DOLAR
45,9068
EURO
53,5030
ALTIN
6.651,17
BIST
13.834,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
26°C
Mersin
26°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
27°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
26°C
Cuma Parçalı Bulutlu
26°C

BENELUX – PARİS – ALSACE TURU / 3

5. GÜN:
Bir mayıs sabahında heyecanla uyanıyoruz. 50 yıl önce kurduğumuz Paris düşü gerçekleşecek. Yol kenarları ormanlar ile kaplı, bizde bir çevre yolu yapılır, hemen yanına imar verilir. Beton yığınları. Nefes alamazsın. Doğaya, insan yaşamına saygı için gürültü ve hava kirliliği canlılara zarar vermesin diye yolların kenarına cam setler yapılmış. İşte Paris’te yaşamak bu demek. Tarihe ışık tutan uygarlığın simgesi. Yol kenarında cam korkuluğu bize dünyaya bakış açısını gösterdi.
Kaptanımız Kadir Usta, bizi hiç sarsmadan Paris sokaklarına getirdi. Bizi Zafer Kapısına getirince içimizde bir heyecan başlattı. Ren Nehri coşku ile akıyor. Köprüler üstünden geçtik. Aracımız bizi Gotik mimarili bir sokakta bıraktı. Araçtan inince baktık ki, bir fenomen, bir kameracısı sokağı ve ardında yarı görünen Eyfel Kulesi önünde fotoğraf, video çekiyorlar. Anında paydaşlarına sesleniyorlar. Aman beğeni tuşuna bassınlar. Rekorlar kırılsın. Onlara gülümseyerek baktık. Bizi tarihi ağaçlar karşıladı. Aralarından geçtik. Bir de baktık Eyfel Kulesi girişindeyiz. Sıra sıra olmuşlar. Grup grup giriyorlar. Rehberler önde, gezginler arkada. Dünyanın her bir köşesinden bir sevda, bir hayal ile gelmişler. Yeşil, park ve yanında gölet ve göğe doğru uzanan Eyfel Kulesi. Bahçesinde fotoğraf çekerek anılara bir şeyler bırakmak. Eşitim Nuran Üçyıldız musahip olurken Musahibim Elif Özcan‘ın dikip hediye ettiği Üç etek Zubunu (Tahtacı Kadın Giysisi) giydi;
“Çek bakalım!“ dedi.
Hem etrafında dolandık, hem de resimler çekildi. Rehberimiz, “Yukarı çıkmanıza gerek yok. Biz gün içinde sizleri seyir tepelerine götürüp oradan kente baktıracağız. Sein (Sen) Nehri kıyısında tekneler bizi bekliyor.“ dedi.
Biz de EYFEL KULESİ ziyaretimiz sonrası teknede buluştuk. Bir saat boyunca tekne ile gezdik. 37 köprü ve nehir kenarında yer alan tarihi yapılar. Alman – Fransız savaşları. Boş kaldıkça, para oldukça yapılan binalar. 3-4 asır süren katedral yapımları. Göklere ulaşan katedral, saraylar. İşte tarih akışı içinde yer alan, kilise, okul, kültür merkezleri, kongre merkezi, parlamento binası… Onların yanından geçerken izledik. Fotoğrafladık. Notre Dame Katedrali, Versail Sarayı, Kültür ve sanat merkezleri, okullar, yaşam alanları. Sen nehri kıyısı elitlerin dünyası olmuş. Paris‘in boğaz yalıları da bunlar olmuş.
Ressamlar Tepesi yüksekçe yer; aracımız bir yer buluyor. Parfüm satılan bir yerde kısa alış veriş molası. Parke taşlı yollardan tepeye tırmanmaya başlıyoruz. Karşımıza teleferik çıkıyor. Uzun sıra olmuşlar. Rehberimiz rica ediyor. Bizim gibi yaşlıları ve çocuklu aileleri öne aldılar. Bir solukta çıktık. Paris Eyfel Kulesi ve kentin doğal güzellikleri ayaklarımızın altında. Ünlü ressamlar gelip, burada resim yapmışlar. Eh adını da RESSAMLAR TEPESİ koymuşlar.
Dediler ki, burada Soğan Çorbası çok meşhur. Bizi Türkçe karşılayan çalışanların bulduğu masalara oturduk. Çorbalar hazırlandı geldi, “Aman çok sıcak.“ PARİS SOĞAN ÇORBASI içildi. Taşlı yollardan aşağı indikçe tekrar Paris sokaklarına ulaşıyorsun.
Elitlerin yaşadığı yaşam bölgelerine ulaştık. Meydanlar yapılmış. Gotik mimari egemen olmuş. Hala o yapı tarzı devam ediyor. Adım başına Saraylar, Katedraller ve Koca Koca Kültür merkezleri. El ele tutuşup, konser, tiyatrolara giden insanlar. Sokakta öpüşenler. Dövüşenleri görmedik.
İki çocuğunu almış, sokakta gezerken aldığı dondurmayı yiyen çocuklarına bakan anne, baba; o kadar mutlular ki…
Dolaşırken sabah gördüğümüz Zafer Kapısına tekrar geldik. Bu kez ikindi güneşi vuruyordu.
Paris sokaklarında dolaşırken ikindi oldu. Karnımız açıktı. Adana kebabı ya da tavuk eti yemek. Eh domuz eti korkusu da var ya. İlle de tavuk etinden ızgara.. AZİZ STERK HAUSE, kendimizi Adana’da, Mersin’de bir lokantada sandık. Adana Kebap, tavuk ızgara derken ayran olarak karşımıza SİLİFKE YOĞURDU AYRANI çıktı. Şaşkına döndük.
“Nereden buldunuz?”
“Almanya’dan geliyor.”
Eşitim önüne aldı, “ Çek bakalım Silifkeliler görsün.”
Bu günlerde Avrupa Birliğinde patent alan SİLİFKE YOĞURTRLARI – ZEKAYİ ŞENEL’in kulaklarını çınlattık. Aklımıza Almanya SİLİFKE YOĞURT fabrikası kuran alman iş adamı geldi. Bir zamanlar Frederik Anıtı açılışına Alman Cumhurbaşkanı ile birlikte gelecek olan iş adamı aklıma geldi. Sertavul’a giderken baktık kaide üstünde Frederik heykeli vardı. İki gün sonra baktık ki, indirilip belediye deposuna konmuş. Hatta dostlar ile fikir yürütmüştük. Alman Cumhurbaşkanına BATIRIK ve Çay ikram etmek. Eğer açılış olsa idi. Alman iş adamı Silifke’ye bir SİLİFKE SÜT VE YOĞURT fabrikası kuracak, 500 kişi yi istihdam edecekti. Ufku kapalı bir belediye başkanı elinin tersi ile yok etti. Oysa Kılıçarslan ile anlaşma yaparak Göksu vadisinden geçmişti. Ama kader bu ya Göksu’da boğuldu. Onun anısına önce bir kaide, sonra bir anıt yapılması, Alman Türk dostluğunun bir simgesi olurdu. Ama hala geç değil. Tünelin ucundan çıkınca Göksu vadisini seyir edecek bir alan projesi ile orada bulunan kaide üzerine depoda bekleyen anıt yerine konur. Bu konuda Silifke’nin iki Komşu Kardeş Belediyesi, Adana Konsolosluğu el birliği ile projeyi gerçekleştirir. Eh Alman Cumhurbaşkanı ile birlikte gelecek olan iş insanları da beklenen yatırımı yapar.
Odun ateşi ile keçi, inek, koyun sütünü pişirip yoğurt yağan Zekayi Şenel yerli ortağı olarak yerini alır. Avrupa pazarlarında Sarıkeçili keçi sütleri yoğurt, ayran olarak gider.
Paris büyük kent, çoğu yerleri araç ile tur atarak; araca park yeri bulduğumuzda ise meydanları gezdik. İnvalide (Gaziler) meydanı, Lady Diana anıtı, Kraliyet eğlence merkezi Palais Royal, Fransız Devlet Tiyatrosu, Comedie Franceise LOUVRE Müzesi.
Gün batımında, karanlık çökerken Müze yanında seyir tepesine gittiğimizde orada meydan tıklım tıklım dolu idi. Aşağıda Eyfel Işıkları yanmaya başlayınca, orada hala ziyaret edenleri görüyoruz Eyfel Kulesi bütün güzelliği ile gök maviye selam veriyor. Meydanda konser veren iki genç sanatçı. Cezayir, Fas gibi ülkelerden gelmiş gençler, Eyfel Kulesi anahtarlık, masa süsleri sergisi açmış satış yapıyorlar. Özellikle 17. yüzyılda yapılan yapılar ortada duruyor. Savaşlar ile zaman zaman yıkılmış, tekrar yapmışlar. Ama sonunda Alman, Fransız, Hollanda, İspanya bir araya gelip Avrupa Birliğini kurmuşlar. Tek devlete doğru adım adım gidiyorlar. İşte bir hafta boyunca tek mühür ile dolaşıp duruyoruz. Tek para EURO ile alışveriş. Sosyal demokrat, ya da milliyetçi duygular kabarınca sağ partiler egemen oluyor. Ama Demokrasi kültürü devam ediyor. Her ülkede büyüyen Yeşiller… Türkiye’de sağ partilere oy verenler, burada haklarını savunuyor diye Yeşiller, Sol partilere oy veriyor. Türkler vekil, bakan, eyalet Başbakanı oluyor.
KİRMEN
Celal Necati ÜÇYILDIZ
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.