DOLAR
44,0852
EURO
51,0830
ALTIN
7.345,07
BIST
13.146,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
18°C
Mersin
18°C
Açık
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Açık
20°C
Cuma Parçalı Bulutlu
19°C
Cumartesi Çok Bulutlu
19°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    NASIL OLUR DA…

    “Harika bir akşamdı; gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl olur da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?” Dostoyevski bir eserine böyle başlıyordu. Buradan esinlenerek ben de sormak istiyorum:

    Evet. Nasıl olur da üç tarafı denizlerle çevrili; dağı, ormanı, sahili, yaylası ve bol güneşi ile küresel ısınmaya rağmen dört mevsimin yaşanabildiği bu coğrafyanın kıymeti bilinmez!?

    Nasıl olur da, zengin bir tarihi mirasa, alemlere nizam verme, adaleti tesis etme ülküsüne sahip; artık bitti dendiği anda küllerinden yeniden doğan bir milletin kıymeti bilinmez!?

    Böyle güzel bir coğrafya ve zengin kültüre sahip bir ülkede; nasıl mutsuz, umutsuz, nankör, gafil, hain olunabilir?

    Nasıl olur da kul hakkına riayeti, adaleti, sevgi ve ihlası esas olan bir dinin mensupları olan biz, bu denli vurdum duymaz, çıkarcı, ruhsuz, sevgisiz olabiliyor; nefret dilini konuşabiliyoruz!?

    Türk’üm demekten gurur duymamız gerekirken, neden birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya matuf etnik unsurları peş peşe sıralıyor, kaşıyıp duruyoruz!?

    Bütün dünya kendine tarih inşa etmeye çalışırken ve Hun’lardan, Göktürk’lere; Selçuklu’dan, Osmanlı’ya ve son kalemiz Türkiye Cumhuriyetine kadar tarihimiz bir bütün iken, neden bir bölümünü yok sayma, karalama ve inkar etme gafletine düşüyoruz!?

    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK askeri dehası, kahramanlıkları, Türk dünyasına bakışı, kültür ve devlet anlayışı ile anılması ve feyz alınması gerekirken; kimileri övgü, kimileri yergi niyetine, neden sıkça çilingir sofralarından dem vurulur?

    Türk kültürü ve islam ahlakı sevgi  esasına dayandığı halde, teknolojinin hızla ilerlediği ve insanların kalabalık içinde giderek yalnızlaştığı bu çağda neden birbirimizi sevmiyoruz!?

    Neden bazı karanlık şahsiyetler ve meczuplar üzerinden zengin tarihimizle ve bize iki cihan saadeti sunan yüce dinimizle alay ediyor veya buna sebebiyet veriyoruz!?

    Omuzu bulutlara değecek kadar moral ve motivasyonu yüksek olan biz, hangi ara, neden bu denli karamsarlık içine düştük?

    Ülkemizin bulunduğu jeopolitik konum, onca maddi, manevi ve insan kaynaklarımıza rağmen, neden hak ettiğimiz “muasır medeniyet” seviyesine ulaşamıyoruz?

    Neden, neden, neden?
    Yönetenler, kurumlar ve bireyler olarak kendimizi sorgulamalıyız!

    “Ey Türk titre ve kendine dön!”

    @kpınar 131120

    ETİKETLER:
    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.