DOLAR
44,8530
EURO
52,7048
ALTIN
6.884,99
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
20°C
Mersin
20°C
Yağmurlu
Pazar Hafif Yağmurlu
19°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 53

    “Ohooo! Bizim köyde on dört tane Ahmet var. Amma senin sorduğun Ahmet’i biliyorum ben. İlle de onu soruyorsun sen. Hırsızlık yaptığını duymadım da görmedim de. Amma bunun dışında her şeyi yaptı. Otursunlar bir masaya, profesörü yanıltır. Söz yükü, heves yükü, uçarı, içi kuş dolu, palavrası çok…Hacca da gitti bu. Bir gün biriyle konuşuyor Çınaraltı’nda, diyor ki karşısındakine; “Adana’ya gittim, sağımda bir sarışın, solumda bir esmer, yatıyoruz!..” Tarlası tezeği çoktu, yedi bitirdi arkadaş, yedi bitirdi. Şimdi bir akrabasının bir odasında kalıyormuş, öyle duydum. Kanadı kırık kuşa dönmüş. Üzüldüm de…”
    +++
    Eskiden bir Yörük obası konaklaya konaklaya yaylaya göçer. Giderken lök bir deveyi yitirirler. Ararlar ararlar bulamazlar. Oralarda da bir Yörük çatması vardır. “Bulamadık, belki buralarda güze kadar yayılır, döner durur, ya da birisi bulur güze kadar sahiplenir, güzün geri dönerken buluruz/alırız” diye yollarına devam ederler.
    Güzün dönerken o çatma yerinde dururdur daha. Önünde de bir kadın ekmek atmaktadır. Yörük beyi kadına sorar yitik deveyi:
    “A bacı, bizim bir devemiz yitmişti yaylaya giderken buralarda, hiç gördünüz mü?”
    “Neler oldu, neler geçti bu felekten/ Senin gara lök de un oldu geçti bu elekten.”
    +++
    1960’lı yılların başıdır. 27 Mayıs olmuş, Cemal Gürsel Cumhurbaşkanıdır. Mut’un Göksu boyu köylerinden Molla Yusuf çocuğuna Cemal Gürsel adını kor. Bir ara çocuk hastalanır. Doğru Silifke’ye doktora götürür bu da. Doktor da koyu Demokrat Partilidir. Çocuğa iğne yapacaktır. Durgunlaştırmak için adını sorar:
    “Nedir bu güzel çocuğun adı?”
    “Cemal Gürsel Paşa Çiftçioğlu.” Gururla söyler bunu da.
    Doktor hartadak batırır iğneyi. İnceden bir küfür bile sallar.
    Şimdi o çocuğun adı nedir biliyor musunuz?
    “Topal Gürsel!”
    +++
    “Milli Eğitimde memur olarak çalışıyorum. Kültür sanata, yazıya, şiire de biraz ilgim var. Kitap okumadan zaten duramam. Siyasi kanalla bir belediyeye girmiş, birkaç ay sonra da Milli Eğitime yatay geçiş yapmış birisini verdiler yanıma. O günlerde de müdürüm bana bir rapor yazma görevi verdi. 15/20 sayfa tutuyor rapor da. Dedim ki yeni arkadaşıma:
    “Madem lise çıkışlıymışsın, biraz ben okuyayım sen yaz raporu, biraz sen oku ben yazayım.”
    “Tamam.”
    Yazım kuralları konusunda çok titizim. Nerede nokta virgül, nerede büyük harf, nerede soru ya da ünlem imi, nerede kesme ayırma imi, nerede –de’ler –da’lar ayrı ya da bitişik yazılacak… Bütün bunları çok önemserim.
    Yazma sırası arkadaşımda. Biraz sonra da bende. Abooo! Bir baktım yazdıklarına; yazım kuralları ya yanlış ya hiç yok. Biraz sinirlendim tabi:
    “Hani sen lise çıkışlıydın. İlkokul çıkışlı bile böyle yazı yazmaz!”
    Bozuldu tabi. Arkasından da bir kızdı bana, bir kızdı, sonra da küstü. Hatta bir zaman sonra dövmeye bile kalktı. Daha küsüz…”

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.