DOLAR
48,0647
EURO
56,2450
ALTIN
7.051,69
BIST
14.506,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
33°C
Mersin
33°C
Açık
Cuma Açık
34°C
Cumartesi Açık
32°C
Pazar Parçalı Bulutlu
32°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    GÖKSU HÜZÜNLÜ AKIYOR

    Göksu Nehri, bu coğrafyanın; özellikle Mut’un gerçek hayat kaynağıdır. Bir an için Göksu’nun olmadığını düşünelim… O zaman Gülnar gibi yalnızca kendi kaynaklarına mahkûm, tarımsal faaliyetleri azalmış, iş alanları daralmış bir ilçe olurdu. Yoksulluk kaderimize dönüşürdü.

    Şükür ki, yılın on bir ayında üretim yapabilen bereketli bir vadide yaşıyoruz. Çocukluğu, gençliği ve iş hayatı Göksu Vadisi’nde geçmiş biri olarak, bu nehrin eski görkemini çok iyi hatırlıyorum. Daha o yıllarda başlamıştı Göksu sevdamız; sonra sevdadan öte, işimiz oldu. Karaman sınırından Silifke’de Akdeniz’e dökülene kadar her kilometresinde ayak izimiz, alın terimiz ve hatıralarımız var.

    Bir çiftçi çocuğu olarak insanımızın hissiyatını çok iyi bilirim. Su dolabının gıcırtısıyla büyüdük; yer fıstığı, susam ve karpuz tarlalarının kokusunu içimize çeke çeke. Göksu bizim denizimizdi. Bugünse yaz aylarında iki kulaç atacak su kalmadı; balıklar bile küstü.

    Tarımsal faaliyetin daha az olduğu, yukarı havzada baraj ve HES’lerin bulunmadığı yıllarda Göksu coşkun akar, kış ve bahar aylarında çevresini yıkıp geçerdi. O dönem yüzlerce dekar mümbit araziyi önüne katıp götürdüğünü unutmadık. DSİ’nin havza bazlı planlamaları, Ermenek Çayı üzerinde tamamlanırken; Bozkır ve Hadim’den doğan Göksu kolu ne yazık ki aynı bütünlükle ele alınamadı.

    Mavi Tünel ile Konya Ovası’na su aktarılırken Mut Barajı ve Silifke’deki Kayraktepe Barajı hayata geçirilemedi. Bu yüzden kış akımları hâlâ boşa, doğrudan denize akıyor. Bugün Mut’ta zeytin, kayısı, erik gibi tarımsal faaliyetler artmış durumda. Fakat küresel ısınma ve kuraklık gerçeğiyle birlikte çiftçimizin susuzluk kaygısı da büyüyor. Yağmur ve kar az yağıyor. Gelecek yıllarda su yetersiz hale gelirse, emek ürünü binlerce hektar bahçelerin hali ne olacak?  Göksu, eski heyecanını yitirmiş; hüzünlü, suskun akıyor.

    Su; petrolden, elektrikten çok daha önemli bir kaynaktır. Çünkü alternatifi yoktur. Kimyasal formülü H₂O olsa da iki hidrojen ile bir oksijeni bir araya getirerek su üretemezsiniz. “Su gibi aziz ol” sözü bunun için söylenmiştir.

    Bugün su tasarrufu zorunlu hale gelmişken, 30–40 yıldır başlanamayan projeler nedeniyle kış sularının boşa akması büyük bir israf değil midir? Bu israfa son verilmelidir.

    Göksu’nun tam ortasından geçtiği bir ilçede susuzluk kaderimiz olamaz.

    ✍️Mehmet Akpınar

    Yazarın Diğer Yazıları