DOLAR
13,6809
EURO
15,5820
ALTIN
785,76
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
16°C
Mersin
16°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Parçalı Bulutlu
23°C
Pazartesi Çok Bulutlu
23°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

MUT ÇITLIK ANILARI / 3

Mut Çıtlık’ın yeni çıktığı yıllardı. Bir köye gitmek için bir köyden geçmem gerekiyordu. Köy kahvesine uğrayıp bir dergi bıraktım. Köylülerin de birçoğu uzaktan beni tanıyordu. Dergiyi alan atmış, alan atmış, “Bu adam komünist, dergisi okunmaz!” demişler hep.
Yirmi gün kadar sonra telefonum çaldı. Arayan bu köydendi. O dergiyi götürüp gittiğini, okuduğunu ve çok beğendiğini, abone olmak istediğini söyledi. O günden beri dergiye abone bu köylü. O köyden olup da Mut dışında yaşayanlardan da var dergiye bir iki abone.
+++
Sanırım altı yedi yıl önceydi. İstanbul’dan bir savunman (avukat) aramış, “Hocam dergi gelmedi” demişti. Yeni bir dergi daha göndermiştim. O da varmamıştı. PTT’nin dağıtım işi özelleşmişti ya… Derken üçüncü dergiyi de göndermiştim. Bir ay kadar sonra savunman bir daha aramış, “Hocam şu anda üçü birden geldi!” demişti!
Geçenlerde de Silifke’den bir arkadaş aramış, derginin 57 günde geldiğini söylemişti. Kaplumbağadan da kaplumbağa olmuştu bizim dergi!
+++
Yıllar öncesinin bir temmuz günüydü. Derginin yeni sayısı çıkmış, Kozlar yaylasına dergi dağıtmaya gitmiştim…
Yazları Fikri Rende de oradaydı. O da derginin sürdürümcüsüydü. Dergisini verirken bana şunları anlatmıştı:
“Adamın birisinin ölüm aklına gelmeye başlamış. 1, 2, 3, diye numaralandırarak üç zarf teslim etmiş çocuklarına. ‘Bu benim sizlere vasiyetimdir, ben ölünce sırasıyla bu zarfları açıp, ne yazıyorsa ona göre gömeceksiniz beni toprağa’ demiş.
Günü saati gelince ölmüş adam. Birinci zarfı açıp ne yazıyorsa onu yapmış çocukları. Sıra 2. zarfa gelmiş. ‘Beni çoraplarımla gömün’ yazıyormuş onda da. İmam ‘olmaz’ demiş, ‘çoraplarını çıkaracaksınız!’ Bir yanda vasiyet, bir yanda din! Sonunda çoraplarını çıkararak gömmüşler adamı. Sıra 3. zarfa gelmiş. Onda da şunlar yazıyormuş: ‘Gördünüz mü çocuklarım, bir çift kirli çorapla bile öbür tarafa gidemedim. Bu yüzden bu dünyadaki kazancınızın bir kısmını güzel işlere harcayın!’ İşte bu nedenle de Nihat Hocam, Mut Çıtlık’ın Ekim sayısını kapatıyorum, Ekim sayısının basım giderleri bana ait!”
Nasıl sevinmiştim, nasıl!..
+++
Yine yıllar önceydi. Akşamdan Belediye Başkanını arayıp, yarın öğleye doğru ziyaretine varacağımı söylemiştim. Mut Çıtlık’ın yeni sayısı çıkmış, dergi götürecektim.
İçeride birkaç kişi daha vardı. Dergi, söyleşi, derken kapı bir daha açılmıştı. Giren belediye çalışanı İbrahim’di. Bir tepsi çıtlık kahvesi getirmişti.
Mut Çıtlık’la çıtlık kahvesinin buluşması çok güzeldi, kültür sanat adına önemli bir incelikti.

Yazarın Diğer Yazıları
“masaustu
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.