DOLAR
13,4405
EURO
15,3377
ALTIN
785,73
BIST
2.085,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
°C
Mersin
°C
°C
°C
°C
°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 27

Not: Burada anlatılanların hiçbirisi kurgu değil, gerçek yaşanmışlıklardır.

“Ne zaman olsa evlenirsin ama önce okul, önce okul!” demişti babası hep. Bundan mıdır yoksa koşulların dayatmasından mıdır, nedense bugüne kadar evlenmemişti yeni doktor.
Doğup büyüdüğü ilçesine muayenehane açacaktı, yarın ilk hastasını kabul edecekti, oldukça heyecanlıydı…
Onu sessiz sessiz, uzaktan uzaktan izleyen ve de tek taraflı bekleyen yakışıklı bir delikanlı vardı. Hemen telefon açtı muayenehaneye. “İlk hastamız sizsiniz, yarın 8.30’da bekliyoruz” denildi kendisine. Onun istediği de tam buydu zaten.
Şöyle bir konuşma geçti muayene sırasında aralarında:
“İlk hastanız ben miyim?”
“Evet sizsiniz.”
“Turgut Uyar’ı biliyor musunuz?”
“Adını duydum ama bilmiyorum.”
“Onun ‘Yaşamımda İlkler’ diye bir yazısı var, onu da bilmiyorsunuz o zaman?”
“Bilmiyorum.”
Sonuç ne olabilir?..
+++
“Artık seksene dayandım arkadaş! Altmış yıldır var ettiğim bağı bahçeyi geçenlerde çocuklara paylaştırdım. İkisi güzel baktı, bakıyor da. İkisi ise hiç oralı değil. Bahçeler kuruyor, tarlaları ekmezler. Bunun için hiç rahatım yok, canım sıkılıyor arkadaş, hem de çok!”
+++
“Beci köyündenim ben. 2.5-3 yaşlarımda babam ölmüş. İlkokulu köyde bitirdim. Arkasından Mersin’e İmam Hatip Okuluna götürdüler beni. Zaman zaman anamın yanına gelirdim. Derken askere gittim, arkasından çalışmaya başladım. Anamdan hep uzak kaldım. Bir duydum ki, Konya’da hastanede yatıyor. Tam yanına gidecekken ölüm haberi geldi. Mut’a da daha geçenlerde geldim. Emekli paramla 40-50 kadar Gökbaş (keçi) aldım. Onları güderim dağda. Hayvancılığın tadı da çok kaçtı. Böyle işte…”
+++
“Adım Ayşe. Benden önce 3 erkek çocuğu olmuş babamın. Ben kız doğunca dünyalar onun olmuş, sevincinden uçmuş…
3 yaşlarında ya varmışım ya yokmuşum. 3 abim bir olup denize yüzmeye gitmek istemişler. Deniz bize çok yakın, 3 km. Ama beni götürmemişler. Ben de bağırıp dayatmışım. Küçücük bir su mataram varmış. Annem onu doldurup, elime verip, abilerimin peşinden göndermiş.
Denize varmadan ormanlık bir yer var. Oraya varınca benim uykum gelmiş. Su matarasını başımın altına koyup, bir ağacın dibinde uyuyakalmışım. Akşam olunca herkes gelmiş eve, bir ben gelmemişim. Herkesi sarmış bir korku. Babam “Gızımmm, gızımm, Ayşee!” diye çırpınmış, aklını oynatırcasına bağırıp durmuş. Çıralarla bütün köylü aramaya çıkmış. O ağacın dibinde, öyle uyurken bulmuşlar beni. Dünyalar yeniden babamın olmuş. Babam böyle çok sever beni…”

Yazarın Diğer Yazıları
“masaustu
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.