Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
21°C
Mersin
21°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
22°C
Cumartesi Yağmurlu
18°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Yağmurlu
15°C

YENİDEN TOROSLAR

27.07.2020
A+
A-

Bu yılın bahar aylarını hiç yaşamadım diyeceğim ama diyemiyorum çünkü bir mikrop cümle alemi dize getirdi ve resmen evlerimize hapsolduk. Çocuklarımızın, sevdiklerimizin kokuları bile özletti bize bu küçük mikrop ve hala gidici değil, her gün can almaya devam ediyor. Her yıl şubat ayında başladığım Toros yaylalarına gezilerimi bu yıl ancak 25 temmuzda yapabildim.

Yaz geçmeden, yörükler sahile inmeden gitmek zorundaydım çünkü son kitabım “Cadılarıma Türküler”in kapak fotoğrafı Özlem cadıma aitti ve ona götürmek zorundaydım bu kitabı. Özlem küçükken geçirdiği bir hastalık sebebiyle duymuyor, konuşmuyordu ama güzel gözleriyle anlatıyordu yüreğinden geçenleri.

Cumartesi sabahı irfan, Şafak ve Kürşat ile birlikte düştük yola. İlk durağımız Sarıoğlan’da Karazorların restoranıydı. Bu kavşak noktasında çay içmeden geçmezdik ama artık buranın da pek tadı kalmadı. Girişin sağında ahşap bir veranda vardı, ahşabın yerini ruhsuz beton almış.Taşkent Sultan Suyunda durmamak olmazdı elbette. Buz gibi suda elimizi yüzümüzü yuduk, sularımızı tazeledik. Arkadaşım Ünal’ın oğlu burada yöresel ürünler satıyor, ondan biraz kekik aldım. Ünal kiraza gitmiş, görüşemedik.

Taşkent/Ermenek yolunda Belpınarı belinden stabilize yoldan sağa sapınca, Dedemli sapağına kadar bir sürü yörük çadırı var. Her yıl aynı aileleri bu yaylalarda görmek mümkün. Ali Canbaz’da yaz aylarını buralarda geçiriyor. Ali Canbaz’ın obasına vardığımızda sağım zamanıydı. Özlem, keçileri tutuyor, annesi Rukiye sağıyordu. Kitapları verince ışıl ışıl oldu cadımın gözleri. Onları meşgul etmemek için hemen ayrıldık. Yol boyu yörük dostlarımızı ziyaret ede ede Hadim’e ulaştık. Aslında bu yaylalar bölgenin en kurak, en susuz yerleri. Ot kıt, suyu kilometrelerce uzaktan getiriyorlar.

Kamp yapacağımız Çal Dağında kirazın harman zamanıydı. Her bahçede bir araba ya da bir pat pat vardı. İş gününü bitiren işçiler çataloluğun başında, çeşmenin buz gibi suyuyla yüzlerini yıkıyor, sohbet ediyorlardı. Mustafa Orhan, “HAKÜPAK” Hadim Merkez Kırsal Kalkınma Kooperatifinin başkanlığını yapıyor ve Hadim kirazının iyi bir Pazar bulması, değer kazanması için uğraşıyor. Sabah kalkınca önce onu bahçesinde ziyaret ettik. Yeğenleri ile kalan kirazları topluyordu. Ardından, Hadim’li dostumuz Abdullah Kuzgun’u, şair dostumuz Hulusi Akkaya’yı ziyaret ettikten sonra Konya yoluna düştük.

Zeki OĞUZ

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.