıstıkları, üzüm bağları, kısa bodur meşe ağaçları sıralanmış. Meşeyi kış yaz, hayvanlara veriyorlar. Ondan olan süt, et çok lezzetli. Üretilen çam fıstığı, badem, üzümden üretilen şarap gibi ürünler iç turizm pazarında ve diğer illere satılıyor.
Midyat deyince Taş evler, taş konaklar. Önce Mağaralarda yaşam, mağaralardan çıkarılan taşlar, ustalar tarafından yontuluyor, sonra kademe kademe yapılan konaklar, evler. Tırlar ile başka yerleşim yerlerine giden taşlar, gittiği yerleri süslüyor. Yazın serin, kışın sıcak tutuyor.
Midyat’a girerken yeni yerleşim yerleri bizi karşılıyor. Yeni evler beton yığını. Çarpık kentleşme hızla devam ediyor. İçeri girdikçe tarihi evler, konaklar. Tarih sürecinde baskıya uğramış Süryaniler, Ezidiler, Kürtler, Türkler. Süryaniler inançlarından dolayı çok baskı görmüşler. Ama yılmamışlar. Hindistan’a gidip oralarda yaşamışlar. Ama ille de kendi anayurtları olarak kabul ettikleri Mezopotamya başka olmuş. Bu bölgede yaşayan halk, yıllardır barış içinde yaşamışlar. Kiliseler, Camiler, Alevisi, Sünnisi dostça yaşamışlar.
Çarşıları gezdikçe, konaklar, aralarında kiliseler, hep tarih kokuyor. Emek vermişler. Birlikte yaşam biçimlerine uygun yapılar. Bolca üretip, hakça tüketmişler. Kavga yerine barışı seçmişler. İmece ruhuyla yaşamlarına devam ediyorlar.
Her tarihi konak, belediye ve kişiler otel, pansiyon, satış dükkanlarına çevirmişler. Her gün gelen binlerce gezgini kabul ediyorlar. Kadınların ilmik ilmik işledikleri allı morlu yazmalar. El yapımı şaraplar, kahveler, çam fıstığı, bademler. Yörede var olan Kara Gül, beyaz atı ite gezen Celal satmaya devam ediyor.
Askerde aşina olduğum Midyat Hük. Adresini Arıyorum. Bilen yok. Selim Kanat, Midyat Hük. Midyat/ Mardin… Arkadaşım hakka yürümüş, kızları onun Tüp Bayisini işletiyorlarmış. Ama onları görmek nasip olmadı. Süryanileri Bingöl’de askerde hep ondan dinledim. Öteki olmanın mücadele yaşamını öğrendim. Ötekiler bir araya gelip dayanışma içinde olurlarsa, çok mutlu olduklarını o yıllarda öğrendim.
Gözüme çarpan Devlet Konuk evi, Hercai, İbrahim Sabo konakları ve Mor Hobil, Mor Abrohom ve Mor Kilise ve bir düzlüğe sıralanmış konaklar. Onların arkasında yeni yerleşim yerleri. Beton evler.
Konakların balkonunda Midyat’ın tarihi dokusunu izleyerek dibek kahvesini içmek, sıcak sıcak Süryani çöreğini yemek. Sonra içmek üzere Süryani Şaraplarından almak. Kızlar kadınlar hemen birer allı yazma alıp başlarına bağladılar. Allım morlum, sokaklarda dolaştılar.
Rehberimiz Ali Gönen bize tanıttı. Önce mağaralarda yaşayan halk M.S. 4’cü yüz yılda Hristiyanlık baskı altından kurtulmaya başlayınca üstlerine konaklar yapmışlar. Taş yapılar da ilk göze çarpan yaşanılan çağın simgeleri süsleme olarak yapılmış. Her biri bir ayrı sanat yapıtı.
Artık diziler bu konaklarda çekiliyor. Bizler de oralardan izliyoruz. Gezginler akın akın geliyorlar. Bu yöre halkının da sosyal yaşamı kolaylaştıran yerel yönetimleri seçmeleri gerekir. Tabi kayyumlardan başını kurtarabilirse.
Öğle vaktinde Midyat’tan ayrılıp, bir saatlik bir dönüş sonrası Mardin’e tekrar geliyoruz. İlk durağımız Tepenin başında 15. y.y. Akkoyunlu döneminde yapılan Kasımiye Medresesi. O çağlarda okullar açılmış. Bilim bir su pınarı gibi doğmuş, akmış ve durulmuş. Eğitilmiş insanlar Mezopotamya ülkesine sahip olmuş. Yapı değişik zamanlarda elden geçmelerle dimdik ayakta duruyor.
Yapı önünde aşağılara bakıyoruz. Kızıltepe ve uzanan Mezopotamya ovası.
Mardin öksüz kent, bahtı kara kent. Dağın tepesinde kurulmuş. Kale ve eteklerinde kurulan kent. Kale kadar konaklar da taştan yapılmış.. Yıllardır tarihe meydan okuyor. Sokaklar dar, ortadan bir cadde ve ona bağlantılı dar sokaklar. Uzun yıllar çöpler kamyon yerine, eşekler ile taşınmış. Eşeğini alıp gelen işe girmiş. Duyduk ki, son eşekler de emekli edilmiş, şimdiler de onlar hayvan huzur evlerinde yaşam sürüyor. Yerine elektrikli araçlar almış.
Dedik ya öksüz, yıllardır siyasette duayen belediye başkanları gelmişler, seçilmişler. Ama bir şeyler yapmaya başlayınca kayyum atanmış. Daha önce Mardin’e gittiğimizde aracımız eski Diş Hastanesi civarında park ediyor, oradan da yaya olarak sokaklar ve etrafında tarihi güzellikleri, çarşılarını ilmik ilmik, adım adım geziyorduk. Yeni atanan Kayyum bir karar vermiş;
“Araçlar şehre girmesin.“
Biz de Kasımiye Medresesini gezdik. Oradan bir dolmuş ile şehre girdik. Yürüyüşü bitenler için kahveler, yeme içme yerleri yapılmış. Ancak araçların burada park etmesi yasak. Hem gelenler mağdur, hem de orada ekmek yiyen esnaf.
İnşallah kayyum biter, seçilmişler söz sahibi olur, yöre halkının ve konukların rahatça gezip, alış veriş yapabileceği bir düzenleme yapılır.
Hoşgörü kenti dünyaya örnek olur. Ülkeye barış gelir. Kin nefret yerini sevgiye bırakır.
Not: Bilgiler için Taşucu Deniz Kızı Turizm rehberi Ali Gönen’e teşekkür ederiz.
Yazarın Diğer Yazıları