Göksu Nehri, bu coğrafyanın; özellikle Mut’un gerçek hayat kaynağıdır. Bir an için Göksu’nun olmadığını düşünelim… O zaman Gülnar gibi yalnızca kendi kaynaklarına mahkûm, tarımsal faaliyetleri azalmış, iş alanları daralmış bir ilçe olurdu. Yoksulluk kaderimize dönüşürdü.
Şükür ki, yılın on bir ayında üretim yapabilen bereketli bir vadide yaşıyoruz. Çocukluğu, gençliği ve iş hayatı Göksu Vadisi’nde geçmiş biri olarak, bu nehrin eski görkemini çok iyi hatırlıyorum. Daha o yıllarda başlamıştı Göksu sevdamız; sonra sevdadan öte, işimiz oldu. Karaman sınırından Silifke’de Akdeniz’e dökülene kadar her kilometresinde ayak izimiz, alın terimiz ve hatıralarımız var.
Bir çiftçi çocuğu olarak insanımızın hissiyatını çok iyi bilirim. Su dolabının gıcırtısıyla büyüdük; yer fıstığı, susam ve karpuz tarlalarının kokusunu içimize çeke çeke. Göksu bizim denizimizdi. Bugünse yaz aylarında iki kulaç atacak su kalmadı; balıklar bile küstü.
Tarımsal faaliyetin daha az olduğu, yukarı havzada baraj ve HES’lerin bulunmadığı yıllarda Göksu coşkun akar, kış ve bahar aylarında çevresini yıkıp geçerdi. O dönem yüzlerce dekar mümbit araziyi önüne katıp götürdüğünü unutmadık. DSİ’nin havza bazlı planlamaları, Ermenek Çayı üzerinde tamamlanırken; Bozkır ve Hadim’den doğan Göksu kolu ne yazık ki aynı bütünlükle ele alınamadı.
Mavi Tünel ile Konya Ovası’na su aktarılırken Mut Barajı ve Silifke’deki Kayraktepe Barajı hayata geçirilemedi. Bu yüzden kış akımları hâlâ boşa, doğrudan denize akıyor. Bugün Mut’ta zeytin, kayısı, erik gibi tarımsal faaliyetler artmış durumda. Fakat küresel ısınma ve kuraklık gerçeğiyle birlikte çiftçimizin susuzluk kaygısı da büyüyor. Yağmur ve kar az yağıyor. Gelecek yıllarda su yetersiz hale gelirse, emek ürünü binlerce hektar bahçelerin hali ne olacak? Göksu, eski heyecanını yitirmiş; hüzünlü, suskun akıyor.
Su; petrolden, elektrikten çok daha önemli bir kaynaktır. Çünkü alternatifi yoktur. Kimyasal formülü H₂O olsa da iki hidrojen ile bir oksijeni bir araya getirerek su üretemezsiniz. “Su gibi aziz ol” sözü bunun için söylenmiştir.
Bugün su tasarrufu zorunlu hale gelmişken, 30–40 yıldır başlanamayan projeler nedeniyle kış sularının boşa akması büyük bir israf değil midir? Bu israfa son verilmelidir.
Göksu’nun tam ortasından geçtiği bir ilçede susuzluk kaderimiz olamaz.
✍️Mehmet Akpınar