DOLAR
45,5699
EURO
52,8828
ALTIN
6.590,75
BIST
14.029,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
24°C
Mersin
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
21°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
24°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

BİR ÇINGI İLE YANAN DOĞA

Geçtiğimiz günlerde Kırtıl dağı eteklerinde rüzgar ile çıngı ile işbirliği içinde 15 bin dönüm yer yandı, kül oldu. Keçiler, koyunlar, yılan, çıyan, tavuklar, horozlar ve geyikler. Sonra insanlar hepsi sağ, ama ölüden beter. Evi yanmış, bahçesi yanmış, avarı yanmış. Her gün gelip bir umut ile bakıyorlar. Geri gelecek mi? Yağmurlar başlayınca tekrar yeşerecek mi? Dağ taş yeşerip, sular göz tutacak mı?
Önce yakın köylerden, sonra Aydın, İzmir, Denizli’den hısımlar geliyor. Onlarla ağlaşıyorlar. Devleti yönetenler de şaşırdı bu işe. Yardım tırı Aydın Alamut’tan, Denizli’den geliyor. Ama onların getirdiklerini koyacak bina kalmamış. Telefonlar çalıyor. Dünyanın her bir köşesinden.
“Ne yapabiliriz?”
Önce devlet bir şey yapmalı. O çıngıyı çoğaltmadan söndürmek varken, aman iş makinası yanmasın diye kaçırmak. Bu kadar doğa ve canlıların yanmasını seyirci kalmak. Görgü tanıkları anlatıyor; “Kaynak yaparken, birden çıngı çıktı. Onu toprak ile söndürmediler. Önce iş makinasını kaçırdılar, sonra kendileri gitti.”
Rüzgar susunca ateş söndü. Su sıktık, itfaiye, gökten su sıktık. Ama o bildiğini okudu. Karşısına fabrika çıktı. İki koca köy çıktı. Akdere, Işıklı, yangın söndürme ekibini kutluyorum. İki köyü ve fabrikayı kurtardılar.
Balandız, Kırtıl, İmamuşağı, Kocapınar köyleri rüzgarın, poyrazın, meltemin hışmına uğradı. Bilim uğraş vermeli, poyraz ile ateşi ayıracak yeni buluşlar gerekir. Ama esas olan şimdi yangın alanında insanların zararlarını kim karşılayacak? Zarar tespit, onarım, sonra uzun vadeli borçlanma. Zaten orman içinde fakir yaşam içinde yaşıyorlar. 1860 yıllarında orman da çalışırken Taşucu üstünde Tahtacı Belen’den buraya su başı diye gelmişler, yurt tutmuşlar. Yıllarca inançları yüzünden hizmet alamamışlar. Silifke’nin son elektrik alan köyü Kırtıl, 1990 yıllarda Korucuk mahallesinden Kırtıl köyüne dönüşmüş. Ondan sonra hizmet almaya başlamış. Şimdi biz bu köye diyoruz ki, “Evler yapılacak, sonra uzun vadeli kredi ile ev sahibi olunacak.”
Bu insanların suçu ne? Deprem olunca o işi Allah’a yıkıyoruz. Ama burada o çıngıyı çıkaran birileri var. İhmal, tedbirsizlik var. Rüzgarda kaynak yapılmaması lazım, ya da tedbir almak lazım.
İşte burada hukuk işlemeli, devlet zararları tazmin edecek, sonra bunları o firmaya fatura edecek. Bunu bir yetkili açıklarsa, o zaman evleri yanan insanlar rahat uyku uyuyacak.
Yerel yönetimler bir şey yapmalı. Sahada gördük ki, yolun altında ev yanmış, üstte duruyor. Bahçe, orman aynı şekilde; yollar sınır olmuş, izin vermemiş. O zaman bir imar planı yapıp, yolları sokakları ile yeniden bir köy kurmak. Bu projeye katkı sunacak Kırtıl Samahı, Kırtıl Davulu, Mengisi, özellikle Tahtacı Kültürü ile içli dışlı olmuş sivil toplum örgütler yardıma hazır bekliyorlar.
İzmir, Aydın, Denizli, Antalya, Adana, Mersin, Balıkesir, Çanakkale ayakta bekliyor. Hatta tırlar yola çıktı bile. Bir kısmı geldi, onlara diyor ki: “Biz yanınızdayız. Sizler yalnız değilsiniz.”
Ha az kalsın unutuyordum. Kırtıl Dede’nin İstanbul Kartal da bulunan torunları onlarda sıraya girmişler.
Bir şey yapmalı ki, umut olmalı.

Yazarın Diğer Yazıları