DOLAR
49,4136
EURO
55,6578
ALTIN
6.612,14
BIST
12.118,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Çok Bulutlu
25°C
Mersin
25°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
25°C
Perşembe Yağmurlu
22°C
Cuma Yağmurlu
22°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    9 EYLÜL: TARİHİN VERDİĞİ CEVAP

    9 Eylül; Anadolu’nun parçalanabileceğini, Türk milletinin tarihten silinebileceğini, devletimizin prangalara mahkûm edilebileceğini düşünenlere verilmiş tarihi bir cevap; Türk’ün vatansız bırakılabileceğini vehmedenlere indirilmiş tarihi bir tokattır.
    Ne yazık ki böylesine anlamlı ve tarihi bir gün, bu yıl da siyasetin gölgesinde kalmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın partisinin kuruluş yıl dönümü kutlamasına katılmak yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesi, 9 Eylül’ün önüne geçen siyasi gündemlerden biri olmuştur.
    Yıllardır “Atatürk’ün kurduğu partiyiz” söylemi üzerinden siyaset yapanlar ise bugün ikiye bölünmüş, adeta amansız bir mücadeleye tutuşmuştur. Bana göre her iki yapı da Atatürk’ün kurduğu siyasi hareketin birleştirici ruhundan ve kurumsal kimliğinden uzaklaşmıştır.
    Esasen Atatürk, herhangi bir siyasi partinin sınırları içine sığdırılabilecek bir lider değildir. O, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk milletinin önderidir.
    Türkiye siyaseti bugün ciddi bir kısır döngünün içine sürüklenmiştir. Partilerin bölünmesi, milletvekili ve belediye başkanı transferleri, siyasi çekişmeler ve yolsuzluk iddiaları üzerinden yürüyen davalar, toplumda giderek büyüyen bir huzursuzluk ve istikrarsızlık meydana getirmiştir.
    En sondan başlarsak…
    Her yazımda kurumsal kimliğini korumasını temenni ettiğim CHP’nin geldiği nokta ülke adına üzüntü vericidir.
    İmamoğlu, hızla içine sürüklendiği siyasi ve hukuki girdabın sonunda tutuklu ve cumhurbaşkanlığı adaylığı imkânsız hâle gelmiştir.
    Özgür Özel, önemli bir kitleyi peşinden sürükleyerek Yeni Parti’yi kursa da bütünleşik CHP’ye kıyasla güç kaybetmiştir. “İktidara yürüyoruz” dese de ortaya çıkan tablo, kendisinin de rahat olmadığını göstermektedir.
    Mansur Yavaş ise adeta arafta kalmıştır. Susarak ve gelişmeleri izleyerek vaziyeti kurtarmaya çalışsa da siyasetin bu tablosundan onun da mutlu olduğu söylenemez.
    Belediye başkanları ve meclis üyeleri baskı altında; teşkilatlar huzursuz, klasik CHP seçmeninin ise kafası karışıktır. Gidişattan belki de en fazla rahatsız olanlar, yıllardır CHP’ye gönül vermiş bu seçmenlerdir.
    Diğer tarafta, büyük iddialarla MHP’den ayrılarak parti kuran Meral Akşener, aktif siyasetten çekilmek zorunda kalmış ve kurduğu partiyi Dervişoğlu’na bırakmıştır. İYİ Parti’nin Milletvekili sayısı neredeyse yarıya düşmüş, kendisine yol açmaya çalışmaktadır. Bu yapıdan doğan Özdağ’ın Zafer Partisi ile Yavuz’un Anahtar Partisi ise kendi siyasi varlıklarını koruma derdindedir
    MHP ise siyasi hayatı boyunca zaman zaman büyük sancılar yaşamış, bölünmelerle ve ihanet tartışmalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Buna rağmen ayakta kalmayı başarmış ve oyun kurucu özelliğini büyük ölçüde korumuştur.
    Sonuç itibarıyla milliyetçi camia da bu gidişattan rahatsızdır.
    Peki, kim rahatsız değildir?
    Bazı dostlarımın, “Bütün bunlar iktidarın oyunu; iktidara yarıyor.” dediğini duyar gibiyim.
    Madem öyle…
    Madem bunun iktidara yaradığını düşünüyorsunuz, neden dokuz parçaya bölündünüz?
    Neden birlik olup bu oyunu bozmadınız? Neden hâlâ bozmuyorsunuz?
    Yüksek perdeden, doğru-yanlış demeden aklına geleni söyleyenler; siyasi hırslarını ülkenin ve milletin önüne koyanlar; hırsızlık ve yolsuzluk iddialarının girdabına sürüklenenler…
    Şunu unutmayın:
    Bu hâliniz ve bu tavrınız devam ettiği sürece, seçimin kaderini yine siz tayin edeceksiniz.
    9 Eylül bize bir şeyi çok açık biçimde göstermiştir:
    Milletin kaderi, ayrışarak değil; birlik olarak değiştirilir. Bugün ihtiyacımız olan da tam olarak budur:
    Daha fazla kavga değil, daha fazla birlik.
    Daha fazla bölünme değil, daha fazla bütünleşme.
    Daha fazla siyasi hesap değil, daha fazla Türkiye.
    Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, İzmir’in kurtuluşu için mücadele eden bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu’nun 104. yıl dönümünü kutluyorum.
    Ne mutlu Türk’üm diyene!
    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.