DOLAR
48,4773
EURO
56,4970
ALTIN
6.890,86
BIST
14.627,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
32°C
Mersin
32°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
31°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    60 YIL ÖNCEKİ BİR KÖYÜN RESMİ

    (Örneğin Mut’un İbrahimli Köyü)

    Her evde her işe koşan beş altı çocuk, en azından bir iki sığır, ille de bir eşek, kimi evlerde at hatta katır, beş on tavuk, yine evlerin kimisinde beş on kimisinde yüz yüz elli bacak davar sürüsü ve yine ille de bir kedi ve hatta keklik…
    Bir öğretmen, her evden iki üç öğrenci, her sabah temizlik yoklaması, on dakika günlük olaylar, uygulama bahçesi, yılsonunda ille de piyes…
    Minaresiz ve imamsız bir cami, ancak Ramazan ayında parasını köylünün ödediği bir imam…
    Muhtar ve Köy Kurulu, köy bütçesi, köyün ortak malları, imece…
    Sığır çobanı; ille de Ekiz Durmuş ve oğlu Mehmet, çobana her gün bir bazlama, çoban hakkı…
    Köy bekçisi; ille de köyün en yoksulu, en garibanı Ekiz Durmuş, bekçinin tellal (duyuru) çağırması…
    Zaman zaman köy içinde bile boğarsak sürüsü. (Kızışan bir ineğin arkasından yedi sekiz öküzün/tosunun delice koşturması)
    Yaz sıcaklarında sığırların dırı (böğelek) tutması. (Böğelek denilen bir böcek tarafından sığırların ısırılması, arkasından da sığırların delice bir gölge buluncaya kadar koşturması)
    Köy saati Direkkaya, Direkkaya’nın gölgesine göre davarcı kadınların davarlığa davar sağmaya gidişi…
    Eşekle Çukurbağ ya da Pamuklu’daki su değirmenine un öğütmeye gidiş…
    Bütün yiyecekler doğal, fenni gübre ve tarım ilacı köye girmemiş daha, meyvelerin çoğu harap…
    Düğünler çalgıyla, çalgıcılar Kelceköy ya da Ortaköy’den, düğün odunu, tomgavıt karısı, tomgavıt kocası, okuntu, gelin atla götürülür…
    Sokağa gitme, ekmek atma, turşu, pekmez, bandırma, bulgur kaynatma, tarhana yapma…
    Kel ketel bir araba yolu olsa da arabasız; kente gidecek olanlar ya Büyük Faraç’a çıkarak Çömelek’ten gelen posta aracına biner ya da Çukurbağ’a gider. Gelirken yine aynı.
    Mut’a satmaya götürülen üzüm, elma, armut ve sebze, varsa köfünle ya da sandıkla, yine postaya kadar eşekle götürülür, eşeği çocuğun birisi geri getirir, akşama doğru yine çocuk babasını getirmeye gider…
    Kimisi de satacağını taa Mut’a kadar eşekle götürür…
    Gelirken ille de halvalı ekmek getirilir…

    Yazımızı köyde yaşanmış bir anlatıyla bitirelim isterseniz. Çavdar Hüseyin köyün yaşlılarından birisi. Evlerinin önünde, çelenginin altında, kendi yaşlarında bir iki kadınla söyleşip durur. Ayaktalar. Bir anda şalvarının uçkuru çözülüverir, şalvar aşağıya doğru sıyrılıverir. Kadınlar utanarak yüzlerini çevirirler. Çavdar Hüseyin gevrek sesiyle yapıştırır sözü:
    “Utanmayın avratlar utanmayın, içinde bir don daha var!”

    Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.