Mut İlçemiz

AYDIN BAK SUSMAZSAN DÖKERİM!

AYDIN BAK SUSMAZSAN DÖKERİM!
Nevruz ÖZCAN
Nevruz ÖZCAN( dj-nevruz33@hotmail.com )
H/İÇSEL YOLCULUK
03 Aralık 2019 - 10:12

Arkadaşlar…
Bu yazımda size Aydın’dan bahsedeceğim.
Aydın, zamanla yürüme yetisini kaybetmiş aynı zamanda da mide ülseri olan gençlik arkadaşımdı. Onu kaybedeli 21 yıl oldu, ben 19 yaşındaydım.

O zamana kadar yanında kendimi en rahat hissettiğim arkadaşımdı.

Onunla yaptığımız arkadaşlığımızdan kalan birkaç anımı yazacağım.

O zamanlar cep telefonu da yoktu, ev telefonu kullanıyorduk.
Her 3 Aralık’ta beni arar, “Günün kutlu olsun.” derdi. Gülüşürdük, sonra da ben onu arar aynı şeyi ben ona söylerdim gene gülüşürdük. Bir de bu hareketimize gülüşür kapatırdık telefonu.

Bir keresinde bana çok dokunan bir şarkıyı diline dolamıştı. Söyleme dedikçe gıcıklığı tutmuştu, susmuyordu. “Bu şişeyi görüyor musun? Susmazsan bu suyu üzerine dökerim.” dedim gene susmamıştı. Çoğu insan gibi acıyacağımdan emindi. Yanıldı. Tabii ki dökmüştüm suyu tepesinden aşağıya. Dedim ya, o zamana kadar yanında kendimi en rahat hissettiğim arkadaşımdı.

Bir gün Aydın bana dedi ki:
“Nevruz, belediye başkanımız bana tekerlekli sandalye vereceğini söyledi ama ben nasıl bineceğim? Nasıl çıkarım dışarıya? Çocuklar benimle dalga geçecekler..” gibi bir sürü bahane sıraladı.
Ben de:
“Ona bakarsan benim de hiç dışarıya çıkmamam lazım. Bak, bu insanlar da kendilerinden farklı insan görmeye alışık değiller. Hele çocuklar. Bir süre gülerler, bir süre dalga geçerler. Sen her seferinde gülümsersin ki bir öcü olmadığını görsünler, seni tanısınlar, alışsınlar..Bir süre sonra ‘Abi arabanı sürelim mi? Sana yardım edelim…’ gibi güzelliklerle gelirler, görürsün.
Kimse için değil, kendin için çıkacaksın dışarıya.”
dedim. Bir süre sonra başkan sözünü tuttu ve ben Aydın’ı artık evde bulamıyordum. Geziyordu adam.

Başka bir gün gene birbirimizle uğraşıyoruz.
“Döverim.” dedim, “Ben de sana vururum.” dedi. “Kaçarım.” dedim, “Tutarım.” dedi. “Nasıl tutacaksın ki?” diye sordum: “Kaçmaya çalış da gör.” dedi. Kaçmaya yeltendim, bastonunun tutacak yerindeki o eğrili yeri ayak bileğime taktı bir hamlede.

2000 yılının Ocak ayında onu kaybetmeden birkaç hafta öncesinde hayatımda ilk kez gittiğim Mersin’den köye dönmüştüm. Sağlığım da nispeten çok iyiydi. Kilo almıştım, vücut fonksiyonlarım da oldukça düzelmiş, kasılmalarım da oldukça azalmıştı. Aydın’ın çok kötü olduğunu duyunca çok üzülmüştüm. Sağlığımdan utanmıştım. İnsan bazen iyi durumda olmaktan utanır.
Bir gece sabaha karşı uyanmıştım. Aklımda Aydın, yoğun bir şekilde beynimi yakıyordu. O saatte de arayamazdım, zorla uyumuştum. Sabah telefon çaldı, abim açtı telefonu ve Aydın’ın ölüm haberini vermişti.
Birkaç ay sonra öğrendim ki o gece benim uyandığım ve arayamadığım saatte ölmüştü Aydın ve aynı sebepten aile de beni arayamamış. Ruhu mutlu olsun.

Bu yıl da sisteme, topluma saydırmak yerine yaşantımızdan kesitler sunmayı tercih ediyorum.
Engellemeye uğraşmayanlara selam olsun.

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com