DOLAR
45,3503
EURO
53,4728
ALTIN
6.889,72
BIST
15.062,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
21°C
Mersin
21°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C

YOKUŞ / YANIK ORMANIN KESİMCİLERİ

Mayıs ayı sonunda bir söyleşi için gittiğim Antalya’da Tahtacı Ozan Soner Çamlıdağ ile yolumuz kesişti. Can TV’de yayımlanan Tahtacı Yurdu programı için gittiğimiz Antalya / Elmalı / Akçaeniş köyünde onu da programa konuk ettik. Düğün gelenekleri ve köy için yazdığı şiirini bize sundu. Çocukluğunda içinde oluşan şiir ve anılarını yazma dürtüsü onu şair, yazar yapıvermiş. İki anı kitabını imzaladı. Ben de bir çırpıda iki kitabı da okudum.

İki kitapta bir birini takip eden çocukluk anıları ile dolu idi. Bir Tahtacı çocuğunun anılarına giren yaşam. Belki Tahtacı Fatma belgeseli ona ilham vermiş. Tarım ile uğraşan bir aile. Ama asırlardır devam eden Tahtacılık mesleği. Orman ile, doğa ile iç içe yaşam biçimini çocuksu bir hava ile bizlere aktarmış. Yörük ve Tahtacı çocukları doğa içinde hep bir işin ucundan tutmuşlar. Oğlak gütmüşler, bahçede çalışmışlar. Maktada kesime giden ailesinin yanında hep bir işe yaramışlar. İşin ucundan tutmuşlar. Okul zamanı gelmiş dağda, ormanda okul mu olacak en yakın yere yayan yapıldak yürümüşler. Çocukluğumda 10 km yere gittiğimiz ilkokul, 7 yaşında çocuk, günün yarısı yolda geçer. Geç kalırsan ceza alırsın. Dereler taşar okula ulaşamazsın. Öğleyin bir köşede azığını çıkarır arkadaşlarınla paylaşırsın.

İşte anıları okuyunca bunları anımsadım. 13 yaşında bir kız çocuğunun anıları. Annesine yardım etme. Babasına yardım etme duygusu. Gücü yetmez. Odunu, tomruğu kaldırmak ister. Göbeği düşer, ya da beli kayar. Eğer bir ailede 10 çocuk varsa, ona da bir baba bakıyorsa, işte ormana gitmeden ne yapsın. İş bulunca ormana göçecek. Maktada kesim yapacak. Orman işi riskli. Kestiği ağaç üstüne düşer, yamaçtan giderken düşer. Yılan sokar, gün gelir aç canavar gelir saldırır. Ormanda yanık sahaları oluşur. Orman yasası o bölgede oturana kesim yaptırmaz. Başka yerlerden gelirler kesim yaparlar.

İşte birgün deniz kenarında bir yerde yanık sahasına kesime giderler. Orada yaşam başkadır. Köyden uzakta. Kente gidecek tek araç motosiklet. Uğrarsa bir çerçi, pazarcı uğrar. İhtiyaçlar en yakın yerden temin edilir. Yanında birkaç tavuk, keçi varsa; sütü yumurtası yemeklere katık olur. Tahta barakalar kurulur. Bir birine yakın olur. Birine bir şey olsa, diğeri ona koşar. Gün olur kesimde çam üzerlerine devrilir. Sağlık güvencesi yoktur. Doktora zor giderler. Günlerce iş tutamaz. Hele birkaç gün ara ile üst üste gelen iş kazaları olursa; çekilmez olur. Babası Mehmet günlerce işe gidemez. Konu komşu maktada kesim yerini birleştirirler. İmece ile işi bitirirler. Tahtacılarda musahiplik olgusu vardır. İşi erken biten musahip ortağı diğerine yardım eder. Odunu, tomruğu birlikte taşır, ster eder. Burada musahiplik konusu işlenmemiş. Ancak bir iş kazası sonrasında imece ruhu canlanmış.

Yanık sahasında aileler çalışırken, çocuklar okula gitmişler. Yayan yapıldak da olsa okumuşlar. Karnede pekiyi olmasa da, iyi de olsa ona sevinmişler. Akşam olunca yanlarında götürdükleri sazı çıkarıp, birlikte türkü söylemişler. Mengi oynamışlar. Hele kesim sırasında Nevruz ve Hıdırellez günleri olursa deme keyfine. O gün çörekler çekilip, davarlar kesilmiş. Birlikte paylaşmak. Bolca üretim, hakça bölüşmek. Kesim uzun sürdüğünde ya da bir hastalık, kaza, yakınların kentlerden ziyarete gelmesi. Yardım etmek. İşini gücünü bırakıp yardım etmek. Esasında hasret gidermek, özlem gidermek. Maktada kesim sahasında iş bitince barakalar sökülecek. Kamyona tek tek yüklenecek.

Kamyonun ütünde çocuklara açılan yerler “aman çocuklar düşmesin.” Yokuş ve Yanık Orman Kesimcileri, bir çocuğun gözünden, onun yaşamından kesitler. Olaylar şiirler ile desteklenmiş. Bir anı, öykü denemesi gibi olmuş. Şiirler, olaylar ile iç içe. İçinden geldiği gibi kağıda dökülmüş. Doğa, orman yaşamında zorluklar. Her yere yayan yapıldak gitmek. Dağı taşı aşmak. Hele okul yolunda akşam olunca karanlıktan korkmak. Tahtacı yaşamında kolaylıklar nasıl olsun ki; yaşadığın kentten uzakta, dağın başında birkaç aile. Her bir aile ferdine düşen işler var. Kaynaktan su getirmek, yemek yapmak, bulaşık yıkamak. Hem de dökme su ile yaşamı kolay kılmak. İşin ucundan tutan herkese bir iş var. Katırı sürmek, onun üstüne odun dizmek. Depoya sağlıklı bir şekilde götürmek. Onu yıkınca birileri ster edecek. Sonra ormancı gelecek, ölçecek. İstihkak almaya gitmek. İşte en mutlu yeri burası. Eşine çocuklarına alınacak fistanlık pazen kumaş. Ya da bir ayakkabı. Gençlerin sevdiklerine alacağı hediyeler. Bir ayna, bir tarak. Çocuklara alınacak akideli şeker. İşte o zaman değme keyfine dünyanın. Bir ıslık tutturursun ağzında. Bir ağıt olur, bir mengi olur.

(*) YOKUŞ / YANIK ORMANIN KESİMCİLERİ – SONER ÇAMLIDAĞ

SAHİL KİTAP – ÖZ UMUT KURTASİYE 

05427371798 ALTINOVA- ANTALYA

Yazarın Diğer Yazıları